YOLUN EZELİ -ANADOLU ALEVİLİĞİ ve ALEVİ HALK KİMLİĞİNE KARŞI GELİŞTİRİLEN POLİTİKALAR VE ÖRGÜTLENMELER

YOLUN EZELİ  -ANADOLU ALEVİLİĞİ VE ALEVİ HALK  KİMLİĞİNE KARŞI  GELİŞTİRİLEN  POLİTİKALAR  VE  ÖRGÜTLENMELER

Kemal SOYER  /Y.Mimar ,Kültürel ve Doğal Mirası Araştırma ve Koruma  Uzmanı

ANADOLU  ve bağrından doğan  Fırat-Dicle’nin bereketlendirdiği ENGÜR  toprakların asli sahibi olan Sümer,Hatti,Hitit ve Hurri adlı  Alevi Halklar ana yurtlarını; Hattice  KUR URU HATTİ, Sümerce Ki. ENGURRA (Hünkar) ve ANADOLU adlarıyla TANRI YURDU, insanı  ZA-ZA ve LU-LU  insanoğlunu ise DUMU.LU.ULU.LU  adıyla tanımlamış, kendine has  insan ve doğa sevgisine dayanan kültür ve inançlarıyla da dünyaya  en büyük uygarlıkları armağan etmiştir. Anadolu’nun  kadimden günümüze akan Engür Suyu Uygarlığı, başta  Akad ve Asur olmak üzere Babil, Hellen,Roma ,Bizans,Pers ,Finike ve Mısır gibi kadim uygarlıklara yaşam vermiş,Çöl halklarınca  Cennet olarak tanımlanan bu  kutsal yurt, adına Musevi ,Hıristiyan ve İslam denilen  siyasi  oluşumlar  eliyle binlerce yıllık işgal,sömürü,gasp ve talana uğratılmış,halklarımız katliama,soykırıma tabi tutulup, kadim  uygarlıkları karartılmıştır.

Anadolu Aleviliğinin  kadim uygarlıklarından kaynaklı  binlerce yıllık bir tarih,kültür ve uygarlık birikimi, Alevilerinse  Sümer Hatti,Hurri ve Luvi gibi Anadolu halklarının torunları olduğu gerçeğini Arkeolojik ve çivi yazılı belgelerle açığa çıkartmış olmamız nedeniyle Alevileri başta Siyasal İslam olmak üzere Siyasal İslamcı Türk ve Kürt Kimliği içinde eritmeye çalışan Küresel güçler ile onların yerli  uşşakları Face sayfalarında “çamur at izi kalsın” hesabıyla şahsıma yönelik “Devlet Ajanı” sıfatını yakıştırmaya yönelmişlerdir.

YOLUN EZELİ adlı Sitemde  ;

Semavi ad edinen dinlerin Anadolu’nun işgalini ön gören siyasi  birer tasarım,

Arap Ali’nin Sümer tanrısı El’in nitelik ve işlevlerine büründürülen tarihi bir kişi,

Peygamberlerin Güneş Tanrısının nitelik ve işlevleriyle donatılmış tarihi kişilikler,

Alevilerin Anadolu –Kİ. ENGURRA (ırmaklar arası –MEZOPOTAMYA ) topraklarının asli sahibi olan kadim halk,

Türk,Kürt ve Alevi İslamın Anadolu Alevilerini asimile eden Siyasal İslamcı-Irkçı  oluşumlar,

Kürtlerin İ.Ö 12 YY da Doğu Avrupa’dan gelen Bacnavi ve Boht toplulukları olduklarının açıklanmasıyla;

İslam kardeşliğine dayalı bin yıllık asimilasyon ve imha programları kapsamında Türk,Kürt ve Alevi-İslam adlarıyla paketlenen Alevi halkı, çalışmalarımızın gösterdiği yönde  İslam öncesi  Anadolu  Aleviliğine yönelmiş,bu süreçte  Avrupa ve Türkiye’de taban kaybetmeye başlayan  ırkçı-şoven   örgütlerse, devrimci,solcu vb. ön ekli “……Alevi” adıyla yeni paravan örgüt ve platformlar oluşturmaya başlamışlardır.Aşağıdaki yazı, başta DAB üyesi olduğunu belirten Haydar CEYLAN olmak üzere yakın çevresi ve başkaca platformlarda kümelenmiş Alevi  edebi,erkanı ve yolundan mahrum oldukları  anlaşılan ve AB’nin sosyal ödenekleri kapsamında emperyalist kültür,ideoloji ve örgütlenmelere  mahkum edilmiş  kişi ve çevrelerin şahsımla ilgili başlattıkları karalama kampanyası nedeniyle yazılmıştır.

Sivas Katliamı sonrasında hızlı bir örgütlenme sürecine giren Aleviler, insanlık tarihi , dinler tarihi ve Anadolu uygarlıkları konusunda tarihsel bilinçten yoksun oldukları bir ortamda Gerek Siyasal İslam , gerekse  küresel güçlerin Anadolu-Mezopotamya’nın işgali kapsamında hayat verdikleri Türk,Kürt ve Alevi İslam tabanlı  ırkçı ve dini ideolojilerle  kuşatılmış,geçen yirmibeş yıllık süreçte  bilimsel ve tarihi temelde beklenen Alevi Halk Aydınlanması ve bağlı olarak Anadolu Alevi-Bektaşi Tarzı  Halk  Örgütlenmesi gerçekleşmemiştir. Alevilerin binlerce yıllık kültürel mirasına dayalı araştırma, belgeleme ,dokümantasyon, eğitim ve yayın  hizmetleri için zorunlu olan bilimsel  kurumlar oluşturulmamıştır. Devlet -CHP ve HDP’nin kuşattığı  Alevi STK’larının Anadolu uygarlıklarına bağlı bilimsel çalışmaları ötelemesi ve görmezlikten gelmesiyle  Alevi halk varlığı  Türk-Kürt ve Alevi İslam yapılaşmasına mahkum edilmiştir. Arkeolojik  kazılarla ortaya çıkarılan yazılı ve görsel verilere dayalı Anadolu Aleviliğinin Sümer, Hatti, Hurri ve Luvi gibi kadim halklara dayalı tarihi  temellerinin açığa çıkarılmasıyla çoğu Alevi  Dernekleriyle Vakıfları  CHP ile HDP’nin arka bahçesi haline getirilmiş,Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Siyasal Türk , Kürt ve Alevi İslam  yolaklı  vekil rampası ve bu vekiller aracılığıyla Alevi direnişini kontrol etme işlevine soyunmuş, Karacaahmet, Şahkulu,Hüseyin Gazi gibi onlarca Alevi Kültür Mirası devlete yandaş çalışan STK’ların eline verilmiştir. Anadolu’nun kadimden tanrı Ocağı olan Hacı Bektaş-ı Veli Ocağının karartılması için Arap kökenli Alevi İslamcı çakma ocaklar yeniden örgütlendirilerek öne çıkarılmış, Serçeşme Dergahı’nın Alevi Halkça geri alınmasını engellemek amacıyla  CHP Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleri aracılığıyla Ankara’da  iki adet Serçeşme Cem ve Kültür Merkezi yaparak birini Nakşibendi  yolaklı Veliyettin ULUSOY’a tahsis etmiş,CHP ile HDP “Alevi-Sunni” karşıtlığı içinde Siyasal İslam-Alevi İslam propagandaları yürütmüştür. Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı  desteklediği AKP’nin Sahte Alevi açılımlarıyla toplumsal beklentileri boşa çıkarmış, Devlet olanaklarıyla kurulmuş  CEM Vakfı Siyasal İslamcı Alevi İslam politikalarıyla Kadim Alevilik ile Alevi Halk Kimliğini karartma faaliyetlerini yürütmüş, Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı Siyasal İslamcı çevrelerle ilişkilenerek Hüseyin Gazi Makam Türbesine Mescit yapmış, bunun ardından Devlet, Alevi kurumlarına Cami-Cemevi projelerini dayatmış, buna karşın  Alevi toplumunun  insan hak ve hürriyetleri konusundaki  haklı talepleri yerine getirilmemiştir.

Yukarıda özetlenen süreçte Devlet,Siyasal İslamcı–Irkçı  Partiler,örgütler,Devlet kurumları ,Yurt İçi ve dışında oluşturulan Türk,Kürt ve Alevi İslamcı örgütlerin Alevi halka dayattıkları Alevi İslam yapılaşmasına tarafımızca karşı çıkılmış, Alevi halk kimliği ile Anadolu Aleviliğini siyasal İslam öncesi kadim  temelleri  üzerinde  yeniden inşa etmek amacıyla  kişisel olarak 80’li yıllardan başlayarak günümüze  dek sürdürülen  kültürel ve bilimsel çalışmalar özetle aşağıda sunulmuştur.

 1-Sivas- Banaz PİR SULTAN ABDAL  ANITI  FİKİR  ve UYGULAMA PROJESİ : Cahit Koççoban,Kemal Soyer, Cihangir Canbolat  ,Mustafa Akpolat  ve Murtaza Demir  (1978),Hatti Güneşi  Formunda Birlik Meydanı ve Anfi Tiyatro Yapımı :Kemal SOYER (1993) .

Ana tema : Aleviliğin  toplumsal  ve kültürel  direniş sembolü olan Pir Sultan Abdal adıyla Anadolu Aleviliğini  kadim kökleri üzerinde canlandırmak, kırsal yerleşmelerde  Anadolu Alevi Halk kültürüne dayalı toplumsal hafızayı güçlendirmek,

2-Sivas -Şarkışla  Sivrialan Köyü Aşık Veysel  Şatıroğlu Evi’nin Müze’ye dönüştürülmesi (1980) Kemal SOYER.

Ana Tema:Aşık Veysel Müzesi ve bünyesinde Cem Evi Kurulması , Anadolu Aleviliğinin diri bir kültür olarak yaşatılması,

3-Antalya- Elmalı Tekke Köyü Abdal Musa Kültür Merkezi ve Amfi Tiyatro Yapımı Projesi.Kemal SOYER (1993)

Ana tema:Abdal Musa Kültür Merkezi  aracılığıyla Alevi tarihi, kültürü ve edebi kaynakları  temelinde yöre Alevilerinin eğitimi ve kültür şenlikleri yoluyla Aleviliğin  geniş kitlelere tanıtımı,

4-Ankara Hacı Bektaş-ı  Veli Anadolu Kültür Merkezi Projesi  ve uygulaması(1994).Kemal SOYER

Ana tema:Anadolu Aleviliğinin kültür ve bilim merkezleri aracılığıyla kurumlaştırılması,halkın ekonomik,kültürel ve sosyal ağlarla bütünleştirilmesi.Alevi kültür ve doğa mirasının araştırılıp korunması.Eğitim,bilim,araştırma ,dokümantasyon ve yayın organlarının oluşturulması.

5-Kültürlerin Belleği  Anadolu Afişi (1999)-30.000.adet. Kültür Bakanlığı–Tasarım Kemal SOYER

Ana tema: Anadolu kültür ve uygarlık ekini ile temel harcı olan Anadolu Aleviliğinin tarihsel köklerinin Arkeolojik belgelerle ortaya konulması. 30.000 adet basılan  afişin baskıdan sonra  dağıtımı yasaklanmış, ancak kişisel çabalarla 10.000 adedi  ülke genelinde dağıtılmıştır.

6-Kültür Bakanlığı ana binası cephesine Anadolu Uygarlıkları  ve bu kapsamda Alevi temalı rölyeflerin yapılması.Bu çalışma tarafımdan planlanmış,sanatçı  Cahit Koççoban ile Ali Ekber Bal tarafından uygulanmıştır.Söz konusu çalışma halen aynı yapı cephesinde korunmaktadır.

7-Hitit Dönemi Alevi eserlerinden oluşan İsviçre St.Gallen Alevi Kültür Merkezi,AABF Köln Genel Merkez Binası Kültür merkezi Tasarımı,Varto  Çaylar ve Gölyayla  Köyleri Cem Evi Projeleri , Aydın Çine Tahtacı Kültür ve Eğitim Merkezi Projesi  yapımı ve Uygulaması, İzmir Buca, Konya Ereğli,Mersin Merkez Cem evi  ve Kültür merkezleri  projelerine mimari  katkı  verilmiştir.

8-YOLUN EZELİ PROGRAMI  kapsamında 1994 den başlayarak  TMMOB- Mimarlar Odası Ankara Kültür Komisyonu Çalışmaları  kapsamında (5),Türkiye Geneli  (45), Almanya(14), Fransa(1), İngiltere(1), Avusturya(2), İsviçre(1),Danimarka (3),Hollanda’da (1)  kez 3 saat süreli Anadolu Aleviliği saydam gösterileri sunumları ve Belgesel Konferans verilmiştir. Varto özelinde 2012-2014 arası üç kez “HAMURPET ALEVİ ŞENLİKLERİ “ düzenlenmiş  yörede Alevi kültürü canlandırılmıştır.

9-YOLUN EZELİ PROGRAMI . 45’er dakika süreli 16 bölümden oluşan bu program, Anadolu Aleviliğini Anadolu uygarlıklarını oluşturan kadim  kökleriyle belgesel  tarzda ortaya koymuş,Alevilerin bu toprakların asli sahibi halk olduğu gerçeğini Türkiye ve  dünya kamuoyuna göstermiş,YOL TV ekranlarından sunulan bu proğram  toplumda “Aleviliğin Tarihsel Hafızası” işleviyle yer almıştır.

10-YOLUN EZELİ SİTESİ’nin kuruluşu  19.06.2011

Altı yıldır yayında olan bu site, Kemal SOYER’in bilimsel çalışmalarını yaygınlaştırmış, Siteye olan ilgi giderek çoğalmış,günlük okuyucu sayısı ortalama 80-150 kişiye ulaşmıştır.Bu sitede yayımlanan ALİ’nin SIRRI ile TÜRK ADININ SIRRI,KADİM  ANADOLU HALK KİMLİKLERİ  gibi  onlarca makalelerle Anadoluyu işgal eden Siyasal İslamcı güçlerle onları yöneten Küresel Güçlerin tezleri  amaç ve içerikleriyle sergilenerek çürütülmüş, Kürtlerin Avrupa’dan gelen BACNAVİ ve BOHT, Zazaca konuşan Alevilerle ZAZA’ların  SÜMER ,HATTİ  HİTİT halklarının torunları  olduğu, Alevilerin  EZEL ve AHİR ALİ dedikleri Ali’nin Sümer Tanrısı ELİ,HACI BEKTAŞ VELİ ,BALIM SULTAN ve ABDAL MUSA’nın kadim tanrısal kişilikler olduğu belgeleriyle ispatlanmıştır.

11- Anadolu Uygarlıklarından kaynaklı Alevilik ile Alevilerin kadim halk olduğu gerçeği  Kültürlerin Belleği Anadolu Afişiyle başta CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal olmak üzere Türk İslamcı Kemal KILIÇTAROĞLU,  Murat KARAYALÇIN, Adnan Keskin, eski Kültür Bakanları Fikri Sağlar,Ertuğrul GÜNAY  ve İstemihan TALAY’n yanısıra TKP Eski Genel Sekreteri  Haydar KUTLU gibi kişilere tebliğ edilmiş , PSAKD Genel Merkezi,Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı, Cem VAKFI gibi Alevi STK’ları ile HDP Ankara İl teşkilatı ,TMMOB, TBB , Ankara  Barosu ve bir çok siyasi partiye  gönderilen afişlerle duyurulmuş,bu kişilerden KILIÇTAROĞLU  ile DEMİRTAŞ dışındakiler Alevi İslam argümanını kullanamaz duruma getirilmiştir.

12-Alevi Kültürü ve Halk Kimliğinin Hititlerle ilişkisi  konusunda  Ankara Milletvekili  Prf.Dr.Mehmet TOMANBAY  aracılığıyla TBMM’ne sunulan Çorum Ortaköy  Şapinuva Kazı verileri üzerinden ” Günümüzde yaşayan Anadolu kültürünün  Hitit  kültürüyle ilişkisi  varmıdır ? “ konulu 7/12534-18873 Esas Nolu soru önergesine  Kültür Bakanı Atilla KOÇ imzalı cevabi yazıda “Hitit Kültürü günümüzde yaşayan Anadolu Kültürünü oluşturan önemli ögelerden biridir” açıklamasıyla Türklerin 1071 de Orta Asya’dan geldiğini ilan eden Siyasal İslamcı Devlet, Anadolu  Kültürürünün dolayısıyla  Anadolu Aleviliğinin Hitit kültürüyle bağlantısını açıkça kabul etmiştir.

13-KAYSERİ KARAÖZÜ ŞAHRUHLULAR DERNEĞİ’nce  2014 -2016 arasında  Ankara, Çorum, İzmir, Mersin,Antalya ve Çorum Kuşsaray ‘da düzenlenen Kültür etkinliklerine katılınmış ,Prof.Mehmet Tomanbay, CHP Milletvekili  Gülsüm BİLGEHAN  ve MHP eski Milletvekili Yusuf HALLAÇOĞLU’nun  da bulunduğu platformlarda Anadolu Aleviliği belgeleriyle sunulmuş, ırkçı  ve inkarcı çevrelere gereken yanıtlar verilmiştir.

Yukarıda sunulan bilimsel ve kültürel çalışmalar sonucunda Aleviliğin İslamın Mezhebi , Alevilerinse etnik temelde Kürt,Türk veya Arap olduklarına yönelik siyasi  iddialar ile ırkçı politikalar çökertilmiş, Anadolu Alevi Gençliği  Anadolu Uygarlıkları  temelinde  kadim kimliklerinin yanı sıra  giderek ağırlaşan yaşam sorunlarının nedenlerini de  kadim  tarih ve kültür varlıkları üzerinden  yeniden sorgulama sürecine girmiştir.

Anadolu’da 250 yıl öncesinden günümüze süren  bilimsel kazı ve araştırmalarla açığa çıkarılan  örenyerlerinin yanısıra  yerli  Müzeler ile  Alman,Fransız,İngiliz,Avusturya ve Amerika  gibi ülkelere  çoğu kaçak yollardan aşırılmış yazılı ve görsel tarih verileri  bu topraklarda Sümer, Hatti,Hitit, Luvi , Hurri ve Urartu gibi  gibi kadim uygarlıkların varlığını ortaya koymuş, ancak, yerli ve yabancı bilimsel yayınlarda bu halklar ile Anadolu Alevileri arasında bağ kuran  tek bir satır açıklamaya yer verilmemişti. Osmanlıyı yıkan Batının işgal -sömürü  ve asimilasyon  amaçlı tasarım ve uygulamalarına sahne olan Cumhuriyet,  Batının Paris’te kurulan  İttihat-Terakki Partisi, Ermeni Taşnak Partisi ve Kürt Tealli Cemiyeti üzerinden pompaladığı   ırkçı  ve ayrıştırıcı politikalar eşliğinde Anadolu Alevilerinin ataları olan Sümer ve Hititler Orta Asya orijinli Türk, Anadolu Alevileri ise Türk,Türkmen  Kürt  ve Alevi İslam olarak ilan edilmiş, böylece Alevi halklar Anadolu’daki tarihsel varlıklarından  soyutlanarak yurtlarında işgalci konuma düşürülmüştü.

Cumhuriyet Dönemindeki  siyasi varlığını Kürt karşıtlığı üzerinden geliştiren  İttihatçı Türk-İslamcı güç, Alevilerin  yasama, yürütme ve yargı erklerinden uzak tutulduğu  Siyasal İslamcı politik zeminde günümüzdeki  Kürt –İslam hareketini  de canlandırıp yedekleyerek Parlementoya taşımış, Türkçülerin “Türkiye Türklerindir” sloganıyla benzer şekilde ”Kürdistan Kürtlerindir”  söylemiyle ortaya çıkan Yeni Kürt Hareketi de Anadolu Alevilerini Türk,Kürt ve Alevi İslam olarak tanımlamış, bölgedeki Asuri, Keldani, Arap, Ezidi, Nusayri, Alevi ve Türkmen gibi kadim halkların tümünü  “Kürt” adıyla paketlemiştir.Bilimsel zeminde  belgeleriyle kanıtlanmış Ortadoğu  tarihine aykırı olarak Küresel güçlerin  BOP kapsamında uyguladıkları  sahte  tarih  ile köktendinci  kültür ve eğitim politikaları eşliğinde  Sümerli, Hititli ve Hurrili  Aleviler  Anadolu-Kİ.ENGURRA’daki(ırmaklar arası)  tarihi köklerinden  koparılarak İslamik mezhep boyutuna indirgenmiş,  Anadolu kökenli olmayıp Selçuklu  ve Osmanlı  Dönemleri boyunca egemen güçlerle işbirliği yaparak yerel halkları katledip ,topraklarını işgal eden toplulukların önemli bir kesimi Türk tarzı taşeron devlet vaadiyle Küresel  güçlere hizmet eden yeni birer taşeron olarak yapılandırılmıştır.

Gerçekleştirdiğim uygulamalı proje ve yayınlar sürecinde Anadolu Uygarlıklarına ait tarihi belgelerden ve halk kültüründen edindiğim bilgi ve tarihsel deneyimlerle Devlet, yabancı güçler ve Alevi -İslam örgütlerince ”ALEVİ-SUNNİ” karşıtlığı içinde kasıtlı olarak İslamın Mezhebi olarak sunulan Anadolu Aleviliğinin  İslamın içine sığmayan kadim bir kültür,tarih  ve uygarlık birikimi , Alevilerinse Anadolu’nun kadim halkı olduğu gerçeği  belgeleriyle ortaya konulmuştur. Bu çalışmaların öncülüğünde  bazı araştırmacı ve yazarlar Anadolu Uygarlıklarıyla ilgilenmeye başlamış, kitaplarının kapaklarına  Sümer ,Hatti ve Hitit eserleri koyarak ilgi çekmeye çalışmış olsalar da , çalışmalarında kadim halklara yönelik kendi tespitleri olan herhangi bir belge ve bulgu sunamamışlardır.Yine bir çok popülist yazar Siyasal İslamcı Türk ,Arap ve Kürt politikalarına uygun olarak  Ezel Ali, Hacı Bektaş-ı Veli , Abdal Musa  ve Yunus gibi erenleri  Siyasal İslamın belirlediği  siyasi konsepte uygun olarak tarihi birer şahsiyet olarak sunmuş,şahsım ise bu erenlerin kimliklerine yönelik  Anadolu Uygarlıklarından  tarihi belgeler sunarak  Siyasal İslamcı resmi  ve ırkçı tezleri çürütmüştür.

25 yıldan beri Almanya,Avusturya ,Fransa,İsviçre,Danimarka ,Hollanda ve Türkiyede  onlarca belgesel konferans ve saydam sunumlarıyla Anadolu Uygarlıkları temelinde açıkladığımız Anadolu Aleviliği ve Alevi Halk Kimliği gerçeği  Siyasal İslamcı kurumlaşma ile birlikte  bir çok ırkçı ve köktendinci  yapıyı sarsmış,buna karşın  mevcut Alevi örgütlenmesine  alternatif olabilecek kadim kültür ve uygarlıklara dayalı  ırklarüstü bir örgütlenmenin oluşmaması nedeniyle  çalışmalarımızı rehber edinerek  Alevi İslam yapılaşmasını aşan  Alevi gençliği,  Avrupadan beslenen Alevilik adıyla  sırlanmış yeni  bir takım ırkçı örgütlerle karşı karşıya kalmıştır.

12- Devlet Memuru ,Yönetici ve Teknokrat Olarak Kemal SOYER:

1977 de  göreve başladığım T.C.Kültür Bakanlığındaki  Türk İslamcı  kurumlaşma ve kültür politikalarının  Anadoluyu kuşatan Siyasal İslamcı güçlerin hakimiyetini sürdürmesi temelinde Anadolu uygarlıklarını karartma  ve bu kapsamda Anadolu Alevilerinin kimlik ve kültürlerini inkar etme  amacı taşıdığına bizzat şahit olmuş,bu nedenle de Alevi Kimliği konusunda geleneksel halk kültürünün yanı sıra kadim uygarlıkları araştırmaya yönelmiştim. Bakanlığın Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ,Ankara Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü  ve  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünde  Müdür, Şube Müdürlüğü, Daire Başkanlığı, Koruma Yüksek Kurul Üyeliği ve Genel Müdür  gibi yetkin üst görevler sürecinde Batılı güçler T.C’yi kuşatan  Siyasal İslamcı –ırkçı resmi ideolojinin inkar ve asimile ettiği Anadolu Aleviliği ve kadim uygarlıklar alanında  söz sahibi olabilmek, yerli ve yabancı  kaynakların bu kültürü inkar eden sözde bilimsel (!) tezlerini çürütmek  adına  bilimsel  kariyerimi Y.Lisans ve doktora çalışmalarıyla geliştirmiş,Küresel güçler ve devletin kültür  ve tarih politikalarına muhalif bir bilim,kültür ve sanat adamı  olarak öne çıkmıştım.

ANAP’lı Mükerrem Taşçıoğlu’nun Bakanlığı sürecindeki  güvenlik soruşturmalarında her hangi bir yasal engelim  bulunmamasına  karşın ,salt Alevi –Zaza olmam nedeniyle  gizli ve gizlilik dereceli işlerde çalıştırılmamam yönünde  20.8.1985 tarihli 36 sayılı karar alınmış(Belge-1),ancak uygulamalı bir sanat okulu olan Ankara Yapı Enstitüsü,ADMMA-Mimarlık Fakültesi , Y.Lisans,Doktora   gibi aldığım mesleki –bilimsel  eğitim, araştırma ve uygulamalarla pekişmiş  yetkin uzmanlığıma  her zaman ihtiyaç duyulmuş,  bu nedenle kademeli olarak  sorumlu mevkilerde görev almam engellenememiş, son olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü makamına atamam yapılmış idi. Böylesine  bilimsel kariyer ,liyakat ve yetkin uzmanlık gerektiren bir makama hangi gerekçelerle atandığım bilgim dışında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine  yazılmış  olan Bakan imzalı gerekçeli yazıda açıkça belirtilmiştir (Belge :2).

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi olarak aldığım görevlerle  ilgili liyakatım ve yetkin deneyimlerim  ODTÜ  Şehir ve Bölge Planlama Kürsüsü ve Ankara Koruma Kurulu  eski Başkanı merhum Prof.Dr.Gönül TANKUT’un  bilimsel  değerlendirmesiyle ortaya konulmuştur (Belge . 3)

Siyasal Türk İslamcı niteliklere sahip T.C’nin memuru olarak bu devletin resmi politikalarına ve ona hayat veren Siyasal İslama karşı , 1400 yıldır   inkar ve imha edilen Anadolu Aleviliği ile Alevi Halk kimliğini  bilimsel kaynaklarıyla ortaya koyan şahsım  hangi amaçlarla “Devlet ajanı” olarak sunulmak isteniyor:

Kemal SOYER  YOLUN EZELİ PROGRAMIYLA Türk Tarih Tezi,Kürt Tarih Tezi, Aleviliğin İslamın Mezhebi olduğu tezi, Alevilerin Türk ve Kürt oldukları Tezi,Alevilerin Orta Asya Halkı oldukları, Kürtlerin Mezopotamya orijinli oldukları gibi tezlerle birlikte BOP’un işgal,talan ve sömürü amaçlı ırkçı –köktendinci örgütlenme argümanlarını  çürüttüğünden ,kadim Anadolu Mezopotamya halklarını  “Kadimden Ortak Anavatan,Evrensel Kültür,Eşit insan  hakları,Ortak egemenlik ve ortak yönetim” ilkeleriyle  Emperyalist güçlere karşı “VARLIĞIN BİRLİĞİNDE”  bütünleşmeye çağırmasından kaynaklı olarak karalanmaya çalışılmaktadır.

KEMAL SOYER’in  AÇIĞA ÇIKARARAK TANIMLADIĞI   ANADOLU ALEVİLİĞİ VE  ALEVİ HALK  KİMLİĞİNE KARŞI  GELİŞTİRİLEN  POLİTİKALAR  VE  ÖRGÜTLENMELER

1-PİR SULTAN ANITI ‘yla başlatılan Alevi Aydınlanmasına karşıt olarak Türk-İslamcı   derin güçlerce ALEVİ AYDINLARININ SİVAS’ta  KATLEDEİLMESİ ve  1994 de kurulan HBVAK Vakfına(Hacı Bektaş  Veli Anadolu Kültür Vakfı)  karşı CEM VAKFI ve CEM TV’nin  KURULMASI ,

2- AŞIK VEYSEL EVİ’nde Kiler,Ahır ve Samanlık bölümlerinden  dönüştürülerek projelendirilen   Cem EVİ mekanlarının yaptırılmayarak projenin yarım bırakılması,

3-ABDAL MUSA KÜLTÜR MERKEZİ’ne karşıt CEM VAKFI’nın Tekke Köyü Derneği ile Vakfını  ele geçirmesi ve Kültür Merkezine ALEVİ İSLAM  DİN HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI LEVHASINI ASMASI

4-HACI BEKTAŞ-I VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFININ KURULUŞU  ve 1994 deki  temel atma törenlerinde  Kemal SOYER’in Anadolu Aleviliğini “10.Bin yıllık Alevilik-Evrensel Alevilik” olarak  açıklaması ve ardından yapılan bilimsel çalışmalara karşıt olarak :

a-Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL şahsımı iki kez köşkteki makamına  çağırarak Anadolu Alevi Kimliğini  hangi ölçekte bildiğimi sorgulamış,kendisine  Küpü Dolu Kadıncık Ana olarak bilinen  Tanrıça Kibele’nin  Hattiler Dönemine ait Matara formlu küpü ve Sümer,Hatti,Hitit ve Hurri kültürü eşliğinde Alevilerin Anadolu topraklarının asli sahibi halk oldukları gerçeği anlatılılmıştır.Vakıftan Ahmet ŞAHİN’nin  de hazır bulunduğu bu görüşmenin ardından  Vakıf Başkanı Ali Doğan ve vakıfta görevli  Alevi İslamcı ekip onaylı projeye aykırı olarak Kültür Merkezi bünyesinde Anadolu Uygarlıklarına ilişkin her hangi esere yer veremeyecekleri konusunda  karar almış,şahsımın yapıyı Hatti-Hitit ve Sümer  eserleriyle dekore etmesi engellenmiş, giriş kapısında  Hacı Bektaş-ı Veli’nin yanı sıra yapımı planlanan Küpü Dolu Kadıncık Ana heykeli yerine M.Kemal heykeli dikilmiş,zaman içinde Kültür Merkezi devlet yapısı işlevine oturtulmuştur.

b-İnşaat sürecinde Vakfa iki kez gelerek bilimsel açıklamalarım ile belgesel konferansları izleyerek bulgularımı  Alevi İslam açısından çok tehlikeli bulduğunu açıkça belirten İzzettin Doğan’a  1995 de Devlet olanaklarıyla  Namık Kemal ZEYBEK’in kontrolündeki CEM VAKFI kurdurularak Alevi İslam propagandası başlatılmıştır.Bu Vakfın şimdilerde  Aleviliği “Türk Müslümanlığı” adıyla kamufle eden Türk-İslamcı Eski  bir Kültür Bakanının kontrolüne verilmiş olması sıradan bir olay değildir.Devlet, Alevi gerçeğini anlatan tüm eserleri Müzelerinde korumaktadır.Kürt-İslam açılımlarından çekinmeyen Türk-İslamcı devlet, kadim Alevilikle ilgili  gelebilecek yeni açılımların önüne bu tür oluşumlarla set çekmiştir.

c-HBVAKV ‘da başlattığım Anadolu Aleviliği açılımının engellenmesi, Alevi Örgütlenmesinin kontrolu kapsamında Vakıf bünyesine kurucu  ve üye olmayan yeni bir çok kişi  sokulmuş,Alevilik yerine Atatürk İlke ve Inkılapları faaliyetleri başlatılmış, Kültür Bakanlığı katkılarıyla DSP Eski Sivas M.Vekili Cengiz GÜLEÇ ‘in öncülüğünde Ayhan Yalçınkaya vb.kişilerin kurduğu,açılışına Türk İslamcı Nakşi  Bendesi Veliyettin Ulusoy , Alevi dosyasının takibi için  Amerikadan CHP  ve HBVAKV’ına transfer edilen Aykan ERDEMİR  ve AKP’li Bakan Ertuğrul Günay’ın katıldığı ,kurdelasını  Vatikan Ankara Büyük Elçisi’nin (PAPALIK !) kestiği  ALEVİ ENSTİTÜSÜ  bir protokolle HBVAKV bünyesine entegre edilmiş,  Kültürlerin Belleği Anadolu afişi davasında aleyhime  bilirkişilik yapan Türk-İslamcı Prof.Dr. Zafer İlbars HBVAKV’na danışman yapılmıştır.YOL TV de   katıldığım bir TV Programının ardından Ayhan YALÇINKAYA’ya  merhum Rıza AYDOĞMUŞ’un huzurunda Vakıflarının kuruluş amacının Anadolu Alevi açılımımızı karartma olduğunu söylemem  üzerine Yalçınkaya “BİZİM İÇİN ALEVİLİK ALEVİLERE BIRAKILAMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR”yanıtını vermişti ! Şimdilerde Vakıf Başkanlığına getirilen kişi Cengiz Güleç Enstitüsü üyesidir.

d-Ali DOĞAN’ın ölümüyle Vakfın başına getirilen Ercan GEÇMEZ  Yapıyı Kültür Merkezi olmaktan çıkarıp kreş ve hastaneye çevirmiş,2009 yılında  da Kültür Merkezini devletin  YOLUN EZLİ Programına karşı başlattığı “ALEVİ AÇILIMLARININ “karargahı haline getirilmiş idi.

5-KÜLTÜRLERİN BELLEĞİ ANADOLU AFİŞİ .

T.C’nin Kuruluşunun 75 .ci Yıl  Kutlama Etkinlikleri kapsamında Kültür Bakanlığı Projeleri arasında tasarımı şahsıma ait olup Bakan,Başbakanlık  Kutlama Komitesi  ve Milli Güvenlik Kurulu  Gn. Sekreterliğinin onayı  ve uygundur görüşü alınan bu afiş, baskısının  ardından Okyanus ötesi uyarılarla “etnik bir kökeni öne çıkardığı  gerekçesiyle(Alevi Etnik Kökeni) “ dağıtımı  durdurulmuş,şahsım  Genel Müdürlük görevinden alınarak  Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesinde yargıya tabi tutulmuş ve  5 yıl süreyle benzeri etkinlikleri yapmaktan  yasaklanmıştı.Ancak kişisel çabamla bu afişten 10 bin adedi  yurt içinde dağıtılmış, Servet ÜNSAL’ın  maddi katkılarıyla 2001 de tasarladığım bir takvimle afişte yer verilen benzer  temalar  5000 adet baskıyla Ankara ,İstanbul,İzmir  gibi büyük metropollerde dağıtılarak Alevilerin kadim hafızası uyarılmıştı.

BAYKAL’IN  ANADOLU SOL ÇIKIŞI : Anadolu Alevi gerçeğinin  Kültür Bakanlığınca T.C’nin kuruluşunun 75.Yılında  çıkarılan bir afişle ortaya konulmuş olması   devlette  ve Türk-İslamcı CHP’de büyük bir tedirginlik yaratmış, uygarlıkçı açılımımızın kadük edilmesi için CHP  Genel Başkanı  Deniz BAYKAL ”21 yy. eşiğinde kendi toprağına basma ,toplumsal değişim ve dinamikleri okuma ve buna göre yapılanma şansını yakalamak üzere kendi değerlerine sahip çıkma  ve din,dil ve mezhep farklılıklarını aşarak toplumsal barışı oluşturma “şeklinde dizayn edilen “ANADOLU SOL PROJESİNİ” sahaya sürmüş bu çıkışla toplumsal barışın yakalanabileceği umudu ekilerek Alevilerin  Türk Kimliği ve CHP ile siyasi bağı güçlendirilmeye çalışılmıştı. Baykal ,Hititler Dönemi Anadolu Fırtına Tanrısı HADDU BAAL adını taşıyan Şah EDE BALİ’yi Türk kimliğiyle algılatan propagandaları etkinleştirmiş, 2000 yılında emekliye ayrıldığımda beni partiye çağırarak  üye yapmış, ardından Kültür Komisyonuna atamış idi.Bu atamadan sonraki hafta içinde yapılan görüşmede “Kültür Politikalarını hangi temelde ele alacağımızı sorduğumda “1071 ve Müdafa-i Hukuk asli temelimizdir”diyerek  Anadolu Uygarlıklarını dışlamış,bunun üzerine Komisyona katılmayarak sonrasında parti üyeliğinden istifa etmiştim.

Bu gelişmeler üzerine ,Devletin Anadolu Uygarlıkları ve bu uygarlıklara dayalı Alevi Halk Kimliğini asimile eden Siyasal Türk  İslamcı kültür ve eğitim programlarına karşı Alevi Halkı korumak ve ona kendi tarihi gerçeğini göstermek amacıyla hazırladığım YOLUN EZELİ PROGRAMINI Merhum Rıza AYDOĞMUŞ’un katkılarıyla YOL TV ‘den devreye sokma kararını verdim.

6-YOLUN EZELİ PROGRAMI

YOL TV EKRANLARINDAN HAZİRAN 2008 ‘de başlatılan 45 er dakika süreli 16 bölümlük  bu program öncelikle AABF Dedeler Kurulu’nun  engellemelerine takıldı.Programın önceden belirlenen  haftalık yayın saatleriyle sürekli oynanarak  izlenmesi engellenmeye çalışıldı,  ardından devreye giren devlet , programın etkisini azaltmak  ve  başlatılan Anadolu Alevi Aydınlanmasını karartmak amacıyla  adeta  hareket üssü gibi  kullandığı  HBVAKV  ve paralelindeki  ALEVİ STK’larının  katıldığı sahte “ALEVİ AÇILIMLARI”nı  devreye soktu.

7-HDP,HDK vb.Kürt örgütlenmeleri Anadolu Alevilerini  Türk Irkçıları gibi Kürt,Türk ve Alevi İslam kimliğiyle tanımlamış, HDP kuruluş tüzüğünde yer alan “Halkların Kardeşliği” sloganına karşın “Bu partiye üye olen herkes Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkını kabul eder” ibaresini koydurmuştur. Böylece amacın halkların kardeşliği,Demokratik Halk Hareketi, eşitlik  ve demokrasiyi inşaa etmek olmadığı,Demokratik ULUS gibi saçma bir kavramın ardına saklanan Siyasal İslamcı bir Kürt  Devletinin kurulması , bu kapsamda  Alevi-Zaza Halkın Kürtleştirilmesi, Zazaca’nın Kürtçenin şivesi olarak kabul edilmesi, Kadim uygarlıklardan gelen Alevi Halk kimliğinin inkarı  ve Alevilerin  mezhep olarak benimsenmesiyle de Türklerin Sümer ve Hititleri  Türk ve Eti Türkleri adıyla aşırmaları gibi Kürtleri de tek başına Kadim Anadolu Uygarlıklarının varisi yapmak olduğu anlaşılmıştır.

8- ALEVİ  STK’larının  YOLUN EZELİ’nce tanımlanan  ANADOLU ALEVİLİĞİNE KARŞI BAKIŞI

Bu programın yayınıyla karşı atağa geçen devlet,siyasi partiler ve Siyasal İslamcı kesimlerin aksine Alevi STK’larının  bu açılıma sahiplenmesi veya en azından tezimizin kendi platformlarında tartışmaya açılmasını sağlamaları beklenirdi.Ancak durumdan vazife çıkaran  Türk-Kürt  ve Arap karması Alevi İslamcı derin kuşatma altındaki ALEVİ STK’ları bu yönde açılım yapmak yerine ,Yolun Ezeli’nin Anadolu sathındaki  şubeleri aracılığıyla  halka ulaşmasını engelleyen girişimlerde bulundular.Ali Balkız, Kemal Bülbül, Ercan Geçmez ,Necdet SARAÇ, Turgut ÖKER ,Cafer KAPLAN  ve  Turan ESER  vb. kişiler  programın  Alevi STK’larının gündemine girmemesi için çok özelde çaba gösteren kişiler olarak öne çıktılar.

Karşı kampanyada çok özelde öne çıkan örneklerden biri de BERLİN CEMEVİ’dir.2009 de “ALEVİLERİN 12 BİN YILLIK TARİHİ”başlığıyla verilen konferansın ardından  Dr.YÜKSEL ÖZDEMİR  ve Ekibi Türkiyeden apar topar Hamza Aksüt ile Hasan HARMANCI adlı kişileri Berline çağırmış, yapılan toplantıda kişiler kendi görüşlerini sunmak yerine çok özelde Kemal SOYER’in açılımını tartışarak   gıyabi yargılama yoluna gitmişlerdi..Bu olayın ardından Berlin Alevi gençliği Cem Evi’ni terketmiş, sonraki yıllarda uğradığım Cem Evi’nde  insanların etrafımda toplanmalarıyla görevli Dedeler “Kemal Soyer gelince kimse bizi dinlemiyor” diye sızlanınca da Başkan Halit BÜYÜKGÖL sohbetlerde masaların birleştirilemeyeceği  talimatı vermiş, AABF Kültür Komisyonu üyesi yapılan  Haydar SELÇUK adlı kişi de Cem Evi’nde açıktan Kürt-Alevi  propagandalarına başlamıştır.

9-YOLUN EZELİ-ANADOLU ALEVİLİĞİNE  KARŞI MEDYA ÖRGÜTLENMESİ:

Devlet ve Siyasal İslamcı  kesimler  Türk,Kürt ve Alevi İslam propogandasını yayıp  etkinleştirmek amacıyla onlarca TV kanalı açmış,CEM TV,  BARIŞ  TV , HALK TV ve ULUSAL KANAL  Anadolu Alevileri ile ataları olan Hititler,Sümerler ve Hurriler gibi kadim hakların kimliklerini Türk adıyla karartan programlar ve kitap kampanyaları yürütmüştür.TV 10, HALK TV  ve  karşıtı gibi görünen ULUSAL TV ,Yolun Ezeli programlarını  sunum talebimizi geri çevirmiş, Halk TV ile Ulusal Kanal Hititler ve Sümerlerin Alevi olduklarının anlaşılmasını önlemek amacıyla, Siyasal İslamı “ANADOLU MÜSLÜMANLIĞI” adı altında kadim bir din ve inanç ,Anadolu Alevilerini  ise İslamik mezhep olarak tanıtmıştır.

10-ABD-AB ,KÜRESEL BOP-AMAÇ ve ÖRGÜTLENMELER:

BOP temel olarak Ortadoğunun  uzun vadede işgali ve geçiş sürecinde işgalci  güçlere taşeron  ve vassal devletçiklerin oluşturulması amacına hizmet eden küresel bir projedir. ABD’nin 2003 te Irak’ı  işgal etmesiyle başlattığı ilk eylem, Irak Müzelerinin soyulması ve  yerel halkların tarih ,kültür ve inançlarını belgeleyen arkeolojik eserlerin tahribi ve önemli bir bölümünün Amerika’ya kaçırılmasıdır. ABD bu yolla  bu  toprakların asli sahibi olan Sümer, Hurri, Hatti,Hitit gibi kadim  Alevi halklar ile onların torunları olan Anadolu Alevilerini,İran Ali Allahi ve Ehl-i Hak Alevilerini,Nusayri ve Türkmenler ile bu toprakta 3.Bin yıldır yerleşik olan Kürtlerin yerli halklarla olan tarih bağlarını koparıp geçmişlerini  karartarak  her birini ayrı ayrı  sanal kimlikli birer taşeron durumuna oturtmak,Alevi kökenli kadim halkları Orta Asya’dan gelen işgalci Türk, yöreye  sonradan gelen Türk,Kürt ve Ermeni gibi halkları ise Sümer,Hatti,Hitit gibi kadim halklara eklemleyen sahte bir tarih programı kapsamında kendi siyasi  ve ekonomik iktidarlarını kurma  faaliyetlerine başlamış, bölge halklarını kendi üretimi olan İŞİD  vb. Siyasal İslamcı-Irkçı  çetelerle iç savaşa sürüklemiştir.

ABD,AB, İngiltere ve gizli ortak İsrail vb. ülkelerden oluşan Küresel İşgal Konsorsiyumu BOP adlı Proje kapsamında İslam Coğrafyasını işgale başlamış,bu kapsamda onlarca ülkede  eşbaşkanlı –bağımlı taşeron yönetimler oluşturmuş, Türkiye’de de BOP’un alt ayağı olan ILIMLI İSLAM PROJESİ kapsamında TÜRK,KÜRT VE ALEVİ İSLAM yapılaşmasını dayatarak  siyasi partilerin başına  Siyasal İslamcı  Eşbaşkanlarını oturtmuş,ülkede kamusal ve bilimsel kurumlaşmayı ,çağdaş eğitim kurumlarını, ekonomik  kurum ve kuruluşları iktisadi devlet kuruluşlarını,orduyu,polis teşkilatını,yasama,yürütme ve yargı erklerini ele geçirip,ülkeyi önemli  oranda kendi amaçlarına uygun bir alt yapıya dönüştürmüştür.

Bu konsorsiyum Anadoludaki Alevi tabanlı uygarlıkçı demografik yapıyı Siyasal İslamcı yapıya dönüştürmek  amacıyla Suriyede iç savaş çıkartarak yaklaşık 4.milyon İslamcı Arab’ı Anadoluya sürmüştür.Dünyanın bir çok yerinden  getirilen islamcı kesimlerle Başkent Ankara,İstanbul ve İzmir gibi metropollerde sokakta yürüyen insan profili değişmeye başlamıştır.

Alevilerin Anadolu  ve  Kİ.ENGURRA veya  Yunanca Mezopotamya denilen Sümer topraklarının asli sahibi halk olduklarının,Aleviliğin ise kadim uygarlıkları yaratan  evrensel kültür ve uygarlık birikimi olduğunun anlaşılmasıyla Devletin finanse  ettiği  Cem Vakfı Başkanı İzettin DOĞAN  ile AABF eski Genel Başkanı Turgut ÖKER’in girişimleriyle  Alevi Kimliği İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarak tanımlanmış, AABF ,AB’nin  lideri olan Almanyanın Kurduğu Alman İslam Birliğine üye yapılmıştır. Turgut Öker ve yandaşları tüzüklerinde  Aleviliği önceki tanımı olan” kültür” yerine İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarak tanımlamış, halka ise “İslamın dışında” algısı yaratan  söylemler geliştirmişlerdir.

11AVUPA ALEVİ DİASPORASI VE  DAB (DEVRİMCİ ALEVİLER BİRLİĞİ) ADLI GRUP:

Yolun Ezeli Programı bilimsel nitelikli belgesel sunumlarıyla Avrupada  olumlu tepkiler almış , çeşitli  platformlarda etkin bir şekilde tartışılmış,Alevi Halk Kimliği ve Kültürünün 14 Bin yıllık  köklerine ulaşılmış olması karşısında başta  Kürt örgütleri olmak üzere bir çok köktendinci ve ırkçı örgütler kendi siyasal varlıklarını ve tarihi argümanlarını ciddi bir şekilde irdeleyip çürüten  bu  programa karşı bilimsel hiçbir kariyeri-araştırması bulunmayan  ve  çoğu AB’nin sosyal yardımlarıyla geçinen  kesimlerden  birkaç kişinin bir araya gelmesiyle “ALEVİ” adını taşıyan gerçekte Kürtlerin siyasi beklentilerine uygun  faaliyetler yürüten yeni oluşumlar türetmişlerdir. Face sayfalarında Alevi Ozanları ve kutsallarının adlarını pervasızca kullanarak tarihi misyonlarına  ve işlevlerine gölge düşüren  yüzlerce kişi ,grup ve platformlardan bazıları  Anadolu Aleviliği konusunda ortaya çıkardığımız tarihi gerçekleri   intihal ederek kendi üretimleriymiş  gibi sunmakta, kimileri  bilgisizlik eseri  gerçekleri  anlayamadan çarpıtmakta ,kimileri ise  Siyasal Türk,Kürt ve Alevi İslam propagandalarıyla kara propaganda yapmaktadır.

Kurucu unsur olarak kendilerine ait herhangi bir bilimsel çalışması,kariyeri ,araştırması ve  yayınları bulunmayan  8-10 kişinin oluşturduğu  DAB adlı  gurubun ortaya çıkış argümanı “ALEVİLİĞİN İSLAM DIŞI BİR İNANÇ “olduğu iddiasıdır.Bu iddia da  benim 1994 yılında Hacı Bektaş-Veli Anadolu Kültür Merkezinin temel atma töreninde dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL’in huzurunda seslendirdiğim “10.Bin yıllık Alevilik –Evrensel Alevilik” sloganına karşın Vakıf Başkanı ALİ DOĞAN’ın çarpıtarak kendileştirdiği “ALEVİLİK İSLAM DIŞIDIR” açıklamasına dayanmaktadır.(Bkz.Belge 4) Halbuki bizim tezimiz Aleviliğin sadece inançtan ibaret olmayan, Ana vatanı Anadolu ve Kİ.ENGURRA olan  Sümer,Hatti,Hitit, Hurri, Luvi gibi Alevi halkların yarattığı kadim bir kültür ve uygarlık birikimi olduğunu ortaya koymuş, Alevilere ait olan kadim coğrafik ve ilahi kavramlara  zamanla toplum mühendisliği kapsamında  etnik mana yüklenerek  oluşturulmuş KÜRT, TÜRK VE TÜRKMEN Aleviler gibi Alevileri siyasal ve kültürel açıdan bölen yaklaşımlar Aleviliğin ırklar üstü nitelikleri gereği ret edilmiştir. Çünkü, Alevilerin cennet olarak tanımlanan ana vatanı Anadolu’ya  yerleşmeye çalışan her işgalci kavim siyaseten Anadolu halkına ait tanrı,  halk  ve coğrafya adlarını kullanmış veya  zamanla kendileştirmiştir. Başka bir örnek ise bir dönem Hitit toprağı olan Suriyede Hitit kültürünün yarattığı demografik  oluşumlardır . Arap zihniyeti  taşımayan Nusayriler  ve  Suriye Alevileri ile Kürt veya Persli olmayan İran Alevileri  bu dönemin  kalıntılarıdır. DAB’ın Aleviliğin inançtan ibaret olduğu söylemi,  Ortadoğuda yaşanan ırkçı,bölücü ve siyasal islam tabanlı  köktendinci yapı ve örgütlere hayat veren ideolojilere ve bu temelde  Alevi halk kimliğini inkar ve asimile eden Küresel güçlerle   onların yerli işbirlikçilerinin işgal,imha ve asimilasyon tasarımlarına kapı aralamaktadır.Alevilik salt  inançtan ibaret olunca, Aleviler Kürt, Türk,Ermeni,Çerkez veya Arap sayılabilirler. Halbuki Aleviler evrendeki varlık aleminin aynı asıldan kardeş olduğunu binlerce yıllık “VARLIĞIN BİRLİĞİ”  ilkesi ile , “İnsan Hakta Hak İnsanda ne ararsan bak insanda” ve “Binbir donda baş gösterdi Ali El Murteza” deyimleriyle yaşama geçirmişlerdir. Alevi halkı Irka dayalı toplum yapılaşmasını ret etmiş,uygar atalarınca  oluşturulan evrensel Hakk Yolu’nda birleşmişlerdir.

Alevileri Kürt etnisitesi  içinde eritme amacı güden  örgütlerin Avrupa’da taban kaybetmesiyle oluşan siyasi boşluklar “…..Alevi” adıyla kamufle edilmiş yeni oluşumlarla  kapatılmak istenmektedir.

İşte DAB’ın gerçek hikayesi ve Kürt Siyasetiyle İlişkisi:

DAB  25.05.2015 de Frankfurt’tta aşağıdaki kişilerce oluşturulmuştur.

DAB  Eş başkanları: Barış Aydın Fransa, Elif Kaya Almanya
Sekreter :Tayfun Yasin Hollanda
Kasadar: Feramuz Acar Danimarka

GYK üyeleri(Genel Yönetim Kurulu)
Aydın Dost ,İsveç
Hacı Cirik, Almanya
Haydar Ceylan, Hollanda
Kamil At, İsviçre
Öznur Deniz ,Almanya
Tekin Acik, Fransa
Yedek üyeler
Peri Akar İsviçre
Davut Kurun Almanya
Mali denetleme Kurulu
Süleyman Deprem Türkiye
Abidin Onay Hollanda

Türkiye sorumlusu: Bekir Özgür

( Not: Bu bilgiler Zöhre Ana Forum’dan alınmıştır)

DAB’la tanışma sürecim:
Bu guruptan Bekir ÖZGÜR, Aydın GENÇ, Ali KÖYLÜCE, HDP’li Hatice ÇEVİK ve Davut Kurun’ la  12-14 Mart 2015 tarihinde Abdal Musa-Akçaeniş Cem Evi’nde yapılan Erkanname toplantısında , Elif Kaya  ve Hacı Çirik ile 2016 da Berlin’de, Süleyman DEPREM’le 2011 de İzmir’de tanışmıştım.Ancak DAB Anadolu Aleviliğine dair özel bilgiler sunduğum  Abdal Musa toplantısından  sonra 24.05 2015 de kurulmuştur. Toplantıda  moderatörlüğü Bekir ÖZGÜR yapmış ancak, çalışma grubu  ağırlıklı olarak Hasan KLAVUZ  tarafından yönetilmiş idi. Çalışma Grubunun profili ağırlıklı olarak Kürt Aleviyim diyen,Hasan Klavuz, Tekin ÖZDİL,Aydın Genç, Ali Köylüce, Davut Kurun, Hüseyin Gazi Metin, Abbas Tan,Süleyman Deprem vb. kişiler idi.Bu nedenle  çalıştay grubunun gerçek amacını  öğrenmek  üzere “Alevilerin Toprak-Yurt Sorunu” konusunun gündeme alınmasını  önerdim.Kıyamet koptu.Tekin ÖZDİL “Kemal Bey ,Alevilik inançtır ,ALEVİSTAN MI istiyorsunuz ” diye şiddetle karşı çıktı.Gündeme almazsanız çalıştayı terk ederim dedim.Bunun üzerine Klavuz Alevilik bilgelerimizin, pirlerimizin oluşturduğu İnançtır,Bekir ÖZGÜR ise gündeme alıp tartışabiliriz,çünkü Aleviler aynı zamanda halktır dedi.Konu gündeme alındı ancak, sürekli olarak ötelendi ve yüzeysel tartışmalarla geçiştirildi. Beni bu toplantıya bu grup değil, Akçaenişli Serdar TANAL ısrarla çağırmış, bunların sizin bilgilerinize ihtiyacı var demişti.Üç gün süren toplantıda katılımcıları Anadolu Uygarlıkları ve Alevi Kimliği konusunda bilgilendirdim. Alevilerin kadim Sümer –Hitit ve Hurri Halkları olduğu anlaşılınca  bu toplantının ardından 25.Mayıs  2015 de  kurulan DAP, Kuruluş argümanını  Alevilerin  Anadolu-Mezopotamya topraklarının asli sahibi kadim halklar olduğu gerçeği üzerine değil , özellikle  de Kürt Ulusu Projesi kapsamında “Alevilik İnançtır”o halde Kürt Kültürü’dür  tasarımı  üzerine oturtmuş, böylece temel amacın  Anadolu Alevi Halk kimliğinin yeni siyasi ve kültürel  projeksiyonlarda  öne çıkmasını engellemek ,mevcut Kürt , Türk ve Alevi  İslamcı konseptlere hayat  vermek olduğu anlaşılmıştı.

Hasan KLAVUZ , DAP kurucuları- Kürt Siyasetiyle ilişkileri :Bu başlık ve bağlı açıklamalar DAB’lı Haydar CEYLAN’nın Kürt Hareketiyle ilişkimiz yoktur açıklaması üzerine  açılmıştır.

Abdal Musa Çalıştayından hemen sonra internet ortamında yaptığım küçük bir gezinti sonucu  2013 yılında  İsviçre  BASEL’de  yapılan  gizli bir toplantıda PKK tarafından  Hasan KLAVUZ ‘a görev verildiğini belirten  habere ulaştım.(Bkz.29 Kasım 2013 tarihli SÖZCÜ). Bu haber  Kürt Hareketi-Hasan Kılavuz ve DAB’ı kuran kişilerin ilişkilerine ışık tutuyor.

Kurucu üyelerin Alevilikle ilgili bakışları da özetle şöyledir:

DAB Kurucu Eşbaşkanı Barış AYDIN:Aleviliği inanç boyutuyla sınırlayan düşüncelere sahiptir.

Hüseyin Gazi Metin Dede ile DAB’ın kurucularından Süleyman DEPREM  2015 de HDP ‘den aday adayı olmaya çalışmış, yakını Mustafa DEPREM Kürt-Alevi  Propagandası yapan TV.10 Kanalında görev almış,TV.10 sorumlusu Şükrü YILDIZ Yolun Ezeli programlarının kanalda yayınlanması yönündeki talebimizi geri çevirmiştir.

Hasan Klavuz ile Hüseyin Gazi Metin  Diyarbakır’da düzenlenen Kürdistan Alevi Konferansına katılıp  bildiri vererek Cem yürütmüş ve Alevilerin parçalanmasına yönelik bir tasarım olan “Mezopotamya Aleviler Birliği “nin kurulması görüşüne  iştirak etmişlerdir. Kürdistan Alevi Konferansına Necdet SARAÇ, Piri ER ve Hasan KLAVUZ’LA  birlikte hareket eden  Hasan HARMANCI’nın  çağrılması da son derece ilginçtir!

Bu konferansın sonuç bildirisindeki incilerden biri “ALEVİLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR,KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ ALEVİLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”  Böylece konferansın  sonucuna  göre Aleviler Kürt ,Alevilik ise inançtır.

15-17 Şubat 2013 tarihlerinde Danimarka’nın üç şehrinde verdiğim konferanslar sürecinde tanıştığım Feramuz Acar “Kürt Değilim, Ancak ben bir  özgürlük savaşçısıyım “ demiştir.

Ela KAYA-Hacı ÇİRİKEla Kaya tezimle ilgilenip çeşitli etkinliklerde desteği olmuştur.Hacı ÇİRİK ise Alevi kimliği konusunda net olmayan düşüncelere sahip olmakla birlikte  tezime ilgi göstermiş çalışmalarımı desteklemiştir.

Türkiye Sorumlusu Bekir ÖZGÜR: Yolun Ezelini benimsemiş,Aleviler ile Kürtlerin Anadolu’nun  kadim halkları olduğu konusundaki görüşlerini netleştirmiştir.Tam bağımsız Alevi örgütlenmesi ile ezilen halkların emperyalizme karşı ortak mücadelesini  savunmaktadır.

DAB  ve HDK :12 Aralık 2016’da DAB . Eş Başkanı Veli Balaban ve İbrahim Klavuz’la görüşme:

DAB Eşbaşkanı Ela KAYA ve Hacı ÇİRİK’inde hazır bulundukları 20’yi aşkın katılımcıyla yapılan tanışma  toplantısında  Alevilerin kadim Halk olduklarına, etnik olarak Türk veya Kürt olmadıklarına, Alevi Halkın Anadolu-Mezopotamya topraklarının asli sahibi olduğuna vurgu yapan açıklamalarıma  karşın,  DAB Eşbaşkanı Veli Balaban  toplantıda hazır bulunan DAB üyelerini  Kürt Hareketinin oluşumlarından olan “HDK”ya üye olmaya ve maddi destek vermeye çağırmıştır.

ÖZE DÖNÜŞ KAVRAMI :Kürt -Alevi grupları“Öze Dönüş” kavramını  Aleviliğin Siyasal İslamcı etkilerden arındırılarak  Kürt Kültürü olarak benimsenmesi olarak ele almaktadırlar.Doğuş kaynağı  her neresi  olursa olsun her türlü,ırk,din ,kandaş  düşünce ve yapılaşmalardan arınmamış hiçbir kişi ve toplum  evrenin en üst ölçekte tekamülü olan” Kamil İnsan” temelli barışçıl toplum yapılaşmasını gerçekleştiremez. Anadolu –Mezopotamya  Kültür ve Uygarlık Mirası ile  ,insanlık ve uygarlık tarihinin getirisi olan eşit  insan hakları ve evrensel kültür değerlerini dışlayıp, Siyasal İslamcı -Irkçı  Ulus yaşam biçimini toplumsal yaşam biçimi yapan topluluklar insan ve doğa sevgisine dayalı  varoluşsal özlerini yitirmiş,egemen güce tapıp kendi topraklarında işgalci olmuş , uygarlıklarımızı karartmışlardır. Türkler ve Kürtler Siyasal İslam, Moğol ve Muhammet soylu ırkla hayat ve  kimlik bulan topluluklardır.

Anadolu–Mezopotamya denilen Sümer  topraklarında yaşayan halkların  kültürel  özü, Semavi  ad edinen  dogma dinler öncesi kadim uygarlıkların geliştirdiği insan ve doğa sevgisine dayalı Anadolu ALEVİLİĞİ’dir.Bu kimliği edinemeyenlerle ortaklığımız,kader birliğimiz olmayacaktır.Aleviler kendilerini cihatla -fetihle katleden,yurtlarını uygarlıklarını ele geçirip talan eden hiç bir dine  saygı duyamazlar.Bu nedenle Siyasal İslamın yaygınlaştırdığı  “Herkesin inancına saygı duyulmalı” söylemi sorgulanmalıdır.

Bize Göre Öze Dönüş; Anadolu’nun işgali  ve uygarlıklarının karartılması  amacıyla Kudüs,Mekke ve Vatikan’ın dayattığı kökten dinci-ırkçı,bölücü  ideolojilere karşı kadim halkları  koruyacak Anadolu Aydınlanmasını yaratmak,

Küresel güçlerin kuşatması altına giren  yurdumuza,evrensel ölçekte değerler oluşturup taşıyan kültür ve uygarlıklarımıza sahip çıkmak,

Kadim halkları  kendi tarih,kültür ve uygarlık değerlerine  yabancılaştıran Siyasal İslamcı-ırkçı kimliklerden arındırıp bu toprakların  asli sahipleri haline getirmektir.

Öze dönüş, Türkleşmek, Kürtleşmek ve İslamlaşmak değil, Göbeklitepe’den günümüze uzanan 14 Bin yıllık Anadolu kültür ve uygarlık tarihine sahiplenerek Anadolulaşmak-yerelleşmek , Aleviliğin “Varlığın Birliği” ilkesiyle kadim halkları”  Bir,İri ve Diri bir toplum olarak bütünleştirmektir.

Ancak DAB’ın “Öze Dönüş” çalışması bu amacı kapsamamaktadır.Çok özelde Aleviliği Kürt Kültürü içinde değerlendiren bir yaklaşıma sahiptir.

Emperyalizmin kuşatması altındaki  topraklarda yaşayan mazlum halkların kaderi ortaktır.Hiç biri bir diğerinden bağımsız olarak kendi kaderini tayin etme  koşullarına sahip değildir.Her halkın başkalarının da ortağı olduğu vatan toprakları üzerinde bağımsızlık talebi sürekli savaş ,bölünme ve yok oluş demektir.Bu tez Ortadoğu halklarını bölen, parçalayan ve ana vatanlarını küresel  güçlere yemlik yapma amacı taşıyan Batılı bir tuzaktır.

Anadolu-Kİ.ENGURRA kadimden ortak ana vatandır ve bugün  üzerinde yaşayan tüm halklarındır.Bu toprakların hiç bir parçası belli bir kesim için özelleştirilemez.

Bu Temelde Kadim halklar için önerimiz ;VARLIĞIN BİRLİĞİ TEMELİNDE,Ortak Anavatan,Evrensel Kültür, Eşit insan Halkarı,Ortak egemenlik ve Ortak Yönetim ilkeleri etrafında birleşmektir.

SONUÇ: 

DAB üyesi olduğunu belirten Haydar CEYLAN adlı şahıs hiçbir konu ,alan ve düzeyde muhattabım değildir. Kendisini tanımıyorum. Face ortamında alenen ” devlet ajanı “yakıştırması yapan bu şahsa ahlak,edep,fikri mülkiyet ve emeğe saygı  gibi  konularda Bekir ÖZGÜR , Osman YILMAZ  ve bizleri tanıyan  bir çok kişi tarafından  gerekli uyarı ve  cevaplar verildiği halde  iddialarını açıktan yenilemiş  bu nedenle  tarafımızdan açıktan yanıt verilmek zorunda kalınmıştır. DAB yönetimi, bünyesinde barındırdığı bu vb. şahısları uyarmamış olmakla iddia ve davranışlarını desteklemiş olmaktadır.

DAB ,içinde iyi niyetli unsurlar barındırıyor olsa da , BAĞIMSIZ BİR ALEVİ HAREKETİ DEĞİLDİR.

YOLUN EZELİ 40 YILLIK EMEĞİN –BİLİMİN  ÜRÜNÜDÜR.

250 YILLIK BİLİMSEL KAZI VERİLERİ  TÜM DÜNYA MÜZELERİNDE  HER KESİN GÖRÜŞ VE YORUMLARINA  AÇIK OLDUĞU HALDE SÜMER;HATTİ-LUVİ ,HİTİT VE HURRİLERİN ALEVİ OLDUĞUNA YÖNELİK BİLİMSEL TESPİT VE ÇIKIŞLARI YAPAN  İLK KİŞİ  KEMAL SOYER’dir.

YOLUN EZELİ ;TAM BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK ANADOLU ALEVİ  HALK HAREKETİNİN DOĞUŞ KAYNAĞIDIR. HALKIMIZ VE ANADOLU GENÇLİĞİ BU TEMELDE BİRLEŞİK VE UYGAR BİR TOPLUM ÖRGÜTLENMESİNİ  MUTLAKA  GERÇEKLEŞTİRECEKTİR.

Fikir ve emek sömürüsüne karşı  fikri mülkiyet olarak koruma altına alınan çalışmalar, yaşamlarıyla  AB’nin  sosyal yardımlarına  ve direktiflerine  mahkum olan, uygarlık ve insan tarihi  kapsamında ele aldığımız Anadolu Aleviliği konusunda hiçbir  bilimsel yetkinliği, uzmanlığı , araştırması ve yayını bulunmayan kişilerin haddini aşan içerik ve derinliktedir. Luvr,Bergama,Britsch müzeleri yanı başınızdayken, bırakın emekçileri ,AB’de yaşayan kaç Alevi bilim adamı bu konuya işaret edebilmiştir?

AB’de işçi -emekçi olarak yaşayacaksınız, ki;emeğe saygılıyız,  sonra haddinizi  aşarak bilim adamlığına soyunacaksınız ,bilim adamlarını yargılamaya kalkışacaksınız .Bu halde sizin tüm insani ,tarihi,bilimsel ve kültürel değerleri yerle yeksan eden diplomasız bir cihatçıdan ne farkınız kalır?

1000 yıllık İslam kardeşliği kapsamında İslamcı Kürtlerle ortaklaşa Alevi Soykırımları yapan Türkler ve T.C  akıl tutulmasına mı yakalanmıştır ki; Kemal Soyer’e Alevilikle ilgili gizli bilgileri versin.Emin olun devlete egemen olan siyasal İslamcı ve ırkçı hiçbir kafa kadim eserlere gizlenmiş Alevi düşüncesi ile evrensel temaları anlayamaz ve çözemez.Çünkü Mimarlık Fakülteleri  500 tavan puanla öğrenci alırken, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri 250 tavan puanla öğrenci almakta idi. Bu da Anadolu halk tarihi gerçeğinin bunca eğitim ve öğretime rağmen neden gizli kaldığının önemli bir göstergesidir.

Bekir ÖZGÜR YOLUN EZELİ Çalışmasının derinliklerinden haberdardır.Bu nedenle yakın zamanda  iyi niyetle DAB’ın yetkili kişilerine  tezimizle ilgili  bazı  önerilerde bulunmuş, ancak  YOLUN EZELİ’nin  üzerinde“Kemal SOYER’in adı var kabul edemeyiz”  cevabı verildiği de bilgimiz dahilindedir.

Alevi  tarzı yaşam kültürü, edep ,erkan ve yol bilgisi ile insanlık ve uygarlık tarihinden  mahrum  yetişmiş ,küresel güçlerin  toplum mühendisliği  kapsamında yabancı  bozguncu kültür ve ideolojilere mahkum edilmiş  insanlardan  yüksek kültür,uygar davranış, hoşgörü, bilime,emeğe  ve insan haklarına saygı beklenemez.

YOL CÜMLEDEN ULUDUR

19.09.2017-ANKARA

 

 

 

 

 

 

Belge-1

 

Belge  -2

 

Belge-3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Belge-4

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir