BOP-NEO OSMANLI-YENİDEN TÜRK- KÜRT İSLAM ORTAKLIĞI, CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’NİN İÇ YÜZÜ

Kemal SOYER/Y.Mimar

Türkiye,Küresel güçlerin kuşattığı Suriye’nin işgali sürecinde açıklanan Neo Osmanlı Düzeniyle yüzyıl öncesi Siyasal İslamcı Osmanlı-Kürt Derebeyleri Düzenine doğru yol mu alıyor? İYİ Partili ÜMİT ÖZDAĞ’ın ortak Anayasa çalışması yapıyorlar şeklindeki açıklamaları Kürtleri ABD-AB’ye kaptırarak Suriye’de köşeye sıkışan ittifaklı düzenin yedek ittifak üzerinden HDP’ye -Kürtlere kapı aralamaya çalıştığına mı işaret ediyor ? Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan neden Kürtçe mesajlar vermeye başladı, Bülent Arınç’ın Demirtaş sevdasının kaynağı ne, Ümit Özdağ ne demek istedi.

İşte yanıtları :

Neo Osmanlı fikri kamuoyuna ilk kez Davutoğlu’nun , 25 Nisan 2011’de Çanakkale’de “Bizden koparılan dünya, bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki 12 yıl içinde cihan devleti olacaktır” şeklindeki açıklamasıyla yansımıştı.Bu açıklama Cumhuriyetten Osmanlıya Dönüş ve APO’nun 2013 Nevrozunda açıkladığı Türk ve Kürtlerin İslam Çatısı altında birleştirilmesi çağrısıyla paraleldi.Bu süreçte hazırlanarak yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisi , Fetih 1453 ve Diriliş -Ertuğrul gibi filmler de toplumu bu temelde yapılandırma amacı taşıyordu.

Neden, Yeniden Osmanlı :

Osmanlı’yı yıkan Küresel güçler yüz yıl öncesinde Türkiye ve Ortadoğu’yu dizayn etmiş, ülkedeki kültür mirasıyla ekonomik yaşam kaynaklarını kendileri için güvenceye alan Ulus Devlet modeliyle siyasi, ekonomik ve kültürel düzenlerini inşa etmişlerdi.Bu dizaynda toprakları,binlerce yıllık kültür mirası ,enerji kaynakları ve yeraltı zenginlikleriyle Anadolu ve Mezopotamyayı sahiplenmesini  istemedikleri yerli halkların Anadolu’ya 1071’de geldiklerini, Anadolu’nun kadimden asli sahibi olan Alevilerin asimilasyonu ve Orta Asya’ya yönlendirilmeleri amaçlı Türk Tarih teziyle de Alevi ataları olan Hitit ve Sümerlerin Türk olduklarını iddia etmişlerdi. Bu tasarımlar İngiliz-Fransız köçekleri Jön Türklerin “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk İslam-Turan İmparatorluğu” hayaliyle yapılmış,ırkçı ve dinci temelde düzenlenen destan ve  hikayelere toplumsal bilinç karartılmış, Alevilerle diğer yerli halklar ana yurtlarında işgalci hale düşürülüp barbar sayılmış, Anadolu-Mezopotamya’nın geçmişiyle kadim uygarlık mirası da Batılılara verilmiştir. Jöntürkler, Aleviler ve Kürtler bu düşlerle oyalanırken, Avrupalılar Anadolu-Mezopotamya’daki  Kültür ve Uygarlık Mirasını yağmalamış, yüz yıl süren arkeolojik kazılardan çıkan tarihi gerçekler örtbas edilmiş,semavi kisveli dinlerle uyuşturulan yerel halkları uyandırıp özlerine döndürecek Hatti Uygarlık Güneşi niteliğindeki Göbeklitepe’nin de keşfiyle bir işgal ve asimilasyon projesi olan BOP . sahneye sürülmüş, Türkiye ve bölge halkları Neo Osmanlı Adıyla yeniden Türk /Kürt/Alevi İslam yapılaşmasıyla siyasi ve kültürel karartmaya alınmıştır.

Siyasi arenada “Tam Bağımsız Laik ,Demokratik,Sosyal Hukuk Devleti” olarak kurulmuştur denilen Türkiye, ana omurgasıyla , Pariste eğitilip örgütlendirilen Jöntürkler eliyle Osmanlı -İslam yerine ikame edilen JÖNTÜRK İSLAM’dır. Böyle olduğu ülkede tartışılan Başkanlık ve eyalet sisteminin yanı sıra günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi- NEO OSMANLI /Kral-Saray  benzeri yönetim ve yedeklediği Kürt ve Alevi İslam yapılaşmasıyla ortadadır.Biri birinin karşıtıymış gibi algılatılan Jöntürk-İslam ile Osmanlı -İslam aynı şeylerdir. Gerçekte Anadolu ve Avrupayı işgal amaçlı Osmanlı-İslam ideası, İngiliz-Fransızların eğittikleri Jöntürklere Avrupa’nın Ortadoğu ve Asya’daki emelleriyle tasarlanmış Hint-Avrupa Kültür Tezi ve yeniden İskender İmparatorluğu düşüyle dayattıkları “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk İslam imparatorluğu” hayaliyle revize edilmiş,İngilizlere Hintistan yolunu açma amacıyla Osmanlı kökenli Jöntürklerin yönü doğuya çevrilmiş, bunu pekiştirme amaçlı yazılmış Türk Tarih Tezi her ne kadar Sümer ve Hititleri TÜRK ilan etmiş olsa da Hattuşa, Alacahöyük, Hacılar, Horoztepe, İnandıktepe, Çatalhöyük, Nippur, Uruk vb. yüzlece Sümer ve Hitit kazısının ortaya çıkardığı Alevi-Bektaşi Halk ve Kültür gerçeğinin 1995 te kazılmaya başlanan Göbeklitepe’ye kök sürdüğü de anlaşılınca Jöntürkçü kesimler bu kez de “Onbin yıl öncesi buradaydık” yaygarasına başlamış, özellikle Türki Cumhuriyetlerde Anadolu kazılarında ne çıkmışsa Orta Asya kökenliymiş gibi gösteren sahte tarih ve  kültür yapılaşmalarına başlamışlardır.Bu gerçekler karşısında yüz yıllık Jöntürkçü ülkü çökmüş, küresel sermayenin kendi icadı ulus devlet sınırlarını aşmasıyla birlikte ABD-AB-İngiliz ve Israil Konsorsiyumu ulus devlet sınırlarını ve demografik yapılarını değiştirme,yeni taşeronlarla eyaletler, özel imtiyaz bölgeleri ,Aşiret ölçekli yerel yönetimler ve sömürgeler oluşturma amacıyla BOP ,Neo Osmanlı , Arap Baharı vb.projelerle Ortadoğuyu yüz yıl daha sömürmenin arayışına başlamış, Suriye ve Afrika’dan 10 milyona yakın insan Türkiye’ye sürülmüş, ülke adeta  kültürel ve ekonomik işgal altına alınmıştır.   

2018 de uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi -NEO OSMANLI Düzeninde Ülkedeki siyasi parti ve İttifakların ana omurgası TÜRKÇÜ-KÜRTÇÜ SİYASAL İslamdır ve bu düzende Anadolu Alevileri Arap Kökenli Kureyş,Baba Mansur ve Ağuçan gibi Çakma Ocaklar aracılığıyla tabela ve tüzüklerinden Hitit Tanrı Kültü Bektaşi adının çıkarıldığı, Arap Ali üzerinden Araplaştırma amaçlı Alevi İSLAM kimliği içinde çeşitli Dernek ,Vakıf ve Federasyonlarda örgütlendirilmiş, siyasi zeminde Türk ve Kürt etnisitesi içinde eritilmek üzere CHP ile HDP’nin arka bahçesi haline getirilmişlerdir.Bünyesinde Dedeler Kurulu ihdas edilen Alevi Yapılaşması,Selçuklu- Osmanlı Dönemi Alevi Asimilasyon hareketi gibi güncel Neo Osmanlı Projesinin alt yapısıdır. AKP-CHP-MHP-İYİ PARTİ -SAADET-HDP, Ortadoğu’da uygulanan BOP’a uyarlı  yapı  ve işlevleriyle NEO OSMANLI-TÜRK-KÜRT-İSLAM Düzenidir.Mevcut siyasi yapılaşmada karşıt ittifak yoktur. İYİ Parti’den ihraç edilen Ümit Özdağ’ın gizli Anayasa Çalışması açıklamaları perde arkasında oynanan tasarımları işaret ediyor.Bölgedeki deruni tasarımcılar,Siyasi İktidar, CHP-HDP gizli ittifakı bir bütün olarak bu düzenin içindedir.CHP’ye Daimi Başkan yapılan KILIÇTAROĞLU’nun Alevi adını anmaması, Kara Molla ve İYİ Partiyle kol kola yürüttüğü İslam sevdası ve “Kürt Sorununu biz çözeceğiz” iddiasının temeli de yeniden “Neo Osmanlı Düzeni”ni gösteriyor.

Türkçü-Kürtçü Alevilere,Alevi kisveli Kürt örgütlenmesine anımsatalım ; Osmanlı son dört yüzyılda Türk-Kürt/ Arap İslam Derebeyi Ortaklığıdır ve  Anadolu Alevileri ve yerli uygarlıklarına karşı konumlanmış, katliamlarla yurtlarını işgal etmiştir. Neo Osmanlı-Kürt Düzeni yüz yıl öncesi koşullarda değil, güncel siyasi konjönktüre ve BOP’a uyarlı tasarımdır. BOP’un parçası olan projeye uygun koşullar oluştuğunda bu toprakların asli sahibi Aleviler Millet olarak yok sayılarak İslamın mezhebi yapılacak,bu yolla  tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi Anadolu’da Siyasal Türk ve Kürt İslam güçlendirilmiş olacaktır. Kürtlerin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi,Suriye-Rojava’daki fiili durumu ve ayrılık istekleri göz önüne alındığında APO’nun 2013 Nevrozunda ‘Milli Misak”la değindiği Neo Osmanlı-Kürt Projesi, Türk ve Kürt güçleri ortaklığında öncelikle Misak-ı Milli sınırlarına dönüş ve ardından ayrışma için kullanılabilecek bir geçiş projesi olarak seslendirilmiş, PKK’ nin ateşkes ilan ederek silahlarıyla sınır dışına çekilmesi ardından Türkiye – Suriye sınırına duvar çekilmesi bu kapsamda önemli gelişmedir.

Kürtlerin sahadaki işlevleri APO’nun Alevi adını anmadığı 2013 Nevrozunda Bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamda, bu kardeşlik hukukunda  fetih, inkar, ret, zorla asimilasyon ve imha yoktur,olmamalıdır ve de öyle olmalıdır“ mesajıyla açıklanmıştır. Burada vurgulanan husus, Selçuklulardan başlayarak Osmanlı Sürecinde yürütülen, Alevi-Ezidi, Türkmen vb.halkın katli ve topraklarının işgaline dayalı ortak mücadeledeki sadakatla yeni süreçte de birlikte mücadele edileceği ve ayrışma sonrasında bu konseptin güvenceye alınması gerektiğine yönelik beklentidir. Burada Irak ve Suriye’de Kürtlerin oluşturulmasını öngördükleri Kürdistan’ın tanınması ve Türklerle Saldırmazlık Paktı arayışıdır.Ayrıca APO kendi çağrısıyla  2014 ‘de Diyarbakır’da toplanan  Demokratik İslam Kongresine gönderdiği mesajda ;

İslami ümmet anlayışı öz itibariyle ulus devletçilikle bağdaşmaz . Zaten İngiliz İmparatorluğu İslam ümmetini parçalamak için ulus devletçiliği onun başat ideolojisi milliyetçiliği çok bilinçli olarak İslam ümmetinin bağrına beynine ve rahmine yerleştirmiştir” şeklinde ulus devlet  ve millet yapılaşması yerine”İslamik ümmete” vurgu yapan açıklama, özüyle BOP sürecinde Türklerle ortak Siyasal İslama Dönüş arzusudur(!).Ancak bu açıklama yanıltıcıdır.Zira Türk Ulus Devleti Jöntürk İslam olarak kurulmuş ,İslam Devlet Dini yapılmıştır.Aynı şekilde PKK’de Kürt Ulus Devleti amaçlı Kürt ve İslam Milliyetçiliğini temel almıştır.İslam ideasında din ve millet birdir. Apo’nun mesajıyla kamuoyuna açıklanan plan yeni süreçte Türk Devletiyle İslam kardeşliği temelinde öncelikle Misak-ı Milli sınırlarına dönüş için ortak mücadele edileceği, başarılması durumunda Kürtler ile Türklerin ayrı Devletlere ayrışacakları şeklindeki öngörüdür.Ancak,bu talebin iradi olarak salt PKK kaynaklı olmadığı açıktır. Apo’nun İslam ve ümmet vurgusunun altında yatan gerçek şudur; Son otuz yıllık süreçte Alevi bilim adamları Göbeklitepe ’nin, Sümer’in, Hitit’in, Hatti’nin,Hurri ve Luvi’nin Alevi –Bektaşi kimliğini  açığa çıkarmış, Anadolu ve Avrupa’daki Aleviler  bu köklere yönelip sahiplenmeye başlamıştır.Bu zeminde başlayan Anadolu -Mezopotamya Aydınlanmasının bölgesel ölçekte etkinliğinden ve bilinçli olarak Alevi -Bektaşi Halk Kimliği,kültür ve uygarlıklarını karatma amaçlı inşa edilen Siyasal Türk-Kürt yapılaşmasının çökeceğinden korkan  Küresel Güçler  BOP’u  Göbeklitepe’nin açığa çıkmasıyla aynı süreçte  sahaya sürmüş, Ilımlı İslam Başlığı altında bölgesel karartma ve önceden tasarlanmış projeksiyonların alt yapısına yönelmişlerdir. Türkiye’de Neo Osmanlı, Ortadoğuda Arap Baharı Projeleri ,Mısır,Suriye,Libya saldırıları aynı süreçte ortaya çıkmıştır. Suriye sürecinde BOP’un Arapları İsraile yaklaştırıp projeye dahil etmesi karşısında Türkiye’nin kendi güvenliği açısından Rusya’ya yaklaşması ardından S-400 almasıyla BOP’un sarılabileceği yegane iksirin Neo Osmanlı Türk-Kürt İslam olduğu açıktır.

Kuzey Suriye ve Irak’ın Araplarca işgal edilen kadimden yerli halkların toprakları olduğu gerçeğiyle Anadolu Alevileri açısından Kürtlerin Irak ve Suriye Alevileri-Türkmenler-Nusayriler ve Ezidilerle ortaklaşacağı demokratik bir Federasyonunun yaratılması olumlu bir adım olarak düşünülse bile İslamda Birleşme önerisi Kürt Halkının önerisi olmadığı açık bir APO/BOP talebidir.Bu nedenle bölge halkını kadim köklerinden kopararak Baba Busch’un 22 Yıl önce İstanbul Ortaköy Camii önünde açıkladığı karma demografik yapı içinde eritip bellek kaybına uğratacak bu talep, başta Kadim Alevi halkı ve diğer yerli halklarla Anadolu Mezopotamya’nın kültür ve uygarlık mirası açısından çok büyük bir tehlikedir. Bu konseptte Anadolu,Azerbaycan-İran,Suriye ve Irak’taki  Aleviler,Ezidiler,Ehli Haklar,Nusayriler ve Türkmenler Küresel Güçlerin vekalet savaşları kapsamında Irkçı Siyasal İslamcı kesimlerin İŞİD benzeri karma örgütlerle inkar, asimilasyon ve imha  eylemleriyle karşı  karşıya kalabileceklerdir. Zira Irak’ın  İşgaliyle başlayan süreçte müzelerin soyulması, tarihi anıtların yok edilmesi, Hitit-Alevi eserleriyle bezeli Palmira, Halep ve Ayn Dara şehirlerinin tahribi, BOP eşliğinde bölge ölçeğinde tarihi belleğin silinmesi ve Suriye’den Anadolu’ya sürülen halk gibi yaratılacak karma demografik yapıyla kadim halkların bütünüyle işgal,soygun  ve asimilasyona uğratılacağını , İran-Anadolu ve Suriye’de başlayan Kilise Ev furyasıyla da bölgenin Hıristiyanlaştırılacağını göstermektedir. Nitekim BOP uygulamasında  başta Katar olmak üzere bir çok Arap Ülkesinin İstanbul, İç Anadolu,Ege ,Akdeniz ve özellikle de Dicle -Fırat Kaynaklarını kuşatan Karadeniz Bölgesinde geniş ölçekli arazi  edinmeleriyle ilgili medyada yer alan haberler, Arap Ülkelerinin ABD-AB ve İsrail’le ortaklaşması , Rusya’nın bölgesel güç etkinliği, Katolik Papa ve Ortodoks Patriği’nin Küba’nın Başkenti Havana’da  el sıkışmasıyla başlatılan dinler arası diyalog, Hıristiyan halkların Ortadoğu’ya geri getirilmesinde işbirliği vb. ortak bildiriyle sağlanan dünya bölüşüm planının perde arkası da göz önüne alındığında olası üçüncü Dünya Savaşına giden yolda Suriye’de ABD-RUSYA’nın çatışmadan konumlanması, bu kapsamda düzenlenen vekalet savaşları ve  sonuçlarını şimdiden görmek mümkündür.

Türkiye BOP’un katılımcısı ve Eşbaşkanıdır. HDP ve diğer partiler aynı nedenle Eşbaşkanlık modeliyle yapılanmışlardır.

Cumhuriyetten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Neo Osmanlı Saray Yönetimine gelinen süreç:  

Cumhuriyet nedir :En basit tanımıyla “Hükümdarsız Devlet”tir. Egemenliğin halka ait olduğu yönetim biçimini ifade eder.

Cunhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uygulamalarıyla adeta “Hükümdarlı Devlet” Neo OSMANLI /Saray Yönetimidir.

Cumhuriyet, Pariste  kurulmuş İttihat Terakki Partisi-Jöntürk tasarımı üzerinde, Türk-Yunan Savaşı sonrasında M.Kemal ve arkadaşlarınca kurulmuştur.1920’de açılan Meclisin 60 üyesi Osmanlı Mebusu, diğerleri Jöntürklerin Kongrelerde seçtikleridir.  

Türkiye 1924 Anayasası’na konulmuş Devletin dini “Din-i İslamdır” maddesiyle tanımlanmış Türk-İslam Devleti’dir. Kuruluşta İslam Devlet Dinidir.Madde hükmü “Diyanet İşleri Başkanlığı” değişikliğiyle kamufle edilmiştir.İnanç insana özü bir duygudur.Tüzel kişilk olan devletin dini ve dini duyguları olmamakla birlikte bu Anayasayla din siyasi amaçlı toplumsal yapılanma aracı haline getirilmiş,Laiklikse yok hükmündedir. Bugünkü işleviyle Siyasal İslam, Osmanlı temelleri üzerinde Cumhuriyetin ilk yıllarında yeniden hayat bulmuş, Türkiye Cumhuriyeti Laik olmamıştır. 

Bu amaçla Hitit Kültü Hacı Bektaş-ı Veli Dergahının kapatıldığı 1925’de  İlk İlahiyat Fakültesiyle  İmam Hatip Okulları açılmıştır.Hilafet şeklen kamufle edilmiş, gerçekte İslama muhalif Ma-Hilafet Bektaşi Dergahı Kapatılmıştır.

1924 Anayasa’sında “Milletvekilliği” Türkçülük esasıyla Türkçe dil şartına bağlanmıştır. Osmanlı-Kürt Derebeylerince dört yüz yıldan beri kuşatma altında tutulan Dersim’de “Diyap Ağa” dışta tutulursa Türkçe bilmeyen Alevilerin Meclise girmeleri, ayrıca Türkiye ve Avrupa’da siyasi, kültürel ve ekonomik alanda olup bitenlerden haberdar olup Dersimde başlarına gelecekleri kavramaları engellenmiştir.

Alevilerin beşeri ve kültürel varlığına kasteden Dersim Katliamı Jöntürk -İslam Devleti ideasının ürünüdür.

Hıristiyan Dünya’nın “Papalık Makamı” Anadoludaki esin kaynağı “Bektaşi Babalık Makamı’nı kendi varlığı için tehlike olarak görmüş,Hacı Bektaş Dergahı 1925’te kapatılarak Aleviler örgütsüz ve öndersiz hale getirilmiştir. Dersim, Sümer, Hatti,Hitit,Hurri ve Luvi halkın torunları olan Anadolu Alevilerinin ilk ve son sığınağıdır.Bu kadim halk Osmanlı -Arap Kökenli Kürt Derebeyleri kuşatmasında katliama uğratılmış, Lolki-Dımıli-Zazaca konuşan ovalık kesim Alevilere Kürtçe dayatılmış, önemli oranda asimile edilmiştir.Anadolu’nun asli sahibi olan bu beşeri ve kültürel varlık, başta Avrupa’nın Hellen-Roma-Bizans sürecinde Anadolu Alevi-Bektaşi Kültüründen sağarak aldığı kültür ve uygarlık mirası olmak üzere Hiristiyan,Musevi,İslam Dinlerinin bekası ve bu mirasın üzerine “Sümer ve Hititler Türktür”iddiasıyla  oturmak isteyen Jöntürkler için de büyük tehlike olarak görülmüştür.Bu temelde Jöntürkçü Katliam bilinçli olarak tezgahlanan saldırılar karşısında direnen “Seyit Rıza ve İsyan” gibi gerçek dışı argümanlarıyla kamufle edilmiştir.

Cumhuriyetin gelişme yönü Batıya değil, Doğuya çevrilmiştir.

Bilinen iddiaların aksine kuruluşuyla Cumhuriyetin siyasi ve kültürel gelişme yönü batıya  ve batının  Anadolu Uygarlıklarından aşırıp geliştirdiği kültür ve uygarlık değerlerine değil, tersine 1871 Yorktown yenilgisiyle Osmanlıdan Hindistana uzanan topraklara göz diken İngilizlerin Hint-Avrupa Tezi ve Büyük İskender İmparatorluğu düşüne paralel olarak Orta Asya’ya ve İslam’a çevrilmiştir.Batılılaşma ve muassır medeniyet denilen şey İslam tabeasının batının giyim-kuşam tarzı ,kültürel ve ekonomik menfaatlerine uyumlu hale getirilmesidir.

CHP Meclisteki diğer partiler gibi JÖNTÜRK İSLAMCI bir Partidir.Siyasi yasaklı koşullarda AKP Genel Başkanına siyaset yolunu açan CHP’dir. Cumhur ve Millet İttifakları Siyasal Türk-Kürt İslamcıdır.Millet İtifakı-HDP , AKP iktidarına karşıt değil,aynı amaç ve çizgide destektir.Bu işlevini Ekmelettin İhsanoğlunun adaylığı ve diğer İslamcı politikalarıyla ortaya koymuştur.

BOP, Türkiye’nin BOP Eşbaşkanlığı , Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve NEO OSMANLI PROJELERİ,Suriye ve Irak saldırıları Göbeklitepe’nin on iki bin yıllık Anadolu Alevi-Bektaşi Halk ve Kültür  gerçekliğini faş etmesinin ardından gelişen süreçte ortaya atılmış, bu projelerden beklenenler ” Hedef 2023 ” sloganıyla özetlenmiştir.Toplumun çoğu kesimlerinin ne olduğunu bilmedikleri “Hedef 2023” konusunda Davutoğlu 25 Nisan 2011’de Çanakkale’de “Bizden koparılan dünya, bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki 12 yıl içinde cihan devleti olacaktır” açıklamasıyla ortaya atmış ,2023’ü -Yeni Osmanlı’yı işaret etmiştir. AKP, Davutoğlu, Babacan, Gül, Arınç, Kılıçtaroğlu ve Bahçeli’nin vurgulu Kürt Kardeşliği Mesajları, Kürt Açılımı vb. olaylar bu süreçte öne çıkmıştır.

Neo Osmanlı -Türk Kürt İslam Ortaklığı : 2009 Oslo Mit-PKK görüşmeleri, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi,Kürt Açılımı,2011 de Ahmet Davutoğlu’nun Neo Osmanlı Projesini Açıklaması,2012 Oslo Mutabakatı,2013 AKP-Öcalan Görüşmeleri, APO’nun Nevroz Mesajıyla Projeyi açıklaması, 2013 PKK’nin silah bırakıp Kuzey Irak’a çekilmesi,Projeye muhalif Sakine Cansız ve iki arkadaşının Pariste öldürülmesi, 2015 Dolmabahçe Mutabakatı,Mehti Zana’nın Dolmabahçe Görüşmelerinde Kürdistan Kabul edilmiştir iddiası, ,2017 Anayasa Referandumu, Erdoğan’ın “Bu bir seçim değil Fetih Hareketidir açıklaması” ve  AKP Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi-Saray Yönetimi ,Muhteşem Yüzyıl , Fetih 1453 ve Diriliş-Ertuğrul Filmleri , süreçleriyle gelişmiştir.

Alevi-Bektaşi Sorunu,Yahudi,Arap-Avrupa,Neo Osmanlı Türk-Kürt İslam İdeaları ve gelecekle ilgili beklentilerimiz ;

Alevi-Bektaşi Sorunu ;Yerli Anadolu Uygarlıklarını yaratan Alevi-Bektaşi halkıyla , İ.Ö 23.cü asırda Akad’larla başlayarak bölgeyi işgal eden Araplarla semavi kisveli dinler sürecinde Avrupa ve Orta  Asya’lı Halklar arasında  siyasi, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla yaşanmış 4250 yıllık tarihin en büyük insanlık sorunudur .

Alevi Bektaşiler,yaşlı kuşağımızın deyişiyle ALEVİ MİLLETİ Anadolu Mezopotamya topraklarıyla Sümer-Hatti-Hitit-Hurri-Luvi uygarlıklarının asli sahibidir.Irkçı ve Siyasal İslamcı asimilasyon, inkar ve imha düzeniyle halkımızı mezhep boyutuna indirgeyenlerin karşışında Alevi Bilim adamları ,entellektüel çevre ve halkın sahiplenmeye başladığı Göbeklitepe’den günümüze 12 bin yıllık Alevi-Bektaşi Siyasi Tarihi ve evrensel boyutlarda kültür ve uygarlık mirası vardır.

Bu sorunun oluşumunda son bin yıllık süreçte Anadoluya girip Ekrat ve Kürt adıyla kamufle olan Araplar,Türk adıyla kamufle olmuş  Selçuklu ve Osmanoğulları Jöntürkler, Bizans kalıntısı halklar,kendilerine Muhammet ve Ali soylu deyip Kürt ve Alevi kisvesine  bürünen Molla ve Seyit taifesiyle Siyasal İslamcı Çakma Ocakların Cumhuriyet Dönemime dek gelenek halinde sürdürdükleri eylemler güncel iz düşümleriyle aşağıdaki başlıklar altında anımsanabilecek tarihsel hafıza kartıdır.  

Başta Çöl kavimleri-Araplar ve Yahudiler olmak üzere Avrupa ve Asyalı halklar Fırat-Diclenin bağrında oluşan Sümer Yurdu  Ki.Engurra ve 12 ırmaklı  Cennet Anadolu’yu semavi kisveyle kurgulanan üç din eşliğinde işgal ve talan etmiş , halkımızı katliama uğratarak  uygarlıklarımızı  karartmış, bölgede son olarak ABD-AB ve Papalığın  kontrolündeki Siyasal İslamcı akım etkinlik kazanmıştır.

İ.Ö.7.YY.da başlayan Yahudi  ideasının hedefi sadece eski uygarlıkları karatma amaçlı semavi kisveli dinlerini yaymak değil, Musa’nın “Tanrıdan Vaad edilmiş Kutsal Topraklar” iddiasıyla Anadolu-Mezopotamya’ da Büyük İsrail Devleti kurmak,

Arap İdeası Ortadoğu-Asya ve güney Avrupa’da Büyük  İslam Devleti oluşturmak,

Avrupa’nın ideası ise Hint-Avrupa Büyük İskender İmparatorluğunu yeniden yaratmaktır.

BOP’cu -Küresel Sermaye Takımın ortak ideası Türkiye’den Çin Seddi’ne işgal-Avrasya İmparatorluğu’dur.

Milli Misak ise İngilizlerin güneyde Irak ve Suriye’ye, doğuda ise Azerbaycan’dan kopararak İran Yönetimine verdikleri anayurt topraklarının bütünleştirilmesidir.

Dünya küresel güçlerce yönetiliyor, İslamın ayak bastığı,milli varlıkları yok saydığı topraklarda milli karakterli yönetim yoktur. Orta Asyacı ve Arap kültürlü Türkiye’deki siyasi ittifaklar ne yerli ne de millidir. Tarihe dikkatle bakılırsa,Bizans Roma’nın, Selçuklu Abbasi ve Perslerin, Osmanlı Bizans’ın, Türkiye de Osmanlı’nın devamıdır.Bunlar Kudüs, Mekke,Vatikan tabanlı ortak bir idea zincirinin halkalarıdır.

İşgal edenler üç dine ,işgal edilen Alevilerse ne hikmetse topraklarını işgal, kendilerini Ebu Talib’ın oğlu Ali üzerinden asimile eden Arap Soylu Seyit taifesine sarılmış , Avrupa’da ki bir kısmı da İsa ve Musa’ya bent olmaya başlamışlardır.

Araplar Sasani Devletinin yıkılmasından başlayarak  Ömer Döneminde  Cizre-BOTAN arasına yoğun olarak  yerleşmiş, Emevi-Abbasi-Selçuklu ve Osmanlı süreçlerinde bölgede EKRAT-KÜRT adıyla kamufle olmuşlardır. Kürt Tarihi Şerefname’de ataları olarak değinilen BACNAVİ-BOHT’lar ise İ.Ö 12 YY’da  Balkanlardan gelip Zagroslara yerleşmiş, zamanla neslen de Araplaşan bu halk  Arap-İslam Kimliği ve Kültürünü benimsemiş, önemli oranda Persleşmiş ,EKRAT adıyla da Araplaşmıştır.

İdris-i Bitlisi ;  
İslâm, uhuvvet-i İslâmiyeye münafi olan kav-miyyet davasını men’ eder.(İslam kavmiyet-milliyet  davasını men eder)
Esasen bu, tarihe ait bir şeydir.. Kürdlerin asıl ve nesepleri ne olursa ol­sun, İslâmdan iftiraka vicdan-ı millîleri asla müsaid değildir. Bununla beraber, Kürdlerin Arap kavm-i necibi ile ırken alâkadar bulunduğu hakâik-i tarihiyedendir” der.(Nesepleri ne olursa olsun Kürtlerin İslamdan ayrılmalarına milli vicdanları uygun değildir.Kürtlerin Arap Kavmi ile ırken bağları tarihi bir hakikattır.)

Burada Kürtlerin (Kürt-Ekrat)Araplarla ırk bağı vurgulanıyor.Arap Molla İdris-i Bitlisi; Kürt Molla ve Şeyhleriyle, Alevi Seyitlerin Arap asıllı olduklarını açıklamıştır. Kılıçtaroğlu,Kureyş,Demirtaş(Teymurtaş) ,Pir Mansur,Baba Mansur (Arap- Abbasi Süreği) bu kapsamda anımsanmalı,

Kürdler, İslâmiyet nam ve şerefini i’la için beşyüzbin (500.000) kişi feda etmişler ve makam-ı Hilafete olan sadakatlerini, îsar ettikleri kan ile bir kat daha te’yid eylemişlerdir”(İslamı yüceltmek için beşyüzbin kişiyi feda etmiş, sadakatlerini dökülen kanlarıyla da teyit etmişlerdir.Burada Selçuklular ve Yavuzla ortaklaştıkları süreçten ititbaren Alevi-Ezidi-Türkmen-Süryani-Nusayri vb. katliamlarında gösterdikleri başarıyı da anımsatıyor)  

Ekrat adıyla Araplaşmış Kürtler İslamın ilk işgal süreci ve Selçuklu Osmanlı Döneminde  taşeron güç olarak Anadolu, Irak,İran ,Azerbaycan  ve Suriye’de Anadolu Alevilerini, Asurileri, Ezidileri, Nusayri ve Türkmenleri katliama uğratmış ,

Alevileri sindirme,Türkleştirme ve asimilasyon amaçlı operasyon ve katliamlar Koçkiri ve Dersim’in ardından Maraş, Sivas, Çorum,Gazi ve Gezi  Katliamlarıyla sürdürülmüştür.

Dolayısıyla Arap kökenli Molla ve Seyitlerden oluşturulan Nakib-ül Eşraf zümresi eliyle Alevi halkı Araplaştırma, Türkleştirme ve Kürtleştirme siyasetiyle ortaya atılan  Türk Alevi-Kürt Alevi ve Arap Alevi propagandaları asılsız olup siyasi söylemdir.    

Sümerlerin ana yurtlarından Zagroslardaki Lulubi, Turukku ve Guti’li (Hatti) halkın arkeolojik belgelere dayalı kimlikleri ve kültürel varlığına rağmen,Zagrosların Sümerce KARDA LULU(lolan) adıyla KARDALI =ZAGROSLU  ALEVİ anlamına gelen KURDİ kavram  siyaseten Kürt Etnisitesine çevrilmiş, günümüzde Göbeklitepe’den günümüze kadim yerli uygarlıkların Alevi kimliği taşıdığı gerçeğiyle yüzleşen Kürt Siyasetçileri, özellikle Avrupada Alevi adıyla örgütledikleri gruplar üzerinden Alevi Halkın aslen Kürt olduğu, Aleviliğin de Kürt Kültürü olduğu yönünde asılsız iddialar geliştirmeye başlamış, ancak tüm bu iddialar Alevi Bilim adamlarınca tarihi anıtlar,örenyerleri,arkeolojik kazı verileri,Dünya müzelerindeki arkeolojik ve filolojik belgelerle bir bütün olarak çürütülmüştür.

Abdullah Öcalan  2013 Nevrozunda “Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına Analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun” şeklindeki “Kürtlerin Anadolu Mezopotamya Uygarlıklarına Analık yapan Kadim Halklardan Olduğu Tanımlaması” bilimsel-nesnel hiçbir temele dayanmamaktadır.  APO’nun sahiplenmeye çalıştığı uygarlık mirası Jöntürklerin de Türk adıyla sahiplenmeye çalıştığı kadim Anadolu Alevi-Bektaşi Kültür ve Uygarlık Mirasıdır.Selçuklu-Osmanlı-Araplar ve Arap Kürtler Anadolu Uygarlıklarını beslememiş,aksine yıkmış, karartmış onu yaratan Alevileri de katliam ve baskılarla asimile etmişlerdir.

Dünya Arkeolojisinde çok önemli bir kariyeri olan Ord.Prof.Dr Ekrem Akurgal Ermenilerle Kürtlerin İ.Ö 12.YY da Hitit İmparatorluğunu yıkan Trak göçeriyle bölgeye gelerek daha çok Hurri ve Urartuların topraklarına yerleştiklerini açıkça ifade etmiştir.( https://www.yolunezeli.com/?p=5282 ) İran Kur Mana’ya yerleşen bu halktan Ermeniler ata adları olan Paflagon’dan Bafıle ve Fıle, Kürdüz diyenlerse ata adları olan Bacnavi ve Bohti temelli Başan ve Boht(Botani) adlarıyla anılmışlardır.Ermeni adı, Urmiye Gölü çevresinin Hititçe ARMANU, Kurmanç adı da İran  eski KUR MANA’dan kaynaklıdır. Kürtlerin gelenekselleşmiş halk adı Kurmanc’dır. Kürt Milleti kavramı Ulus Devlet kurgusudur.Kürt kavramının aslı Karda’lı  yani Zagroslu halklardır ki, orada sadece Kurmançlar değil kadim dünyanın tüm halklarından kalıntılar vardır ve Kürtler  bölgede karşılaştıkları Sümerler-Hattiler-Hurriler-Luviler-Urartular gibi kadim halklara karışarak Ermenilerden ayrı olarak  önemli oranda yerli kültür(Zerdüşt vb.) ve insan karakteri kazanmış, ancak bu niteliği Siyasal İslamla kaybetmişlerdir.Asılları ne olursa olsun Anadolu ve özellikle de Avrupa’da uygarlık yüzü görüp daha çok Anadolu Alevileri ve Aleviliğin aydınlık yüzüyle tanışan Kürt ve Türk Gençliği’nin BOP’un talebi olan İslamlaşma macerasıyla İslam Bayrağı altında toplanmak yerine  Anadolu ve Mezopotamya’nın-Hatti-HÜDA’nın Uygarlık Güneşi altında kadim halkımızla eşit insan haklarıyla bütünleşmeleri konusunda irade göstermeleri gerekir.

Zira İslam’ın Kitabı Furkan ve Mushaf, Kur’an adıysa , Sümer’in “E.KUR- E.ANNA’ sıdır

Arabın Kerim’i ,Hitit’in E.Karimmi’si,

Allah kavramı da,Zazaca ELİ HOMA, İbranice formuyla ELOHİM,  Sümerli Ata Tanrı EL ve HADAT’la yani HÜDA’ yla aynıdır.  

Kürtler(Bacnavi-Bohti) Üçbin ,Türkler (Selçuklu ve Osmanoğulları) bin yıldır topraklarımızdalar.Artık ne Bosnalı ne de Orta Asyalı karektere sahip değiller.Hızla Anadolulaşmaları-yerelleşmeleri gerekir.Bir ağaç dikildiği topraktan beslenmezse çürür ve kurur.Köklerini üzerinde yaşadığı topraklara salmayan halklar da  çürümeye, yokolmaya mahkümdür. Ortak yaşam ormanımızı kesip doğramak ,yakıp yoketmek yerine  hep birlikte  bir ağaç gibi tek ve hür , bir orman gibi kardeş olma zamanıdır.

 Sonuç:

Bu makalenin içeriği üzerinden PKK’yle yaşanılan silahlı sürecin iç yüzü , örgütün kuruluş amacı, gerçek işlevi ,küresel güçler ve ırkçı iç mihraklarla ilişkisi üzerinden bir çok okuma yapılabilir. 40 yıldır süren katliamlar ,ülkemize verilen ekonomik kayıplar, gençlerimizi dağlara ve yurt dışına kaçmasını sağlayan siyasi düzenekler, kaybedilen toplumsal barış ortamı vb. Kürt-Türk adıyla yaşanan mücadelenin perde arkası ancak bu zeminde kavranabilir.

Alevi Bektaşiler Anadolu-Mezopotamya topraklarıyla yerli uygarlıkların asli sahibidir,  Kadimden Ortak Anvatanın yönetimi,ekonomik,kültürel ve siyasi yapılaşması dahil her türlü projede diğer halklar gibi Siyasi Taraf ve Çözüm Ortağıdır.Alevi-Bektaşi Halkın dışlanarak geliştirildiği hiçbir proje ve argüman kabul edilemez.Kimin eliyle olursa olsun Kadimden ortak Anavatanın bölünmesi, topraklarımız ve toplumsal yaşam kaynaklarımızın  Küresel emperyalizme peşkeş çekilmesini kabul etmeyiz.Halk olarak ne “Türke yakın-Kürde uzak” ,ne de “Kürde yakın -Türk’e uzak” değiliz. Anadolu, kadimden günümüze dünya halklarının ortak nesil ve kültür harmanıdır.Kadim halk Aleviler bu nedenle ırklarüstü nitelik kazanmışlardır.Irkçılığı ve dinciliği kesin bir dille reddediyoruz. Unutulmamalıdır ki Hatti Uygarlık Güneşini göklere kaldıran Alevilik, yarattığı kültür ve uygarlıklarla insanlığı yücelten evrensel ölçekte bir barış ve insanlık abidesidir.Aleviler olmadan Anadolu ve Mezopotamya’da  birlik beraberlik düşünülemez.Bizi asimile etmekten vazgeçin.Çünkü;Anadolu’ya işgal veya barışçıl yollarla gelen halkların tamamı  uygarlıkçı kültür mirasımızla kimlik ve kişilik bulmuştur.Bin yıldır bu mirası kendi tekelinize almaya, kendileştirmeye çalıştığınızı biliyoruz.  

Alevi-Bektaşi Halka Uyarı: Önümüzdeki süreçte her ne olursa olsun Ezeli ve Ebedi Anavatan Anadolu’ya,Anadolu Mezopotamya’daki binlerce yıllık kültür ve uygarlıklarına, buradan doğan Anadolu Alevi-Bektaşi Halk ve Millet Kimliğine, Kadim Dersime ,Fırat-Dicle Kaynaklarına sım sıkı sarılalım. BOP , Çöl macerası bizim için felakettir. Unutmayalım ki, karşımızdakiler-yoldaş gözükenler siyaseten ırkları ve dinlerine sarılmışlardır.Burada bize göre bir gelecek yoktur!

NEO OSMANLI-TÜRK-KÜRT İSLAMIN HUKUKU ŞERİATTIR ,BUNU ÇOK İYİ DÜŞÜNMELİSİN !

Nüfus cüzdanlarına çift sayılı kot verilmesi iddiası,Alevi konutlarının işaretlenmesi, Alevilerin devletin yasama, yürütme ve yargı içindeki yoksunluğu ,CHP -HDP içinde işlevsiz olarak depolanması,Anadoludaki Alevi nüfusun Alevi kisveli Dernek ve Vakıflarca yerleşme ve adres bazlı tesbiti, Ermeni Sürgünü, BOP’un ülkeler arası nufüs kaydırma-değiştirme planları vs. bir çok yönden düşünüldüğünde bu kamplaşma ortamında Osmanlı Dönemi katliam ve sürgünleri gibi büyük ölçekli uygulamaların akılda tutulmasını gerektirmektedir. Bu nedenle sadece kendi varlığımız ve güvenliğimiz için acilen kültürel ve siyasi birlik sağlanmalıdır.

Aleviler Açısından ideal çözüm ; KADİMDEN ORTAK ANAVATAN ANADOLU-MEZOPOTAMYA TOPRAKLARI ÜZERİNDEKİ HALKLARIN (TÜRK-ALEVİ-KÜRT) ORTAK MÜLKİYET, VARLIĞIN BİRLİĞİ İLKESİ , EVRENSEL KÜLTÜR VE IRKLAR ÜSTÜ TEMELDE EŞİT İNSAN HAKLARIYLA BÜTÜNLEŞTİRİLMESİDİR.

YÜCE DERGAHIMIZIN DÜSTURUYLA BİR ,İRİ VE DİRİ OLMAK ÜMİDİYLE,

22 Kasım 2020  ,