Kazım KARABEKİR’in Anadolu Alevileri ile Kürtlerin Hitit Halkı Olduklarına Dair İtirafları

Kemal SOYER-Y.Mimar

Kazım KARABEKİR’in Anadolu Alevileri ile Kürtlerin Hititlerin bakiyesi olduklarına dair itirafı ve devletin Alevi halkını “Eti Türkleri” adıyla Jöntürkleştirilmesine yönelik asimilasyon faaliyetlerini özetleyen önemli bir belge :Kazım Karabekir’in 07 Temmuz 1939’da, TBMM’de Tunceli Kanunu’yla ilgili yaptığı konuşmadan bir alıntı (25 kasım 2011 tarihli Hürriyet-İsmet BERKAN’ın yazısından)

images (14)

                                           Kazım KARABEKİR  konuşuyor;
 

“Hükümetimizden rica etmeği muvafık görüyorum. Çünkü bu noktadan bahsedilmemiştir: Dersim Türktür. Orada gayet az Kürt vardır. Bunun delili olmak üzere: İster coğrafi isimlere, ister Koç usağı, Bal uşağı gibi… Ta eskiden beri gelen Türk isimlerine, isterse fizyonomiye bakılsın, tamamiyle bu halkın Türk olduklarını gösterir. Fakat buranın sapa bir yer olması ve vaktile Kürtlerden asker alınmaması dolayısile oradaki Türkler de Kürt unsuruna temessul etmeği faydalı görmüşlerdir. Onun icin yapılacak ıslahatta her turlu tedbirlerle; gerek çocuklarını mekteblerde okutmakla, gerekse halkın içerisine bir takım münevverlerimizi göndermek suretile kendilerinin halis Türk olduklarını, yani mazinin Hititlerden kalmış diğer Kürt tabakası gibi değil, tamamile bizden hiç farkı bulunmayan Türk olduklarını bunlara sindirmeliyiz. O mıntıkadan menfaatler bekleyen, bazı büyük devletler mütemadi surette onların ırk nazariyesiyle oynuyor ve içlerine Kürd vaziyetinde başka unsurlardan olan bazı ilim adamları da karıştırarak onları bizden ayırmaya çalışıyorlar.İstiklal harbinde tuttuğum güzel sistem şu idi:Kürd sanılan mıntıkanın eski Hititlerden olup binaenaleyh Türk olduklarını, Dersimin ise tamamiyle Selçuk Türklerinden olduğunu aşiret beylerine telkin etmek suretiyle çok büyük bir fikri inkilab  hazırlanmıştı. Onun için Hükümetten rica ediyorum, Dersim mıntakası halkına ki, Hükümetimizi ve Devletimizi çok uğraştırmıştır, öz Türk olduklarını her vasıta ile, muhtelif kanallarla anlatmak lazımdır. Diğer Kürd mıntakalarına gelince: o mıntakalar hakkında da arzettiğim gibi en eski Türk olduklarını anlatmak ve bu fikri yerleştirmek lazımdır. Çünkü o mıntakadan başka suretle siyasi istifade etmek isteyenler, çok büyük kuvvetlerle o halkı bizden ayırmak için bir duziye uğraşyorlar ve çok para sarf ediyorlar”

Anadolu Uygarlıkları konusunda dünya bilim adamlarınca bir otorite olarak kabul edilen Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Hatti ve Hitit Uygarlıkları adlı kitabında “İ.Ö 1200 tarihlerinde Anadolu’ya balkanlardan göç eden Avrupa kökenli boyların bir bölümü ,örneğin Kürtler ve Ermeniler Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya,  genellikle Hurrilerin ve onların devamı olan Urartuların topraklarına yerleştiler. Sonradan buralara Akkoyunlular,Karakoyunlular ve Avşarlar gibi Türk boyları geldiler. Bugün Doğu Anadolu’da oturan topluluklar Hurrili, Avrupalı ve Orta Asya kökenli toplulukların torunlarıdır”diyerek Kürt Kimliğiyle ilgili tartışmalarda pek de göz önüne alınmayan çok önemli bir gerçeği dillendirmiştir.(1) Kürt tarihçileri Kürt adıyla ilgili  delil olarak  Asur Kralı Tiglatpilesar’ın Van Gölü yakınlarında savaştığı belirtilen “Qurtieli” topluluk adını kullanmaktadırlar.Ancak,  “Qurtie” kelimesi  her hangi bir halk adı değil, orijin adı d.KUR , fonetiği güçlü anlamındaki” Kurti ” olan Hatti-Hurri Dağ Tanrısını kavratmaktadır.Bu kavram Sümerce Karda Lulu,Alevi halk kültüründe Kurtik Dagi, Xort,Xorto Delal,Korte,Xorte Diari veya Xorte Qemeri  gibi adlarla anılmaktadır.Diğer yandan asıl adları Paflagon olan Ermeniler Hititçe Ay Arma´dan  adlanan Armanu veya  Urmiye Gölü çevresine yerleştikten sonra  Ermeni adını aldıkları  gibi,  onlarla birlikte gelen Kürtler de Irandaki KUR MANNA bölgesine yerleşerek KURMANC adını  aldılar. Balkanlardan gelen Kürtlerin antropolojik özelliklerine dikkat edilirse belli kesimlerin sarışın ve mavi gözlü özelliklerini korudukları, ancak  Anadolu halklarına karısan bölümün  yerli halklarının kültürel ve antropolojik özelliklerini taşıdığı  görülebilir.İstanbul Küçükçekmece Bathonea antik Kenti kazılarında Hatti/Hitit-Hurri eserlerinin açığa çıkmasıyla Anadolu halklarının İ.Ö.2.ci binde Trakya ve Balkanlarda yerleşik olduğu tartışılmaya başlanmıştır.Eğer öyle ise İ.Ö.1200 de Balkanlardan Anadolu’ya gelen Ermeniler ile özgün adlari “Bacnavi ve Boht” olan Kürtler doğal olarak sonradan yerleştikleri yerlerin ve dağların adıyla anıldılar. Bugün Kürt denilen  halk  İran coğrafyasına sonradan doluşan halklarla karışıp antropolojik özelliklerini yitirmiş, ardından Siyasal İslam temelli Arap kültürüne asimile olmuştur. Bitlisli Şerefhan’nın da belitiiği gibi Kürt denilen halkın ata adları Bacnavi ve Boht topluluğudur. Sümer, Asur, Hatti ve Hurri literatüründe bu adlar mevcut değildir. Balkanlardan geldikleri göz önüne alındığında bu adlar Bosna ve Büyük İskenderin ardından Afganistan´da oluşturulan Greko-Pers kökenli Baktria Eyaleti adlarını çağrıştırır. Ancak Balkanlardan Anadoluya göç eden toplulukların Dağlık Karabağ’ın Albania Bölge adı gibi Albania adı alan  Arnavutlar ile Italyadaki Etrüskler gibi  daha önceleri Anadoludan Avrupaya göç eden topluluklarla kültürel  ilişki icinde oldukları kuvvetle muhtemeldir.

Tarihi kayıtlara bakıldığında Geç Hititlere göre Mat Kurti adı  güçlü, sağlam  ülke anlamyla  Asur Ülkesinin Kardaka ve Karda adlı dağlık bölümlerini belirtir. Sümerce Kardaka denilen sıradağlar üzerindeki Karda Lulu bölgesi Lulubi Ülkesini, Turukku Lulu adı Türkmen Ülkesini belirtir. Zagrosların Kardaka adı, Sümerce Doğuş Dağları ve  tanrıların toplanma veya yaratma odası KUR DUKU kökenlidir. Bu nedenle  Kardaka adına konu Zagros halkları etnik manada Kürt olarak tanımlanamaz. Zagroslar veya Kardaka Sıradağları üzerinde Parsua, Elam, Guti, Lulubi ve Turukku ülkelerinin yanı sıra “Karda Ki.Ka” adıyla  da ayrı bir ülke adı yer almış,bu ad günümüze Kakai şeklinde gelmiştir.

Alevi-Bektaşi adı; Anadolu -Mezopotamya otokton halkları Sümer Gök Tanrısı Enlil’, kısa adıyla Eli’den dolayı Alevi, Hadat’tan dolayı Hatti, Hitit, Hurri Tanrısı Teşup’tan dolayı Bektaşi, Fırtına Tanrısı’nın  Taru  adıyla da Türkmen   adlarıyla anılmaktadırlar. 

Mustafa Kemale göre Türk adının kaynağı ise ,Toros Dağları ile Türkmen adının kaynağı olan El Taru, Hadat, Hitit ve Addu Baal gibi adlarla da anılan  Anadolu Fırtına Tanrısı Taru-Tarhu Ali’dir.

Anadolu Fırtına Tanrısı’nın Addu Baal adından kaynaklı Şah Edebali Ocağını  ele geçirerek kurulan Osmanlı Devleti, Selçukluyu yıkan ve kendisine de biat etmeyen Alevilerden kurtulmak için  İdris-i Bitlisi ve Palu’lu Cemşit gibi siyasal İslamcılarla işbirliği yapan katil Yavuz Döneminde geniş kapsamlı İslamlaştırma,soykırım ve asimilasyon programları uyguladı.Bu süreçte Kürt Derebeylerinin kontolüne giren Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Hititli Zaza ve Alevilere Kürt-İslam  kimliği dayatıldı.Şadi Aşiretleriyle Zazaların bir kısmı Kürt- İslamlaştı. Osmanlının talebiyle hazırlatılan Şerefname adlı eserde bir kısım Şadi, Zaza ve Alevi aşiretlerinin Sunni-Kürt gösterilmesinin nedeni söz konusu asimilasyon politikalarıdır.Cumhuriyetin Jöntürkleştirme Projesiyle Osmanlı -Kürt mezalimlerinden kurtulan Hititli Aleviler “Eti Türkleri” adıyla yeniden asimilasyon kapsamına alınırken “Kürt” ve “Ekrat” olarak anılan Zagros halkları da Hititli Eski Türk olarak tanıtıldı.  İttihat Terakki Hareketinin Anadolu Tanrısı Tarhu Ali’yi Fransız tarzı Jön Türk ilan etmesiyle başlatılan etnik temizlik ve asimilasyon kapsamında Türkleşmeleri istenen Kürtler ,Hitit ve Hurrilere karışan bir kısmı Avrupalı halk olarak eski Türk, yani Hitit halkı olarak ilan edilmiştir. Sümer Tanrısı Enlil’in oğlu veya ardılı olan Tanrı Baal İşkur ,diğer adıyla Hadat’ın adıyla adlanan Hatti Ülkesi halkının Anadolu’dan Zağroslara, Basra Körfezinden Suriye ve Kadeş sınırlarına uzanan kadim coğrafyada Sümerler döneminde aynı kültür ve inançlara sahip yerli halklar olduklarından,Hadat adının Hatti, Hitit, Hüda ve Xweda formlarıyla yaşadığını, tanrıya Xweda diyen günümüz Kürtlerinin  İ.Ö.12 YY’dan itibaren karıştıkları  Hatti , Hitit, Hurri ,Asur, Pers,Med ,Arap ,Türk vb. Halkların torunları  olduğunu düşünmek   gerekiyor.

Yorumunu siz değerli okuyucularımız ile “Aleviler halk değildir, Kürttür, Türktür veya Alevilik İslamın Mezhebidir”diyen günümüzün BOP’çu, Türk-İslam, Kürt-İslam ve Alevi İslamcı aktörlerine bırakalım.

(1).Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Hatti ve Hitit Uygarlıkları -1995 Sy.75

Not:Bu yazıyla ilgili aramalarda “Kazım Karabekir Alevimidir ?”  sorusu çok sık kullanılmıstır.Asıl adı”Musa Kazim ” dır.Ataları Karamanlıdır.Karaman  Beyliğinin kurucusu Lolanlı Bektasi  Nure Sofi`dir.Beylik  Alevidir.Hitit-Alevi Gerçeğini açıkladığına göre Alevi  ve Kürt gerçeğini de bilmektedir. Kazim Karabekirin Alevi olup olmadığını bilemiyorum. Ancak “Musa Kazim ” bir  Alevi adıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir