ALEVİ VE BEKTAŞİLİĞİN EVRENİ VE TARİHİ TEMELLERİ



kargamis_semazenler

23 yıl boyunca verdiğim konferanslar,1998 de Kültürlerin Belleği Anadolu Afişi  ve 2008 de YOL TV’de yayınlanan Yolun Ezeli Programıyla kamuoyuna sunulan Alevilerin Hatti-Hitit,Sümer ve Hurri halkları oldukları konusu ,13-14 Mart  2015 Abdal Musa ,4-5 Eylül 2015  Tarsus Çamalan Cemevi, 4-6 Şubat 2016 tarihinde de ÇORUM ALEVİ ÇALIŞTAYI’na sunulmuş ardından Hattuşa ve Alacahöyük’e gidilerek çalıştaylara sunulan eserler yerınde gösterilmiştir. AABF Dedeler Kurulu eski başkanı Hasan Klavuz, eşi Aysel Klavuz, Veliyettin Ulusoy’un grubundan Mehmet Turan Dede ile Cemal Şahin, Mersin Cem Evinden Erdoğan Sevin Dede, Çorum Cem Evinden Nurettin Aksoy Dede, Avukat-Hakim Mehmet Tural, ABF Genel Başkan Yrd. Ali Yıldırım ,yazarlar Süleyman Zaman, Bekir Özgür, Esat Korkmaz, Serdar Tanal ve Abbas Tan gibi 30’u aşkın çalıştay  katılımcıları Çorum Alacahöyük ile Alevilerin tarihi başkenti olan Hattuşa’daki  Yazılıkaya Tapınağı’na toplu ziyarette bulunmuş,12 tanrı ,Zülfikar ,aslan ve duvar yürüten tanrılar gibi  Alevilerin yerli-yabancı siyaset bilimcileri ve devletçe gizlenmiş tarihi kaynakları hakkında tarafımdan bilgilendirilmişlerdir. Katılımcıların çoğu önceki yayın ve açıklamalarımı bilmelerine rağmen, Alevi-Bektaşi Halkların Anadolu’daki Hatti-Hitit Dönemi belgeleriyle ilk kez yüzleştiklerini ifade etmişlerdir.Hitit Alevi belgeleriyle yüzleşen Ali YıldırımAlevilik tarihi ve asli vatanı konusunda ete kemiğe büründürülmelidir” açıklaması yapmış,bu talep  Kemal Soyer’in: “Şimdi Alevi atalarımız olan Hititlerin başkentindeyiz. Cansız duvar yürüten Tanrı Ali, Zülfikar,12 Tanrı, Hatti Ülkesinin tanrı ve tanrıçalarının katıldığı Kırkların Cemi’yle yüz yüzeyiz.Halk olarak Alevileri köksüz, tarihsiz ve devletsiz konuma düşürenler huzurdaki 4.Bin yıllık anıtları görmeli, Alevilerin Hatti, Sümer, Hitit ve Hurri halkları olduğunu kavramalıdırlar” açıklamsıyla  yanıtlanmıştır.

ÇORUM ALEVİ ÇALIŞTAYI

                                               Çorum Alevi Çalıştayı Katılımcıları

 ALEVİ  VE  BEKTAŞİLİĞİN EVRENİ  VE  TARİHİ TEMELLERİ

Kemal SOYER.Y.Mimar

Ankara 33 Noterinin 02-02-2016 tarih ve 2186 yev.No’suyla telif hakkı Kemal SOYER’e ait olup,  izinsiz  alıntı yapılamaz,çoğaltılamaz , kullanılamaz.

(4-6 Şubat 2015 Çorum Alevi Çalıştayı’na Sunulmuştur.)

Alevilik: Tanrı, evren, doğa  ve insanı “Varlığın Birliği” temelinde  En El Hakk  olarak gören, toplumsal yaşamı insan haklarında eşitlik, kültürel çeşitlilik içinde birlik ilkesiyle yapılandıran, toplumsal iradeyi evrensel kültür, eşit insan hakları , ortak ana vatan, ortak yönetim ve ortak egemenlik temelinde hayata geçiren kadim Anadolu-Mezopotamya Uygarlıklarının geliştirdiği ırklar üstü nitelikte evrensel bir kültür ve uygarlık birikimidir. Alevilikte “yol bir ,sürek bin bir” kavramı, kadim insanlık tarihi ile Bin Tanrılı Halk  sanıyla anılan Sümer-Hatti, Hitit ve Hurrilerin yaşadığı  Hak Yolu’nu tanımlamaktadır.

Alevi-Bektaşi Halk Kimliği  ile Alevilik ;

Ana vatan olarak, üzerinde doğduğu Anadolu-Mezopotamya topraklarından,

Toplumsal tarih, kültür ve inanç kökenleri bakımından, semavi addedinen dinler öncesinde evrenin varoluşu ve yaşam biçimine dayalı Anadolu Aleviliğini yaratan Sümer-Lulubi, Hatti, Hitit-Luvi ve Hurrilerin tarihi,uygarlıkları,halk kültürü ve inançlarından bağımsız olarak değerlendirilemez.

GÖK KUBBE -SEMA KAVRAMI:

Gök kubbe; dünya ve evreni varlık alemiyle görüntüye çıkan Hakkın aynası ,ezel-ahir binası ve ilahi kelamı ile bilimin doğuş deryasıdır . Evrendeki varlık alemi aynı özden bin bir dona dönüşen dişi-er niteliklere sahip tanrı-varlık çiftlerinden oluşmaktadır. Aleviliğin “Varlığın Birliği”ne dayalı evreni kuramı kapsamında Anadolu’nun kadim halkı Sümerler, insan, evren ve tanrıları bir asıldan terimlerle tanımlamışlardır.

Sümerce ve Akadca gök kavramı;  “SAMU” ile “hasmanu“, 

Hurrice gök kavramı “ese, Hititçe “napis-nefes“,

Zazaca “asmen“, Kürtçe “ezmen” olup Türkçeye “asuman” olarak geçmiştir.

Alevilikte Evreni Engür Deryasının Serçeşmesi niteliğiyle  Engür Ali  ,Gök Ali temelli  “Ali Asuman” adları Siyasal İslamda  Allengir, Ali Osman, Gök Tanrı Devleti’ni tanımlayan “Devlet-i Asuman-ı Ali” adları da “Devlet-i Osman-ı Ali” formuna sokulmuştur. 

İNSAN TERİMLERİ :

Sümerce insan terimi “ZA” ve “LU”, ilk insan ve varlık çifti; “ZA-ZA=Lulu”, çocuk “DUMU”, insanlık; DUMU. LU.ULU.LUdur. Lolan, Dımıli ve Zaza terimleri bu temelden doğmuştur. Varlığın birliği temelinde LU=LU, LU= ULU=DUMU LU.ULU.LU ‘dur. Yani insan eşittir insan,insan eşittir tanrı,tanrı eşittir halk ve Hakk’tır.

Sümerce er-adam”uru” veya“ur”,kadın“NIN” ile belirtilmiştirZazaca erkeğe“erokadına  neneve erin dişili olanerehitab edilir.

LULU

LULU’nun yaratılışı .Kaynak:.S.J.TOLE.Orıgın Myth Of Me-Creation Of The Lulu. Lulu pres 2015 .

İNSANLIĞIN VAROLUŞSAL KARDEŞLİK KURUMU MÜSAHİPLİK :

IMG_0486Aleviliğin tanrı ile varlık aleminin aynı vardan var olduğuna dayalı ırklar üstü yaşam ilkesiyle kardeş görülen insanların yaşamın tüm alanlarında eşit hak ve sorumluluklara sahip olduklarını kavratarak toplumsal yaşamın temel taşlarından biri haline gelen “Müsahiplik Kurumu”, Sümerce “insan eşittir insan“ temelli “Lu=Lu”, tanrı=insan temelli AN=LU-LU’dan kaynaklı Enlil’in adı ve insanlık anlamına gelen DUMU LU.ULULU Sümerogramıyla tanımlanan, özü, Kırklar Meclisindeki engür demi ve kandaşlık ritüeliyle kavratılan “Varlığın Birliği” olgusudur. Irkçılığı reddeden bu varoluşsal olgu, kadim uygarlıklarda kemerbest bir gömlekten doğan dişi-er varlık çifti ,bir bedende iki başlı ana-kız veya tanrı çiftine konu figürinler ve Zazaca-Sümerce ikiz yıldız, ikiz evren, er-dişi tanrı ve varlık çiftini ifade eden “meu-mat-ı müçteba” terimiyle tanımlanmıştır.

SDC12486Sümerce  tanrı ve varlık çifti terimi“mastabba”olup, zamanla “müçteba” ve “Mustafa“ formuna girmiştir. Kayınpeder ile damadın müsahip olamayacağı süreğe karşın, Alevilikte  müsahip kabul edilen Muhammet ve Ali adlı tarihi şahısların Cafer-i Sadık Buyruğu’nda anlatılan kardeşlik ritüelinde, Cebrail’in talebiyle Muhammedin Ali’yi tanrının hakikati olarak ilan etmesiyle  ikisinin bir gömlek içinde iki başlı bir varlık olarak bedenleştiği belirtilmiştir.Ali’nin varlık aleminin nuru olan Muhammet(Me-u Mat) ile bedenleşmesi ritüeli, Anadolu Aleviliğinin “Hakk Meumat-ı Ali” üçlemesine , yani tanrı, insan ve varlık aleminin ezeli birliğine,başka bir deyişle tanrı ile varlık aleminin aynı gömlek içinde bir asıldan südür ettiği gerçeğine dayanmaktadır.Anadolu kazılarından elde edilen “idol” biçimli figürünler arasında kemerbest gömlek ve tarık altına yatırılan dörtlü figürinler, ak kefen ve tarık altına yatırılan müsahip çiftlerle ilgili ritüelin kadim örnekleri arasındadır. İnsan ve dünyevi varlıklar Zazaca pren,Hititçe parna denilen dünyevi gömleğin, dünya, atmosfer denilen gömleğiyle güneş temelli ateşten gömleğin, güneş, ak kefen olan galaksimizin, galaksiler ise  evreni gömleğin içindedir.                                                      

TANRI ADLARI

HIZIR ,Ali ,BEKTAŞ, ,BAAL, BALIM ve EDEBALİ adları :

Alevi-Bektaşi Hititlerin sanı “Bin Tanrılı Halk”tır.Hitit Devleti Komünal bir tanrı devletidir. Bin tanrı deyimi, bin adet tanrı anlamı taşımaz, aksine evrene-dünyaya binbir varlık donunda zat ve sıfat olduğundan Alevilikte “Bin bir donda baş gösteren Ali El Mürteza ,Binali ve Hızır Ali” adıyla gök tanrısını kavratmaktadır. Ali El’in Sümercesi Elel-Ellil olup Ali–Alle temelinde Engür Deryası ile tanrı çiftini tanımlar. Alevili ğin  “Ali-Ali”  ile “El Ele, El Hakka” deyimi bu temelden doğmuştur.

Gök –Fırtına Tanrısı evreni binayı kuran işleviyle d BON ,banu ve bani ,

Zazaca bine ,Hititçe napis denilen nefesiyle varlık alemine hayat veren  “Bin tanrı” ve Binali,

Tanrı El veya Ali, Zacaca “hazar”, Hititçe Hazzi Ura, Sümerce “lımu”sıfatıyla Hazar Ali,Hızır Ali ve Ali-limu (Alolim-Elif Lam) adlarıyla anılmıştır.

Bektaş adı Hatti Güneşi’ni taşıyan  boğa ve güneş temelli “Boğe Tiji” ile Sümerce “Patesi” temelli “Petteş” ve “Bektaşi” içeriğindedir. Hurri Tanrısı Teşup adı, “Teşu Baba” formunda “Bektaşi Baba’dır. 

Çift tepeli kutsal dağ temelli Tilla lakabıyla Hızır Tilla adı, güncel Hazret-i Ali formuna girmiştir. Arap Ali Hazreti Ali değildir. Zira her yerde ve her demde hazır ve nazır olan Hızır, Ab-ı Hayatın kaynağındaki ölümsüz Serçeşme Tanrıdır. Hızır’ın lakaplarından biri Hıdır’dır. Alevilerde olduğu gibi,Hititler ilkbahar ve sonbaharda onun adıyla yılda iki kez “Hızır Bayramı” kutlamışlardır.

Sümerce gök ve gök tanrısı çifti çok ışınlı yıldızla sembolize edilen ;AN ve ANTU,

Yıldız belirteci ;mul ve Lu, her bir yıldız dişi-er varlık çifti temelinde “Lu-lu, Du-mu-lu“, gök tanrısı AN-Lulu temelli EnlilMul-Lulu temelli Mulil, Enlil’in eşi NINLİL-Nin Lele-Mullisu(Ma-a Lola)”adıyla belirtilmiştir. Antik yazıtlarda isimler konsonat harflerle yazılmış, Tanrı El  kısaca “L” harfiyle belirtilmiştir. Bu harfin önüne “e-a”sesi verildiğinde “El-Al”, ”i”sesi verildiğinde “İl”, ardına “i-a”sesleri verildiğinde Alevi tanrısının  İlu, Eli, Oli veya Ali  adıyla  birlikte “İL” ve “El” denilen yurdu ,”b’l” yazılımıyla “Ba’al”, ”bl” harfleriyle  de efendi,bey anlamına gelen “Bel “ve “Balım” sanları yazılmıştır.Hattice “HU”, Bektaşilikteki “” gibi tanrıyı ifade eder.HU-DA yaradan çifti anlamındadır. Güncel formu Hüdeyda, Xwededa ve Alaverdi’dir. Anadolu toprakları tanrının Taru Hatti adıyla anılmış olup, Hatti adı Adda, Adat, Hadat ve Addu Baal temelli Hüda ile Şah Edebali formuna girmiştir. Kadim toplumlarda yurt tanrıyla eşitlenmiş, tanrısına ve yurduna sahip çıkmayan toplumların geleceklerini kaybedeceği gerçeği toplumsal hafızaya alınmıştır. Taru Komana Ali adıyla Hatti Ülkesi evreni bir Komün olarak tanımlanmıştır. Hatti Ülkesi Fırtına Tanrısı’nın Taru adına Orta Asyalı Türk, Tarkan veya Tarkon, SI-U-Sİ’den Zeus, Muvatalli’den kişi Muhammet ve Ali gömleği giydiren işgalci  halklar Aleviler  ile diğer otokton halkların Anadolu-Mezopotamya ve Kuzey Suriye’den oluşan ana vatanlarını ele geçirmişlerdir.Alevilerin tanrı makamı olan  Hacı Bektaş Dergahı’nın “El’ine, Bel’ine ve Dil’ine” sahip çık mesajı bu gerçeklerle “tanrına, yurduna, devletine ,yaşam kaynaklarına ve ana diline sahip çık” anlamındadır.Alevi İslamcılar bu kavramların içini boşaltıp, sadece ahlaki boyuta indirgemekle, Alevileri köksüz, vatansız, devletsiz ve tarihsiz bir konuma oturtmaktadırlar.

TANRI VE HALK ADLARI :Anadolu-Mezopotamya otokton halkları;

Gök Tanrısı Ali’nin adıyla Alevi,

Fırtına Tanrısı’nın Hurrice Teşu Baba ve Boğe Tiji adıyla Bektaşi,

Tanrı Enlil’in(AN-LULU) adıyla Lulu-Lolan (Lulu-AN),

Dumu.Lulu temelli Dımıli-Atmalı,

Güneşin Hurri adıyla Hurri, Hurri  Mukisanu adıyla Hurri Mukis(Xormekıj),

Hurri Mitanni Temelli Metini,

Tanrının Taru-Tarhu adı ile Kumme veya Komana adlı kült merkezleriyle Tarukoman, Terekeme, Türkmen,

Dağ Tanrısı Sadu ile güneşin Siu-UTUsi adıyla Şadi-Şadıj,

Tanrının Hadat -Hüda adıyla Hatti ve Hitit,Hadat ve Siu temelli Hattuşa-Xıdıj,

Hatti Lulu temelli Xıdıj-Lolıj,

Güneş Tanrısı’nın Estan adıyla Ezidi-Asitani,

Dağ Tanrısi Karduha-Kurti  temelli Karduh-Kürt,

Şamaş temelli Şemsikan,

Siuni Mullu temelli Sinemili,

GUD ALU temelli Guti-Gutan,

Baal adıyla Pala,Baal ga adıyla Balkıj,

 Urartu-Binali tanrısı Haldi’nin adıyla Xalidi gibi adlar almışlardır.

TANRI EVİ –MAKAMLARI VE ASİTANE KAVRAMLARI

Sümerce tapınak kavramı E’.KUR.RA, dağ tapınak E’.KUR  kozmik ev DUKU, kozmik dağ Hursag, tanrılar evi E’.Dıngır Lım , Hititçe ev pir veya parna, tanrı evi; E’.Karimmi, Siunas Parna veya Siuni Pir’dir. Bu kavramlar Alevilikte Haydar-ı Kerra, Pir Evi, Tekke ,Tekke Kaya, Horasan,  Pir-i Sani’nin  ve Kerim’in Evi şeklinde yer almıştır.

Sümer Gök Tanrısı AN’ın kozmik makamının adı “E’.ANNA”, makam rütbesi 60,

Enlil veya Ali’nin Makamı“E.Kur“,  makam rütbesi 50,(Pence-i Ali Abba)

Tanrı Enki’nin Makam adı “E’.Engurra” ,makam rütbesi 40 olup Kırklar Makamı adıyla anılmaktadır.

Sümerce Güneş Tanrısı’nın adı d.UTUsi, Hattice Estan’dır. Yerin göğün bağı ,darı ve durağı imgesindeki Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı Güneş Tanrısı Estan/ASTAN  adıyla  “Asitane” ile “Ali Şir-i Yezdan Evi”, Hatuşa-Hatti Siu adıyla Hatice Ana Evi, bahçesindeki dut ağacıyla Kara Dut Dergahı işlevindedir.

Kırlangıç tavanlı Cem Evleri,Düzgün Baba, Goşkar Baba gibi dağ tapınakları, Hamurpet, Yedigöller ve Halil El Rahman gibi kutsal su kaynaklarıyla yaşamaya devam eden Anadolu’nun ateş,hava,su ve toprak temelli kült mekanlarının tarihi diplikleri Neolitik Dönemin Tanrılar Dağı DUKU ve Hursag olan Göbeklitepe, Çatalhöyük ve Nevali Çori gibi tapınakları ,Hititlerin Baba dedikleri Tanrı Dağları , Sarissa, Eflatunpınar ve Yalburt Kutsal Havuzları gibi kadim yapılara kök sürmektedir.Hitit kentleri ile tapınak girişlerinde tanrı ve tanrıça tasvirlerinin yanı sıra daima koruyucu aslanlar veya sfenksler yer almıştır.Bu varlıklar miraçta “yol üstünde yatan aslanı” yani, Ali Şir-i Yezdan’ı tanımlamaktadır.Üç avlulu tasarım, tanrı odaları, türbeler, hazireler, tapınak girişlerindeki aslanlı çeşmeler, kutsal havuzlar, yönetim odaları, katipler,yazı ve arşiv odaları, atölyeler, işlikler,erzak ambarları ,tapınağa ait bağlar, bahçeler, koruluklar gibi idari, dini, sosyo-ekonomik işlevlere konu Hitit tapınakları daha sade ve küçük ölçekte de olsa bir bütün olarak Hacı Bektaş-i Veli Asitanesi ,Seyit Gazi gibi dergahlarla çağları aşarak günümüze gelmiştir.

AYİN-İ SEMA veya AYİN-İ CEM KAVRAMLARI :

IMG_0251Gök kubbe, tanrının bedenlendiği kozmik ve dünyevi varlık aleminin cem ve semah halinde göründüğü “Hakkın Ayinesi” olup, Alevilikteki adıyla “Ayine-i Sema” ve “Erenler Meydanı” dır. Aleviliğin “Ayin-i Cem” kavramı Sümerce gök ve tanrısını tanımlayan “AN-U-SAMU” terimiyle aynıdır. Göz, göze, çeşme ve “Ab-ı Hayat”ın  kaynağı temelinde tanrının Serçeşme niteliğini kavratan ANU temelli “Ayn”, tasavvuf dilinde varlık alemiyle zuhur eden tanrıyı  kavatmaktadır. Hilmi Dedebaba’ nın “Ayine tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme, Nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme” şeklindeki dizeler insan,evren ve  tanrının birliğini , semahlarda el ve aya ile sembolize ayna da, Tanrı El’i, Pençe-i Ali Abba’yı kavratmaktadır. Bu motif Hititlerce elindeki aynadan ardındaki El İSKUR veya El Esker Ali’yi gösteren tanrı-tanrıça rölyefleri ve Hünkar’ın yeşil eliyle ayrıntıda tanımlanmıştır. Sema kelimesi Zazaca“sama” formundadır.Bir bütün olarak galaksiler,  kollarındaki güneş gibi yıldızlar ile onlara bağlı dünya gibi kürevi varlık alemi Ayine-i Sema’da cem olup semah dönmektedir.Yukarıdaki resimde tanrıçanın elindeki ayna gerçekte evrendir.

IMG_0499

Ayin-i Cem; tanrı,insan ve varlık aleminin aynı asıldan varoluşunu, tüm insanların Hakk ile  yektaş, Hak yolunda yoldaş, cemiyet içinde kardeş, maddi ve manevi yaşamda, üretim ve tüketimde eşit hak ve hürriyetlere sahip olduklarını kavratan”Varlığın Birliği”  kurumudur. Bu evreni kurum; dünya ve üzerinde yaşanılan ana vatanda tanrı ana işlevli doğayı ve bağrındaki varlık alemini koruyup geliştirme temelinde birlikte üretip paylaşan,barışı,insan hak ve hürriyetlerini, insan ve doğa sevgisini ,adalet ve hukuku en üst ölçekte tesis eden “kamil insan” ve toplumu oluşturur. Ayini Cem ritüelleri, “Komün-ü Ali” niteliğindeki  evrenin varoluşsal yapısı ve yaşam düzenine dayalıdır.Cemlerde içilen dolu, tanrının Kırklar Meclisinde evrene ve tüm varlık alemine eşit olarak verdiği yaşam hakkını “an-ı daimde” temsil eden Dem-i Ali ‘dir. Bu demden alan canlar “Dumu Lulu” adıyla tanımlanmış,Hitit kralları ayinlerde “Tauri” adıyla evreni dolu olan tanrıyı içmişlerdir. Bu evreni gerçek Pir Sultan’ın “Bu dünyaya dolu geldim, dolu benim, Bilmeyenler bilsin beni Ben Ali’yim Ali benim” dizeleriyle kavranmaktadır. Yukarıdaki idol Ayine-i Sema halindeki evreni, tanrı ve varlık çiftini, evreni Göbeklitepeyi sembolize etmektedir.Matara formunda Mater Kibele adıyla anılan  tanrıçanın Alevilikteki adı; Anadolu, Analola, Ma-a Lola, Küpü Dolu Kadıncık Ana ve Ayni Ana’dır.

AYİN-İ CEM’İN TARİHİ SÜREĞİ

Sümer,Hatti, Hitit ve Hurriler Tanrı El’in adıyla Alevi, Tanrı Teşub Ba.’nın adı ve dünyevi halifesi olan kralların “Patesi” lakabıyla Bektaşi halklar olup, dini bayramlarını su kaynakları, ulu dağlar,koruluklar ve açık hava ile kapalı mekanlardan oluşan tapınaklarda kutlamış, bağlama, liyr, gitar, tar, nefir, çalpara ve davul gibi enstrümanlar eşliğinde okunan yakarı ve ilahilerle sema ayinleri icra etmişlerdir.  Sümer ve Hititlerde Krallık kurumunca  belirlenmiş yönetmeliklere göre kutlanan din, doğa, bahar, yeni yıl, bağ bozumu ve bereket gibi bayram törenlerinin tümü Alevilikte de “Erkanname” denilen talimatnamelere bağlanmıştır. Alevilikteki Abdal Musa, Hızır, Hacı Bektaş, görgü, yargı ve sorgu cemleri gibi ayinler Sümer ve Hititlerin gök,fırtına, su, toprak ve bitki tanrılarına adadıkları törenlerin devamıdır. 

20140503_132735Zazaca heli veya “heliy-o çıla” denilen kartal donuyla Hititçe “Helippi” denilen tanrının halifesi ve Dedebaba işlevindeki kral, kraliçe ve prenslerin yönettiği dini törenlere bayram için özel kıyafetler giyen devlet erkanı, tapınak görevlileri, ritüelleri icra eden Lalupiya (Lolan) adamları, Lu meşedi denilen altın mızrak taşıyıcısı, Lu Nar den sarkicilar, LuHubbi  ve “tarvişgala (derviş)” denilen dansçılar, LuMuhaldim denilen   sofracılar, LuSagia denilen sakiler, LuGıs Pa denilen asa adamları, köçekler ve nöbetçi-gözcü gibi tören adamları katılmıştır. Urfa Göbeklitepe, Hititlerin Çorum Alacahöyük, Hattuşa Yazılıkaya, Kargamış ve Beyşehir Eflatunpınar anıtları tanrı,evren ve bağrındaki varlık aleminin Ayin-i Sema halinde görüntülendiği, semah döndüğü Alevi Ayin-i Cemlerinin eşsiz örneklerdir. Tanrı Enlil’in E.KUR adlı makamında toplanan Hatti Ülkesi tanrılarını topluca yansıtan Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda Göbeklitepedeki gibi Hazzi ve Namni adıyla kişileştirilmiş dağlarla evreni yürüten Tanrı Teşup (Hadat-ELEL), leopar sırtında dağları yürüten Tanrıça Hepat ve ardındaki oğlu Sarumma, gök–fırtına tanrısının adından 12 tanrı, tanrılaştırılmış dağlar, ırmaklar ,boğa adamların taşıdığı gökler, bitki tanrıları, tanrının kız kardeşi ve yardımcıları ile Hattuşa’nın cansız duvar yürüten Gök Tanrısı, Tanrıça Hepat’ın ardından ise oğlu Şarumma (Sarru), kız torunları ve güvercin donunda yürüyen semazen tanrıçalarla Kırklar Meclisi sahnelenmiştir. Atalar Kültüne ait diğer galeride ise Nergal veya d.GİR denilen Kılıç Tanrısı (Zülfikar Ali-Yukarıdaki resim) ,Tanrı Şarruma ve 12 tanrı motifleri yer almıştır.


112 imam

                                  Hattuşa Yazılıkaya’da 12 Tanrı Motifi İ.Ö 1250-1275

OCAKLAR

Hititçe ocak terimi haşşa, Sümerce GUNNİ’dir.Ocakla ilgili  “fırın” terimiyse Hititçe ev “parna” veya “pir”den kaynaklıdır. Bu terimler Alevi-Bektaşi “Hassa Ocağı”nın temelidir. Alevilikte içine eğiden odun girmeyen varlık ocağı, güneş temelli Tanrı Ocağı’dır. Eski uygarlıklarda gök, fırtına ,ateş, hava,su ve toprak kültleri temelinde kişileştirilen tanrıların ülke genelinde biri merkezi olmak üzere ülkenin siyasi, kültürel, ekonomik ve stratejik öneme sahip diğer yerleşmelerine ,ulu dağlarına ve su kaynaklarına oturtulan kült mekanları birer tanrı , devlet ,yurt ,halk ve varlık ocağı olarak yaşamıştır. Sümer-Hitit ve Hurriler Döneminde Alevi inancının halkın ve hanedanların ortak dini , kralların da tanrı halifesi oluşu temelinde Hatti Ülkesinde kurulu Tanrı Devleti’ne (Taru Komana–Ali Komünü)ait ocaklar Halife krallar tarafından yönetilmiş, yılda iki kez ülkeyi dolaşan krallarca kontrol edilen taşra ocakları ise, merkezden atanan prens ve valilerce yönetilmiştir.T.C’nin kuruluşuna dek yaşayan Hacı Bektaş-ı Veli Asitanesi merkezli Alevi-Bektaşi ocak sistemi, birer Tanrı Devleti olan Hitit–Sümer ve Hurrilerin siyasi, kültürel,ekonomik ve dini faaliyetlerine konu ocak sisteminin devamıdır. Selçuklu ve Osmanlı Dönemi boyunca Anadolu Alevi–Bektaşi halkı Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı ve bağlı yerel ocaklarla yönetilmiş, Anadolu’ya giren semavi dinler sürecinde işgalci halklarla sürekli savaşarak ,milyonlarca şehit ve şühedasıyla kültürel ve siyasi varlığını koruyup,günümüze taşımış ancak Selçuklu Osmanlı Döneminde oluşturulan İslamik Ocaklar eliyle Aleviler Siyasal İslama asimile edilmişlerdir. Tekke ve Türbelerin seddiyle birlikte Alevilerin siyasi,dini ve idari yönetim merkezi olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı kapatılmış, Osmanlı Döneminden itibaren yerel ocaklar ise çoğunlukla Osmanlı ataması olan Siyasal İslamcı–Nakşibendi yolaklı,Seyyit,Dede,Çelebi gibi kişi ve çevrelerin eline geçmiştir. Toplumda siyasi ,dini ve ekonomik erk oluşturmak amacıyla siyaseten soylarını Muhammet’e bağlayan Alevi ve Sunni İslamcı ocakzadeler ile Çelebiler güncel siyasi konjüktüre uyarlanmış Türk, Kürt, Arap ve Alevi İslam temelli faaliyetleriyle Anadolu-Mezopotamya otokton halklarının” Öze Dönüş Hareketi”nin önündeki en temel sorunlardan birini oluşturmaktadırlar.

YENİÇERİ OCAĞI :Sümerce “El Esker//ISKUR” adlı  tanrının yoluna revan askerin sanı ERİN, Alevilikte EREN,Kürtçe El Esker temelli Leşker’dir. Savaşan Tanrı Anşar kökenli askerin adı ANŞA ERİN temelli Yeniçeri’dir.Asakir kelimesi de evreni savaşçı olan Fırtına Tanrısı EL İSKUR temellidir. Yeniçeri Ocağı Anadolu Tanrısı Hüda Eli veya Hüda Baal’den adlanan Şah Edebeli Ocağından Alevi tanrısı “El” ile  onun yurdu olan Hatti Eli’ni alan Osmanlı’nın kurduğu bir ocak değil, Hititlerin“Tuzzi “ ve “Anşa Erin” temelli asker ocağıdır.

Hitit BAYRAĞIRIZA ŞEHRİ:Evren Gök Tanrı’sının Devleti,galaksiler onun vücut şehirleridir. Rıza Şehri, Aleviler için evreni bir ütopya olan,Hatti, Hitit, ve Sümerler döneminde belli ölçüde hayata geçirilen Komün-ü Ali niteliğindeki Alevi Devletleri ve bağlı şehirleri temsil etmektedir. Hattilerce Taru Komana adıyla ifadesini bulan komünal Gök Tanrı Devleti’nin egemenlik sembolü; iki dağ tanrısı üzerinde yükselen kanatlı güneş ve altındaki çifte Zülfikar  olup, adı Labarna-Tabarna okunan,tek ayak üzerinde duran tanrı halifesi kral onun temsilcisi idi.Halife kralın üzerine çıktığı ayak, Aleviliğin Ayakçı Postu temelinde Hatti Ülkesinin Payitahtını temsil etmektedir.Kadim zamanlarda her bir şehir güneşe, aya , gök, güneş ve fırtına tanrılarına adanıyor, merkezinde tanrı makamlarının bulunduğu kentsel yaşam göksel şehirlere konu evrenin ve adandıkları tanrıların ilahi yasalarıyla yönetiliyordu.Gök kubbeyi birer inci tanesi gibi süsleyen cisimlerin her biri tanrının vücut şehirleri,varlık aleminin, bilimin, ilim ve irfanın kaynağı olarak değer görüyordu.Başkent Hattuşa ülke topraklarının sahibi olan Fırtına Tanrısı ‘nın Makamı ,Hatti Ülkesi’nın diğer tanrıları ve bu ülkeyle barış yoluyla birleşen kent ve ülkelerin tanrılarına ait tapınaklara sahipti.Sivas Sarissa gibi birer su hendeğiyle çevrili,Hızır Qal(Hisar Kale)imgeli  kale kentler ,kent toprağını yöneten merkezi bir tapınak-saray etrafında yapılanıyor,özel mülkiyetin sınırlandırıldığı koşullarda kentliler komünal–ortakçı yaşam koşullarında yaşıyor, topografik konum ve güvenlik koşullarına göre tanrı,tanrıça rölyefleri, aslan, grifon, sfenks gibi koruyucu hayvan heykellerinin yanı sıra, ana kapılarda ve tapınak duvarlarında varlığın birliğini kavratan karışık bedenli varlıkların da bulunduğu değişik tören tasvirlerine konu farklı sayıda kozmik kapılara sahip oluyordu. Temsil ettikleri gök cisimleri ve tanrılar ile siyasi ve sosyo-ekonomik işlevleri temelinde kozmik ve doğasal bir kimliğe bürünen tanrı şehirleri, Aleviliğin “Ben İlim şehriyim, Ali O’nun kapısıdır” cümlesiyle özetlenmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir