HDP’Lİ Müslüm DOĞAN’DAN ANADOLU ALEVİLERİNE ALEVİ İSLAM ÖNERMESİ

Kemal SOYER.

Y.Mimar

HDP’li vekil Müslüm DOĞAN’dan  ANADOLU ALEVİLERİNE  ALEVİ  İSLAM ÖNERMESİ

Oda TV’nin 25 .5.2015 tarihli haberinde  HDP’li   Müslüm DOĞAN’’ın , Tekke ve Zaviyelerin seddine ilişkin 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanunun kaldırılmasına yönelik kanun teklifi verdiği belirtiliyor. İlk bakışta Aleviler için hayırlı bir girişimmiş  gibi algılanan bu teklifi, bölgesel ölçekte toplumsal karatma ve işgal amaçlı BOP üzerinden Ortadoğu halklarına  Ilımlı İslamı, Anadolu halklarına da Türk, Kürt ve Alevi İslam yapılaşmasını dayatan  küresel güçlerin başta AKP olmak üzere CHP,MHP ve HDP eliyle sürdürdüğü politikalar, Öcalan’nın kadim halkları İslamın bayrağı altında toplama çağrısı, AKP’nin Kürtlere verdiği 1000 kişilik melle kadrosuyla oluşturulan Kürt Diyaneti işlevindeki Kürt Din Adamları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği gibi  uygulamalarla birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Tekke ve zaviyelerle ilgili yasakların kaldırılması durumunda “Nakşibendîlik, Kadirilik, Halvetilik, Uşşakîlik, Cerrâhîlik, Şâbânilik, Sa’dîlik gibi Sünnî tarikatların” dini değerlerini özgürce yaşayacakları teziyle Siyasal İslama çağrı yapan    HDP’li Altan TAN gibi,

Müslüm DOĞAN da Dede, Alevi toplumunun inançsal önderidir. Alevilikte Dedeler Ocakzâdedir. Bir kimsenin dede olması için Dede soyundan gelmesi şarttır. Aleviler genellikle dedelerin Hz. Ali soyundan geldiğini kabul eder ve öyle inanırlar” gibi vurgularla, Anadolu Alevilerinin  kökleri Sümerlere uzanan  Ezel  Ali inancını karartan işlevleriyle siyaseten Arap Ali soyuna oturtulmuş  Nakib-ül Eşraf taifesine ünvanlarının  iadesini talep etmekle;

Tevratta “Hurrili Cennet” olarak tanımlanan, bu kapsamda çöl kavimlerine tanrıdan vaat edilmiş kutsal toprak olarak ilan edilen Anadolu Mezopotamya topraklarının işgali amacıyla;

1400 yıldan beri bu toprakların asli sahipleri olan Alevileri, Kürtleri, Nusayrileri ve Türkmenleri katliam, sürgün ve asimilasyonlardan  geçiren ,

Anadolu-Mezopotamya Uygarlıklarını karartan, toplumsal aydınlanmayı durduran,

Kadim halkların  kimliklerini ve ana dillerini  yok eden  ,

Özgür birey ve toplum yerine, toplumsal ölçekte kulluk, kölelik  sistemi dayatan,

Varlığın Birliği temelinde ham-has ervah, üstün soy ve ırka bağlı devlet ve toplum yapılaşmasını red eden Anadolu Alevilerine Arap soylu Alevi İslam yapılaşmasını önermiş olmuyor mu?

BOP kapsamında kuşatmaya alınan Anadolu-Mezopotamya topraklarının  kadimden asli sahipleri olan  Sümer, Hatti, Hitit ve Hurri   halklarının devamı olan Alevi, Ezidi, Zerdüşti ve Nusayri halklar; Anadolu-Mezopotamya Uygarlıklarının yegane Kültür Kurumu olan Anadolu Aleviliği  ile  uygarlıkçı toplumsal değerlerimizin yok edilmesi durumunda hiç birimize tek başına hayat hakkı kalmayacağını ne zaman idrak edeceğiz?

Mustafa Kemal’in 30 Ağustos 1925’teki Kastamonu  konuşmasında “Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir (lekedir).Efendiler ve ey millet,biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

Sözlerinden; Anadolu  Gök Tanrısı Ali’yi-Hacı Bektaş-ı Veli’yi ölü, ölü kişileri  diri olarak mı anlayacağız ?

“Medeniyet tarikatı” sözünden; siyasal dini doğmaları mı, yoksa;  dünya halklarına ilham kaynağı olan kadim Anadolu Uygarlıklarıyla evreni inançları mı anlayacağız ?

Bu devlet, Bin Tanrılı Halk  Hititlerin  Gök Tanrısı olup, Alevilerce “Bin bir ismin vardır biri de Ali” denilen Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ye Alevi İslamcılarla birlikte her yıl resmi ölüm törenleri , ölü kişilere de kutlu doğum haftaları düzenliyor.Küresel güçlerin ablukasındaki Devlet, Diyanet ve düzen partileri aracılığıyla  Anadolu halklarına Arapların  siyasal doğmalarını  yaşam biçimi olarak dayatarak, Anadolu Uygarlıklarının yaşayan kültür kurumu olan Anadolu Aleviliğini,ana dil ve kültürlerimizi  ve bu topraklardaki tarihsel varlığımızı yok etmeye çalışıyor. Anadolu Alevileri olarak bu politikaları bir bütün olarak reddediyoruz.

Anadolu,İran,Irak ve Suriye toprakları küresel güçlerin işgal sarmalında, yerel halklar işgalcilerin  taşeronu olmamalıdır. Dicle -Fırat arası topraklar göklerin rabbi tarafından çöl kavimlerine ve onların düşlerini kullanan emperyalistlere kutsal toprak olarak vaad edilmemiştir. Bu kadim cennet Anadolu-Mezopotamya halklarına  aittir.

ANA YURTLARIMIZI İŞGAL ETMEK AMACIYLA VARLIĞIMIZA, BİRLİĞİMİZE, DİRLİĞİMİZE KASTEDEN, UYGARLIKLARIMIZI  KARARTAN KÜLTÜREL VE DOĞAL MİRASIMIZ İLE  YAŞAM KAYNAKLARIMIZA  EL ATAN  KÜRESEL AKLA KARŞI NE ZAMAN BİR,İRİ VE DİRİ  BİR TOPLUM HALİNE GELECEĞİZ   ?

Sn.Vekiller ve sevgili halk; çöl kavimlerinin geliştirdiği işgalci -şerri yapılaşmadan kurtulmak ve özgürleşmek istiyorsak  yönümüzü, evrenin varoluşsal yaşam düzenine,atalarımızın evren, doğa ve insanın ortak  yaşamını temel alan   Anadolu-Mezopotamya Uygarlıklarına, akla ve pozitif bilime çevirmemiz gerekiyor. Elimize(yurdumuza),Belimize (nesillerimiz ile yaşam kaynaklarımıza) ve Dilimize (ana dillerimize) sahip çıkarak özümüze dönmemiz gerekiyor.

Tekke ve zaviyelerden oluşan kültürel miras kültür ve bilim merkezleri olarak kullanılmak üzere Alevi-Bektaşi Halkına iade edilmeli, ancak, Alevileri asimile eden siyasal ve ırkçı yapılaşmaya açılmamalıdır.

26.05.2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir