ANADOLUNUN KADİM HALKLARI-ALEVİ VE KÜRT KİMLİĞİYLE İLGİLİ TARİHİ BELLEK 01.05.2015

ANADOLUNUN KADİM HALKLARI-ALEVİ VE KÜRT KİMLİĞİYLE İLGİLİ TARİHİ BELLEK 01.05.2015

(Dikkat.Noter onayıyla telif hakları tarafıma aittir,İzinsiz kullanılamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz)

hiiti güneşi

HATTİ GÜNEŞİ- ANADOLU’NUN  SANCAĞI

(BOĞETİJİ =ALEVİSTAN -BEKTAŞİ-GAVESTAN)

Kemal SOYER

Y.Mimar-  Kültür Bakanlığı Emekli Genel Müdürü

Bu yazı,Anadolu-Mezopotamya kadim halklarının kimliklerine yönelik oluşturulan bilgi kirliliğini önlemek,konuyla ilgili gerçeklerin çivi yazıları ile somut arkeolojik-kültürel mirasa dayalı bir bellek üzerinden tartışılıp kavranılmasını sağlamak, bu temelde sağlam belgelere dayalı tarihi savlar, barışçıl talepler ve sorunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirilmesine katkı vermek amacıyla hazırlanmıştır.

Anadolu’nun Adı ve Sancağı:
Anadolu’nun yazılı belgelerdeki en eski adı Hititçe “Tanrı Yurdu” anlamındaki “KUR URU HATTİ” ile Akadca MAT HATTİM‘dir.Hitit ve Hatti adları Anadolu Fırtına Tanrısı Hadat’tan  kaynaklı olup, günümüzde Hüda, Hüdey, Xweda Xwededa ve Hüdeyda gibi okunmaktadır. Ülkemizin “Anadolu” adı, Sümer Gök Tanrısı An, eşi Antu, Tanrı Enlil ve ilk insanın “Lulu” adından oluşmaktadır. Gök Tanrısının “Aluwi-Ali” veya “El”, Ülke Tanrısı Hadat  ve Enuma Eliş adlı varoluş destanında adı geçen ilk insan “Lulu” adları temelinde Anadolu Kıt’ası ile Kİ.ENGÜR denilen Dicle-Fırat arası topraklar tanrının halkı anlamına gelen “Hatti Lulu” veya “Aluwilerin” yurdu olup, Alevi adı,”Ezel Ali-Ahir Ali” denilen Gök Tanrısı Ali’ye bend olmuş halkları ifade etmektedir. Bu adlar yazının başındaki “Hatti Güneşi” denilen “Anadolu Sancağı”yla ifade edilmiştir.

Tanrıyı sembolize eden Hatti Ülkesinin sancağı; boğa başındaki güneş ve evrenden oluşmaktadır. Bir ata sözü haline gelen“Dünya sarı öküzün boynuzundadır. Başını sallarsa deprem olur”sözü ,İ.Ö.2100-2200 arasına tarihlenen yukarıdaki güneş kursuyla ifade edilmiştir. Sümerce semavi boğa GUD ALU, Lolca öküz ”ga ve boğe”, güneş “Tiji”, güneşin doğuşu “estan”, tanrıyı taşıyan güneş direk “ustıne”veya “istanana” Hattice Güneş Tanrısı Estan, Hititçe İstanu olup, tanrıyı sembolize eden boğa başı Aluwi, Ha, Hadat veya Adat olarak okunan “W” şeklindeki yıldırım   hiyeroglifiyle yazılmıştır. Bu içeriklerle “Boğe Tiji” kavramı BEKTAŞİ adının, ”ALU-W-İSTANU” yazılımı Alevistan adının, güneş boğa anlamındaki ”Ga” ile “Estan” güncel  “Gavestan” kavramının , güneşin sarı yıldız sanı olan “Zer ile Tiji” veya” Astaro Zerd” sıfatı “Zeredost” ıle “Zerdest”adının, Hadat adı, tanrı yurdu anlamındaki Hatti Ülkesi adının temelidir. Evren,gök cisimleri ,dünya,üzerindeki dağlar ve insanlar bir bütün olarak Tanrı taşıyıcısıdır.Bu gerçekle Tanrı Yurdu olarak KUR URU HATTİ adıyla belirtilen Hatti Ülkesi, Güneş Tanrısının taşıyıcıları olarak ifade edildiğinde güneşin çocukları olan Anadolu-Mezopotamya halkları Yezdani, Ezdani , Ezidi ve Asitani adına konu olurlar.Bu ad, Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nın ASİTANE adı, Hititlerin Yazılıkaya Tapınağında görüntülenen  Bektaşi Tanrı Teşu Baba ve onu taşıyan iki dağ tanrısının adıyla sabittir. Her halkın üzerinde yaşadığı toprak onun varlık nedeni olan Tanrı Eli ,güneş temelli İLİ, Ostan’ı ve “Tanrı Asitanesi”dir. Hatti Ülkesi tanrıya Hüda, Xwededa, Xade diyen Toros-Zagros halklarının yaşadığı Anadolu-Mezopotamya-Azerbaycan-İran ve Kuzey Suriye topraklarının, eski dünyanın adıdır. Dicle Fırat kökenli halkların oluşturdukları Sümer Ülkesi eski dünya-Kainat imgesinde değer bulmuştur. Tanrının Hititler Dönemi “Bin Tanrı” sanını taşıyan ve Ali’nin kendisi olan “Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli”de ezelden ebede velayet  mülkü olan Anadolu topraklarının  sultanıdır.

Çivi yazılı belgelere göre :

 Anadolu’nun eski adı : Mat Hattim – KUR URU  HATTİ (Tanrı Yurdu-Xweda-Hüda Yurdu)

Fırtına Tanrısının kült merkezi olan Toros Dağı ve Komana Şehri temelinde adı ;Tarukomana ve Komün-ü Ali’dir. 

Sümer Ülkesi -Dicle-Fırat arası Mezopotamya : Ki ENGUR

Dicle’nin eski adları : Hurrice Aranzah,Akadca; İdiglat(Id. Gal Haddu) ,

Fırat’ın eski adları : Sümerce :Buranum,  Akatça; Purattu, Hititçe;  Mala,

Sümerce insan  : LU

İnsanoğlu  : DUMU.LU.ULU.LU (Dumu; çocuk, ilk insan :Lulu-Dımıli )

Dağlar  : KUR, Hattice-Zazaca  Dağ :KO

Dağ Tanrısı :d.KUR  veya d.HUR= Kurti veya Hurdi, Zazaca güçlü kuvvetli dağ adam manasında Xort ,insan başlı ikiz dağ tanrısı Sümerce Karda Lulu,Zazaca Xorte Delal, Güneş Tanrısına adanan dağ ; Hattice d.KUR-Tİ ESTAN yani çift tepeli Yezdan Dağı adını alır. KURDİSTAN Anadolu’nun Hatti Güneşiyle bilinen “Güneş Yurdu”anlamındaki  adıdır.Etnik bir anlamı yoktur.

Zagroslar : KARDA-KO, KARDA LULU ve TURUKKU LULU (Guti, Lulubi,  Turukku  ve Karda Dağları-Kardaka, KUR DUKU,Karadağ, Karacadağ, Taruko=Boğadağ,)

Toroslar: TARU-KO(Tarukomana-Türkmen Dağları),

Sümerce tanrı : dingir(d.Engür) ,Akadca İlu,

Hurrice tanrı : Hüda,

Hititçe Anadolu ülke tanrısı : Hatti(Hüda-Xweda ile Ana Hatti / Anahita)

Sümer gök tanrısı: An-Enlil(El) = En-e Lola,Eli,Ali,Oli,

Su-Toprak ve Bilgelik Tanrısı: Enki

Fırtına Tanrısı : Baal Hadat-Tarhun .

Hatti Güneş Tanrısı : Estan,İstanu (Ezda ,Ezdi,Ezdan ,Asitane, Ali- Şir-i Yezdan)

GÜNCEL VE TARİHİ ADLARIYLA ANADOLU-MEZOPOTAMYA OTOKTON  HALKLARI

Not: Bu çalışmada Anadolu-Mezopotamya otokton halkları ile Alevi halkların tümüne yer verilmemiştir.

Hatti-Hitit-Luvi,Tarukoman ve Turukkuum Halkları: 

Anadolu Gök Tanrısı’nın Ali, Fırtına Tanrısı’nın Taru, Hatti, Hadat ve Hüdeyda gibi okunan adları ile tanrıların anası Hatem Ana’dan adlanan Anadolu’nun otokton Alevi halklarıdır.Bu halkların günümüzde yaşayan adları;Hatti-Lulubi temelli Xıdan-Lolan,Hattuşa’nın adıyla Xıdıj, Tanrının Aluwi adıyla Elavi veya Alevi, fırtına tanrısının Taru ve kült  merkezi Komana  adıyla Tarukoman, Terekeme ve Türkmendir. Hatti Devleti “Komün-ü Ali” nitelikli bir tanrı devleti idi. Devletin  merkezi Kızılırmak kavisinin içindeki topraklarda, beylikler dönemi başkenti Kayseri Kaniş’te idi.İmparatorluk döneminde Anadolu’yu Hattuşa’dan, Kuzey Mezopotamya ve Suriye’yi Gaziantep-Kargamış’tan yönettiler. Kenan Ülkesi ve Hurrilerle bütünleştiklerinde Asur ve Mısırla sınırdaş oldular. Akad ve Asur’un araya girmesiyle Sümerlerden kopan Hattiler ile büyük Hitit İmparatorluğu özü, sözü ve yaşam biçimiyle Alevi idi.Bin Tanrılı Halk (Binali) sanıyla anılan Hititler,Hattiler ve Luviler adlarını Tanrı Hadat-Ali’den alan kardeş halklardır. Hatti, Hadat ve Hitit şeklinde yazılan tanrı adı, Luvice (Ha) Data (Hadat), günümüz Aleviliğinde Hüda, Hüdeyda-Xwededa ve Dede, Ali ile Aluwi adı da Alevi olarak anılmaktadır.

Fırtına Tanrısı Baal İSKUR ile Hattili Kaşgaların adı Kaçkar Dağları, Goşkar Baba (KO’E İSKURİ) ile Koçkiri adlarıyla, Hititlerin Pala Bölgesi günümüzün Bolu ile Palu yer adlarıyla, Gök-Fırtına Tanrısı Taru ile gök anlamındaki“ SAMU” adları Dersim adıyla,Fırtına Tanrısının Tarhunda adı Dersimin eski adı Derxene, Malatya’nın Darende, Bingöl Genç’in Daraene ve Muş’un Taroni veya Taron adlarıyla yaşamaya devam etti.Jön Türkçüler Anadolu halk adlarıyla birlikte kalıcı bir hafıza kartı niteliğindeki etno-kültürel coğrafyasını yeni isimlerle Türkleştirdiler.

Luvi-A(Alevi Ülkesi):Toroslar boyunca uzanan Alevi Ülkesi.Büyük Hitit İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Anadolu halkları Toroslara, Zagroslara, Dersime ve Tanrı Ali’ye sığınıp etno-kültürel temelde kendilerini Alevi adıyla ifade ettiler. Luvi yazılarındaki Luvi-A adı Alevi olarak okunmaktadır.

Sümerler: Ülke adı Ki-Engur.- Hünkar Yurdu. Halk adı ise ülke adından kaynaklı olan  Kengerlü ile ilk insan LULU ve  İd.MALA  adlı Fırat’tan  kaynaklı   Lulu-Dımıli (DUMU. LU.ULU.LU) .Dicle-Fıratın doğuş kaynaklarından Basra Körfezine uzanan bölge.Dünyanın en büyük uygarlığını yaratan bu halk gerçekte Hatti Lulu-Hurri Lulubi veya Dımıli adıyla anılan Alevi halktır. İnsanı tanımlayan ZA-ZA Sümerogramı “Lulu”şeklinde okunmaktadır. Lolan, Dımıli veya Zaza adıyla anılan halk, Sümer Döneminde olduğu gibi günümüzde de Dicle-Fırat kaynaklarındaki  kadim ana vatanında kendine özgü ana dili ,kültür ve inançlarıyla yaşamaya devam etmektedir.

Guti–Lulubi:Günümüzün Lolan, Dımıli ve Gutan Aşiretleri. GUTİ halk  adı  semavi boğa “GUD ALU” kökenlidir. Akadlarca Sümer ovalarından Zagroslara sürülen bu halk Urumiye Gölü’nden doğuya doğru Süleymaniye, Kerkük, Halepçe, Raniya Ovası, Sarı Puli Zohap ve Kirmanşah şehirlerine uzanan topraklarda bağımsız devlet olarak hüküm sürdü.Atalarına ait Sümer toprağını Akadlardan geri aldı. Medler döneminde de katliam kültürüyle bölgeyi kana bulayan  Asur’u tarihe gömdüler.

Hurri-Muşki veya Hurri Mukis:Hurri adı evreni derin mağara, küre, güneş, hür oğul ve hürriyet anlamına gelmektedir. Hatti ve Sümerler gibi Anadolulu olan  Hurri Mitanniler Asur ve Mısır ile sınırdaş idiler. Başkentleri Vaşşugani idi. Hurri Mitanni Halkının  bakiyeleri Hurri Mukis adıyla Xormekıj, Mitanni adıyla da Metini Aşiretleridir. Hurriler Hititlerle birleştikten sonra Anadolu halkları Hatti-Hurri temelli adlarla 72-73 Millet olarak anıldılar .Hurrili Tanrı Teşup’un adıyla bu halk Bektaşi lakaplıdır. Diyarbakır Doğusu ve Güneyi Hurri Mitanni-Hatay Bölgesi Hurri Mukis adıyla bilinir.Son yıllarda “Bir el Kitabı-Kürtler” adlı kitabında Prof. Mehrdat İzady Hurrileri diğer halklardan ayrı olarak Kürt Halkının ataları olarak değerlendirmiştir. Varlığın Birliği ilkesine aykırı olan bu sav, aşağıdaki içerikle değerlendirilmelidir.Hurri kavramı göksel indeki dünya gibi küreleri, Kurti kelimesi de Zazaca xorti  diye okunan d.HUR veya d.KUR formunda Dağ Tanrısını tanımlamaktadır. Hattuşa Yazılıkaya Tapınağı rölyefleri arasında Fırtına Tanrısı Teşup’u Hattice-Zazaca “ustıne” denilen direk ve “xor” denilen bacakları imgesinde taşıyan insan başlı iki dağ tanrısı Sümerce”KARDA LULU” adıyla ifade edilmektedir. Bu imgede Lulu adlı insanoğlu, gök dağlar (küreli alem), üzerinde yaşadığı dünya ve tanrıya adanmış ulu dağlarla birlikte tanrının taşıyıcısıdır. Kar-da, Kur-dı veya Kur-ti kelimesi Zazaca ve Kurmanci “Xort” kelimesiyle yaşadığı gibi,  tanrının ve taşıyıcısı olan dağların genç ve güçlü niteliğini tanımlamaktadır. Hurri adı, Hari ,Hori ve Hormek adıyla yaşamaya devam etmektedir. Hurri, Hatti, Hitit ve Sümerler Anadolu’nun asli sahipleri olan Alevi halklardır.Sümerce dağ kavramı KUR temelinde “küre” ve “Koca Karı” denilen Dünya Ana sadece QUR denilen dağ çocukları değil, LULU adıyla tanımlanan tüm insanları ve varlık alemini taşımaktadır. Özetle Sümerce olan KÜRT kelimesi tanrıyı taşıyan güçlü dağ demektir. Kurd adını aşıran veya edinen halklar bu dağın tanrısına ait kadim Alevi ritüellerini de edinmiş olsaydı bugün Alevi ve Kürt ayırımı olmazdı. Ancak Kurmac halkı bünyesinde EKRAT adıyla kamufle olmuş Arap gelenekleri nedeniyle diğer İslamcı kesimler gibi Aleviliğe- Ezidiliğe  dost değildir.

Elam(Hatamti):İran Kirmanşah ve İlam’daki Hatti Halkı(Ehli Haklar, Yarsaniler, Kakailer  vb.) Sümerlerle çağdaş olup eş değerde yazı ve uygarlık yarattılar.

Asurlar: Tanrıları Assur’un adıyla adlanan bu yerli halk zaman içinde çöl halklarıyla karışarak özgün kimliğini yitirdi.Anadolu-Mezopotamya otokton halklarına özellikle de Alevi olan Hatti-Hitit ve Hurri halklarının  düşmanı haline geldi.Hitit kralları Asur krallarını büyük kral ,halkını da kardeş olarak görmedi.Bölgeyi katliam ve gasp kültürüyle yöneten Asurların katliam kültürü aynı bölgede yaşayan ardıllarına geçti.

Kassium-Kasit:Hitit Kralı Murşilin Babili yıkmasıyla yönetime getirdiği Hattilerle akraba halk. 500 yılı aşkın süreyle Babili yönettiler.Kassu veya Kasitler Lolanların Kasımam koludur.

Turukkular(Turukku-Terekeme-Türkmen):Kaz Dağları-Toros ve Zağroslarda yaşayan  Alevi Halklar.Anadolu Fırtına Tanrısı Taru ve kült merkezi Komana’nın adıyla günümüzde Türkmen  adıyla anılmaktadırlar.

Guranlar: Sümerce E’.KUR-E’.ANNA adlı tanrı tapınakları  “KUR-AN”, GUR-An ve GORANİ formuna girmiştir. Sümerce Kelhur (KAS KAL KUR) adı taşıyan  taşıyan Guranlar-Zaza-Lulubi kökenlidir. Zaza kökenli olan Sasani’lerin başkenti GUR’un adı da bu temelden sağılmıştır. 

Ezidiler : Hatti Güneş Tanrısı Estan, Sümer Tanrısı Enki’nin yeşeren-yeşerten sıfatı ”ajdar”, Tanrıça İştar, Tanrı Ezda veya Yezdan ile Yazı Tanrıçası Nisaba’yla bağlantılı olarak Tanrı Nabu’ya adanan “Ezida” adlı tapınaklarla varlığı bilinen  Lulubi kökenli halk. Şengal Dağları’nın Asur Dönemi adı güçlü kale dağ veya dağ tanrısı Kur/Hur içerikli“Mat Kur-ti” olup, adandığı Hatti Güneş Tanrısı Estan’la birlikte“Hurdi/Kurdi Ezdan” yani “Tanrı-Yezdan Dağı” adıyla anılmıştır. Bu temelde Alevi ve Ezidi halklar Anadolu-Mezopotamya’ nın güneş uygarlıklarının yaratıcıları ve Yezdan tanrının taşıyıcılarıdır. Anadolu Alevileriyle Ezidilerin Güneş Kültünden kaynaklı tanrı sembolleri Hatti-Hitit Dönemi Kanatlı Güneş Tanrıları, güneş kursları temelli sancak ve bayraklar, devamında kanatlı tanrı Ahura Mazda, güvercin donunda uçan Hacı Bektaş-ı Veli ile güneş, evren ve tanrıyı tavus kuşuyla sembolize eden Melek-i Taus(Tiji) motifleriyle yaşamaktadır. Luvilerin “Anni Masanni” dedikleri “Büyük Tanrılar” kavramı güncelde “Hüda Mazın”,Musevilikte “Mason”dur.

Asitane:Hatti Güneş Tanrısı Estan’nın  adı “Yezdan”la tanrıyı, “ustune-sütun” formuyla güneş direği “Asitane” formuyla da Hacıbektaş Asitanesi gibi tanrı evlerini  karşılamaktadır. Ezidilerin Şeyh Adi tarafından kurulduğu belirtilen dini merkezi “Laliş-e Nurani“adı da yaratılış destanlarında adı geçen ilk insan “Lulu-Luli” veya “Lulubi” temelli “Lolan” halkının Zazaca “Lolıj” sanıyla aynıdır.Anadolu Alevileri ile Ezidilerin inançları Bin Tanrı lakaplı “Hızır”,“El” veya“Oli”,Fırtına Tanrısı Adad veya Hadat ile güneş Estan kültünden kaynaklıdır.

Estan-İstan-Ostan:Persçe eyalet anlamındaki“ostan”terimi Hattice güneş, tanrı ve doğuş anlamındaki “Estan” ile paralel olup, Kohistan  veya Kordestan adı da güneş-tanrısıyla güneşe adanmış dağ-ülke  ve Güneş Tanrısını taşıyan dağ ve insan anlamındadır. Kurdi Estan, Kurdi Ezdan,Kazakistan, Başkırdistan,  Pakistan ve Hindistan gibi “istan” ekiyle ifade edilen ülke adları güneş-doğuş ve varlık (esta) içeriklidir.

Kurmanclar;Trakya ve Balkanlardan gelen Halk: Anadolu Uygarlıkları konusunda bilim adamlarınca bir otorite olarak kabul edilen Ord.Prof.Dr.Ekrem Akurgal Hatti ve Hitit Uygarlıkları eserinde İ.Ö 1200 tarihlerinde Anadolu’ya balkanlardan göç eden Avrupa kökenli boyların bir bölümü,örneğin Kürtler ve Ermeniler Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya, genellikle Hurrilerin ve onların devamı olan Urartuların topraklarına yerleştiler. Sonradan buralara Akkoyun , Karakoyun ve Avşarlar gibi Türk boyları geldiler. Bugün Doğu Anadolu’da oturan topluluklar Hurrili, Avrupalı ve Orta Asya kökenli toplulukların torunlarıdır”  diyerek Kürt Kimliğiyle ilgili tartışmalarda pek de göz önüne alınmayan çok  önemli bir gerçeği dillendirmiştir. Şerefname adlı Kürt Tarihinde Kürtlerin ataları olarak belirtilen halklar Becnavi/  Başan ve Boht topluluklarıdır. Kürtlerin Anadolu-İran halk dilindeki asıl adı Kurmanc’dır. Bu ad, Hititçe Ay ARMA’dan adlanan Urmiye Gölü  çevresinin Hitit ve Akad Dönemine özgü  “Armanu “ adından kaynaklıdır. Akurgal’ın belirttiği gibi, Balkanlardan gelen Kürtler yerleştikleri Armanu yöresinde Sümerce  KUR MANA temelli Kurmanc, Avrupadan gelerek Kastamonu-Taşköprü yerleştikleri ilk bölge adıyla Paflagon adıyla anılan halklar da sonradan yerleştikleri Armanu’dan Ermeni adını almışlardır.Bu tespitlerle Kürtlerin özgün adları Bacnavi, Ermenilerin ise Paflagon olup, kısaca “Bafıle” veya “Fıle” olarak anılmaktadır.Bu coğrafik adlarla Ermeni ve Kurmancların aynı halklar olduğu sonucu çıkmaz. Zira Anadolu’ya gelişlerinin üzerinden üç bin yıl geçmesine rağmen Ermeniler Hellen,Roma ,Pers ve  Bizansın desteğiyle bölgedeki baskın bir halk olarak kendilerine özgü ata dillerini korurken, Anadolu-İran halklarıyla  Dicle-Fırat kaynaklarında Ekrad adıyla kamufle olan Araplara karışan  Kurmanclar Zazaki, Persi, Leki/ veya Dımılki dillerinin karışımı olan Kurmanci ve kısmen de Soraniceyi konuşmaktadırlar. Çeşitli çevrelerce Kürtlerin ataları olarak iddia edilen  “Mıl”  ve”Zıl” adları ise Zazaların atalarına  aittir. Günümüzdeki Kürt nüfusun büyük bir bölümü de Hz.Ömer Döneminde Cizre Botan Bölgesine yerleştirilen ancak Dicle -Fırat kaynaklarına tutunmak amacıyla zamanla kendilerini “EKRAD” adıyla kamufle eden Arap kabileleri ile Persler ve yerli Anadolu halklarının karışımından oluşmaktadır.Örneğin Muş Hasköy,Bulanık ve Varto yöresindeki Hasanan ile Cıbran aşiretleri kökende Araptır.Hamidiye Alaylarının temel gücü olarak bölgedeki katliamlarda önemli  rol oynamışlardır.Yavuz ile Şah İsmail arasında geçen mücadele sürecinde Yavuz’a destek vererek Alevi katliamlarında yer alan  25 Kürt Derebeyi ve ardındaki güçlerin  çoğu da Arap asıllıdır.Bu işbirliği ,Selçuklu Sultanı Alaettin Keykubat ile Arap Pir Mansur Ocağı (Palu’lu-Bağınlı  Demirtaşlar)-Kureyşan ve diğer Baba Mansur Ocaklarının Alevileri Araplaştırma-İslamlaştırma faaliyetlerinin yoğunluk kazandığı  Abbasi-Türk  ve Arap-Selçuklu Siyasi  ortaklığına  dek uzanmaktadır.

Balkanlar ile Anadolu arasındaki tarihi,siyasi  ve doğal göçler temelinde Balkan haklarıyla yerli Anadolu halklarının adları ve kültürleri arasında çeşitli benzerlikler oluşmuştur. Örneğin, Avrupadan gelen Kurmancların ata adları olan  “Becnavi “adı “Basnavi ve Bosna” ,Boht olanı  ise  Cezire-Botan  adına benzemektedir.Bu iki addan ilki Avrupadaki yurtlarını,ikincisi ise  Asur denetimindeki yöreyi göstermektedir. Eski Anadolu’nun Bogomil (Boğa Mullu=Tanrı Enlil) İnancına sahip olan  Arnavutların ülkelerine ait  “ALBANİ” adı ,Dağlık Karabağ’ın Urartuca “BİAİNİALU” veya  “ALBANİA” adlarıyla aynıdır. Ermenilerle aynı süreçte Anadoluya gelip İrana yönelen topluluklar arasındaki Alboniler ile Bosna -Hırvatistan yöresinden gelen   Ermeni ve Kurmanc boyların  bir bölümünün Perslerin Yunanistan seferiyle  Balkanlara geri döndükleri bu nedenle Bosnalıların Hurri ve Kırti  adına benzeyen  “HORİON BOSENO” ile CROAT , Hititçe  Arnuvanda’ya benzeyen Arnavut, Urartuca   BİAİNİ ALU    temelli  ALBANİA adlarının  hem Anadolu  hem de  Balkanlarda  kalıcı hale geldiğine yönelik  değerlendirmeler yapılmaktadır. İstanbul Küçükçekmece Gölü Havzasındaki “Bathonea Antik Kenti”nde yürütülen 2015 yılı kazılarından Erken Hitit dönemine ait olduğu düşünülen yaklaşık 4 bin yıllık bir kurşun figürin ele geçti.Daha önceki kazılarda da Hitit ve Hurri tanrıça figürlerinin bulunmasıyla ilk kez Hatti-Hitit ve Hurrilerin İ.Ö.2.ci Binde Anadolu’ dan Trakya ve Balkanlara geçtiği yönünde kanıtlar ele geçti.Şimdi Büyük İskenderin ve Hellenlerin Anadolu ve İran’ı işgalinin ardından kurulan Roma İmparatorluğu Döneminde İ.Ö.1. YY’da ortaya çıkan Bosna Hersek, Hırvat ve Arnavutların yöredeki varlığına yönelik önümüzde beş  temel konu  var.

1-İ.Ö.1200′ lerde Anadolu’ya giren halklardan bir bölümü örneğin Kurmanclar  İ.Ö.2.ci Binde Trakya ve Balkanları kolonize eden Anadolulu Hatti,Hurri ve Hititlerin bakiyeleri olabilir mi ?diye düşünüldüğünde evet cevabı için mevcut arkeolojik veriler  henüz yeterli değildir.Ancak Anadolu ve Balkan halklarının tarihin sürekliliğinde kültürel iletişim ve etkileşim içinde   olduklarını söyleyebiliriz. Anadolu’dan 5000 yıl sonra yerleşik düzene geçtikleri  halde  Avrupalalılar Anadolu uygarlıklarını kendilerine mal etmek için yerli Anadolu halkları olan Hititlerin  Avrupa’dan geldiklerini 100 yıl boyunca iddia ettiler, ancak arkeolojik kanıtlar bulamayınca  vazgeçmek zorunda kaldılar .Şimdilerde Hititler Anadolu’nun öz varlığıdır diyorlar. Ardından Trakya ve Balkanları kolonize edenlerin Hitit-Hurri halkları olduğuna yönelik arkeolojik kanıtlar Küçükçekmece ortaya çıkmaya başladı.Benzer şekilde Jön Türkler de Hitit ve Sümerler ile  onların bakiyesi olan Alevileri Orta Asyalı Türk ilan edip Anadolu mitolojisini Türk Destanları adıyla kurgulayıp yaygınlaştırdılar. Bununla da kalmayıp Anadolu Tanrısı Hacı Bektaş-ı Veli’yi Ahmet Yesevi’den el alan bir derviş durumuna düşürerek Alevilerin Anadolu topraklarındaki binlerce yıllık varlıklarını inkar ettiler.

2-Kurmanclar Balkanlardan gelen atalarının Urmiye Gölü civarına yerleşmeleriyle aldıkları Kurmana adına rağmen  Alevi kökenli Hatti-Hurri ve Hitit topraklarını dip tarihten sahiplenme amacıyla  Kurmanc adı yerine Sümer Kökenli Karda Lulu veya “Kurd” adını kullanmaya başlamışlardır.Bu siyaset Osmanlı son dönemden itibaren başlayan Ulus Devlet tasarımlarının eseridir.Egemen güçler Anadolu Alevilerinin kendi yurt ve uygarlıklarını sahiplenmesini engellemek amacıyla Türk ve Kürt adlarıyla iki yeni yeni ulus devlet projesi tasarladılar.Çünkü Anadolu uygarlıklarını Hititler Avrupalıdır tezi ve Hıristiyanlık adıyla batıya mal etmek istiyorlardı. Kürt veya Kurd adı bu dönemden itibaren yaygınlaştırıldı.Ancak, Karda Lulu  veya Lulubilerin halk adı, KURTİ adı ise Anadolu ve Mezopotamya’nın her yerinde varlığı bilinen Sümerce d.KUR=Kurti  denilen dağ tanrısı adı  olup, tarih boyunca Alevi ve Ezidilerin  Kert-e Xızıri (Hızır Kertiği)  adıyla da andıkları ziyaret dağları kavratmaktadır..Kurmacların bu tür ziyaret gelenekleri yoktur.Bir gök küre veya Tanrı Dağı olarak Dünya, Lulu denilen tüm insanlığın atasıdır.Dağ ve üzerindeki insan ancak Kurti- Lulu adıyla ifade edilebilir.

3-Arapların Anadolu’ya girişlerinin ardından kendilerini Ekrad adıyla kamufle etmeleri, Selçuklu ve Osmanlıların sonradan kendilerini Anadolu tanrısının Tarku adıyla Türk ilan etmeleri gibi, CROAT adıyla gelen Boşnak ve Hırvatlar bölgede kendilerini Crtie’ye benzer  KÜRT adıyla kamufle etmiş olabilirler mi? Evet mümkündür. Zira dışarıdan gelen her halk, yerel halkların adı ve kültürel donlarına bürünmektedir. Ancak , Anadolu’da Tanrı Dağını ifade eden  Kurti adı, Avrupada CROAT veya Crtie formuna da girmiş olabilir.

4-Osmanlının Bosnalıları Boşnak adıyla İslamlaştırması, Bektaşilerin Arnavutları Bektaşileştirmesi ve Arnavutlar ile Hırvatların Osmanlı Döneminde eski Anadolu halklarıyla kaynaşmış olması Balkanlarda yaşanan  katliam ve sürgünlerin  temel gerekçesi olabilir mi ?Cevap evettir.Zira bu olayların  şahidi olarak  yaşıyoruz.

5-Batılı devletlerin Türkiye’nin kuruluş sürecinde Kürdistan Devleti’nden vazgeçmeleri, BOP kapsamında Anadoluyu bölerek sınırlı ve bağımlı bir Kürdistan tasarlamaları, bu kapsamda Avrupalıların Kürt Siyasi Hareketine kontrollü ve koşullu destek verişleri ile  yerel güçleri kullanarak Mezopotamya’yı işgal etme girişimlerinin ardında İskender İmparatorluğu’nun “Hint Avrupa Devleti” adıyla yeniden oluşturulması, Avrupa’nın bağrındaki Balkanlarda bir yara olarak kanayan Anadolu halk varlığının sona erdirilmesi ve çatışma içine sokulan Anadolu-Mezopotamya İran ve Suriye  halklarının Avrupa’ya karşı birleşik bir güç haline gelmelerinin engellenmesi gerçeği yatıyor olabilir mi? Bize göre hepsi doğru. Bu  tasarım ve uygulamalara bizzat şahit oluyoruz , bunlar Anadolu halklarının üzerinde  düşünmesi, tartışması  gereken temel  hayati konulardır. 

Osmanlıların Balkanları fethi sürecinde Alevi-Bektaşi Ocaklarının gönüllü öncülük yaptığı ,bu işlevin Alevilerin eskiden Hıristiyan oluşlarıyla gerçekleştiği hususu  Türk İslamcı tarihçilerce sıkça anlatılan bir konudur.Ancak olayın perde arkasındaki gerçeğin böyle olmadığı ,temel etmenin Alevilerin Hiristiyan oluşları değil, Onların Osmanlıyı kullanarak vaktiyle Avrupa’ya giden Anadolulu halklarla buluşma  ve yeniden güç oluşturma isteği olabileceği daha güçlü olasılıktır.Zira Hellen,Roma ,Bizans ve Osmanlı Dönemleri boyunca Anadoluda’ki Alevi halk varlığını azaltmak amacıyla Balkanlar, Kıbrıs, Girit,İran, Horasan ve Rakka’ya sürgünler yapıldığı bilinmektedir.

Günümüz Kurmanclarının antropolojik özellikleri göz önüne alındığında tamamının Avrupalılar gibi sarışın ve mavi gözlü olması gerekirdi.Ancak, bu özelliklere sahip gruplar olmasına karşın, çoğu günümüzde Anadolu -Mezopotamya yerli halk kültürleri ve dillerinin yanı sıra antropolojik özelliklerini taşımaktadır. Prof.Mehrdat İZADY’nin “Bir el Kitabı Kürtler” adlı çalışmasında herhangi bir kanıt göstermeksizin “Kürtler Hurrilerin torunlarıdır” şeklindeki savı, Kürtlerin etnik orjinde Anadolulu Hurrili halk oldukları anlamında değil, ancak, Avrupa’dan gelenlerin Hurri, Hitit ve Sümer kültürü edinen, kısmende kaynaştığı yerli halkların etnik özelliklerini alarak yerelleşmiş olan halklar oldukları şeklinde anlaşılmalıdır.Anadolu-Mezopotamya  ve İran  halklarının Sümer kökenli ata adları Lulu ve Dımıli’dir.

Kurda-Kuridas :Hurrice dağ tanrısı temelli d.Hur/d.KUR adıyla anılan Sincar/Şengal Dağlarındaki Hurri yerleşmesi olup, sonraları Asur’un işgaline girmiştir.Günceli tanrı kürsüsü(arş-kürş) anlamı taşıyan“Kursi/Kerse ”adlı yerleşmenin bulunduğu dağ, günümüzde de Ezidi Yurdudur. Luvi belgelerinde Şengal Dağları Bölgesi Asur Ülkesi kapsamında dağ gibi güçlü-sağlam ülke anlamına gelen “Mat Kur-ti“ veya “Mat Kuridais” adıyla anılmıştır. Güneşin arasından doğduğu iki dağ anlamındaki “KUR-DI-SU” temelli “Kuridais”adı halk diline  “Kırdasi” ve “Hartuşi” olarak yerleşmiştir. Anadolu, Mezopotamya ,Kuzey Suriye, İran ,Elam ve Horasan bölgeleri Hatti Güneş Kültü temelinde Sümerce “KUR d.UTU Sİ” yazılımıyla Kurtasu/Kırdasi ve KURTİJİ, Hurrice HARTUŞİ, tanrının “HA” Logogramıyla HATUŞİ adıyla ifade edilmektedir.

Kurdi-Kurmes adı:İki dağ tanrısı temelli Kurdi terimi, Kardaka adıyla anılan Zagroslar ve bu dağlarda Karda Lulu(Lulubi), Turukku Lulu ve Kardaki-Ka  gibi ülkeler, Hitit tanrısının kahraman -fetihçi anlamındaki “qarradu-qardu” temelli Karduha veya Tarhu gibi adlarıyla, Kırmana, Kurmanç ve Kurmes adları da, Urmiye Gölü ve çevresinim Hititçe Ay Gölü temelli Armanu adı, Tanrı Enlil’in E’.KUR adlı tapınağının E’.Hurra MAS yazılımı veya çoğul manada ülkeler anlamındaki KUR.KUR MES kavramıyla ilişkilidir. E’.Kurra veya E’.Hurra Mas adı, kartal donlu Hatti Güneş Tanrısı’nın yeni bir versiyonu olan Zerdüşti tanrı  Ahura  Mazda ve Hürmüz  formuna girmiştir. İran Kirmanşah Şehri’nin Kurmeşan adı da Ahura Mazda veya Kurmes terimiyle  ilişkilidir. Dünyanın bedeninden yükselen ulu dağlar ile dağ zincirleri dünyayı fetheden birer kahraman ile  evreni fetheden birer tanrı makamı imgesindedir. Qur ,Qurre, Xort, qarradu ve tarhu gibi güçlü ,savaşçı ve fetihçi terimleri Tanrı Enlil ile fırtına tanrılarının  ulu dağlardaki “qurkurra” ve “Taru Ko” adlı  makamlarıyla direkt ilişkilidir.Bu nedenle Zağroslarda yaşayan halklar Karda Lulu, Karda Ki-Ka(Kakai),Turukku-Terekeme ve Türkmen gibi adlar almışlardır. Kardu ile Taruku adları, dağın düğümü ile dik yamaç içerikli “Qur ile Tır” gibi dağların ortak yüce sıfatlarıdır. İ.Ö 1200 lerde Hititlerin yıkılmasyla Balkanlardan gelerek  Elam,Lur, Pers, Kasit, Lulubi, Guti, Hurri, Hatti gibi halkların meskeni olan Anadolu -Mezopotamya halklarınaa karışıp zamanla yerelleşerek Kurmanc adını alan  halkları Anadolu Dağ Tanrılarından kaynaklı  olarak etnik Kürt, Orta Asya’dan gelen karışımları da Türk olarak kabul etmek doğru değildir.Zira bu kavramlar “turab” denilen toprak ile KUR denilen dağlardan oluşan dünya halklarının tümünü ifade etmektedir. Kurmanc veya Kırmanc kavramları,Toros, Zagros Dağları,Urmiye Gölü çevresindeki KUR MANNA ile Dersim (Kırmancıya Beleqe) gibi zapedilemez coğrafyalarda yaşayan kahraman halkları tanımlar. Süleymaniye, Kerkük,Halepçe ve Kirmanşah yöreleri Sümerlerle çağdaş Lulubi Krallarının heykelleriyle de sabit olduğu gibi, eskiden Lulubi toprakları idi.Ancak günümüzde Soran, Goran, Kurmanc Asuri, Ezidi ve Türkmen gibi adları kullanan halklar yaşamaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan günümüzün İslam Kurmancları da, İdris-i Bitlisi ile Yavuz’un Şah İsmail’e karşı geliştirdikleri işbirliği sürecinde Zagros Dağlarından getirilmiş, bölgedeki Alevi-Türkmen katliamlarında önemli rol oynamışlardır.Siirt, Mardin, Şanlıurfa, Muş ,Van gibi yerleşmelerde “Ekrat” adıyla tanımlanan kitlelerin arasında yüksek oranda Arap asıllı halk yaşamaktadır.Geleneksel  Alevi bakış açısıyla Kurmanclar; geleneksel ata inancı ve kültürel özünden uzaklaşarak Arap kimliğine bürünmüş  bir halk olarak algılanmaktadır. Bu olgu, onların asker olarak çalıştıkları Asurlar ile Alevi Hititlerin mücadelelerine, Selçuklularla siyasal islam temelli ortaklaşmalarına, son olarak Yavuz ile İdrisi Bitlisi’nin ortaklaşa düzenledikleri Alevi katliamlarına kök salan derin bir siyasi sürecin izlerini taşımaktadır. Bu algının değişmesi için, Anadolu-Mezopotamya’dan edindikleri kültür ve inanç özlerine dönüş yapması beklenmektedir. Günümüzdeki  siyasal İslamcı-Irkçı Kurmanc ile Türk varlığı Alevileri ve Anadolu Aleviliğini bir bütün olarak yok etme amacı güden Siyasal İslamcı Osmanlı’nın ve onu çökerten Fransız ve İngiliz ortak tasarımı olan Jöntürkçülerin ürünüdür. Anadolu-Mezopotamya  uygarlıkları   arasında Kürt  ve Türk adıyla siyasi bir oluşum  yer almamıştır. 

İnsan olarak Kırmanc ile Kurmanc  terimi:Kurmanci ve Zazaca “xurt” güçlü, “xort” delikanlı,Qur ise konik dağ ile erkek çocuk demektir. Erkeğe  qur, kıza “qize” hitabı kullanan Kurmanc, bölgenin diğer halkları gibi insanı ilk insan “Lulu” temelinde”Lolo-Lele” sıfatıyla tanımlar. Türkülerdeki “were lolo-were lele”nidaları bu içeriktedir. Sümer, Akad ve Hurrice asker ve kahraman  kavramı “Lu Qarradu” ile“Lu Huradi’ dir.Bu kavramlar Kurmanci ve Zazaca güçlü, delikanlı, gayretli anlamına gelen“Lo Xorto” ve “Xort-e Delal” formuyla yaşamaktadır.Hititçe Kurta veya Gurta terimleri de etrafı çevrilmiş, ihata edilmiş  “kale dağ” anlamındadır.Bu diplikte “Kurda ve Gurta ”terimleri güçlü asker ve kale dağ temelinde Kırmanc ile Kurmanç insan karekteriyle uyuşmaktadır.Bu kavramlar çok ince çizgilerle Alevi özünü koruyanlarla İslamlaşmış -Sunni-Şaafi halkları da tanımlamaktadır.

Urartu: Ülkenin orijin adı Biainialu olup, yaygın olarak  kullanılan “Uruadri” adı Asurcadır. Biainialu adının günceli,Van(Baina Alu), Bingöl ve Binali’dir.Azerbaycan Dağlık Karabağ’ın özgün adı Albania, merkezinin adı Tanrı Ga-Baal ve Tanrıça Kibele’nin adıyla Kabala’dır.Arnavutların atalarının bir kesimi Dağlık Karabağ’dan göçmedir.Bu temelde  Arnavutluk’a “Albania”adı verilmiş, halk ise “Bin Tanrı“temelli Binali, “Teşu Baba” temelli “Bektaşi” adıyla anılmaktadır. Urartu’nun başkenti Tuşpa’nın adı Hatti-Hurri Tanrısı Teşup-Teişeba kökenlidir.

Ermeniler: İ.Ö.1274’de Hititler ile Mısır arasında geçen Kadeş Savaşında esir düşen bir kısım Mısır askerleri Anadolu’ya getirildi.Sonradan vebalı oldukları anlaşılan askerlerin yaydığı salgınla Anadolu’da büyük bir nüfus kırılması yaşandı.Hitit Alevi halkı ve ordusunun vebadan bitkin düştüğünü fırsat bilen deniz kavimleri ile Trak Halkları Anadolu’ya girip Mısır’a kadar uzanan coğrafyayı yakıp yıktılar. Ermeniler,Kürtler  ve Friglerin bu süreçlerde Anadolu’ya girdikleri kabul edilmektedir.İlk kez Truva Savaşında adları geçen,Karadeniz Ereğli, Zonguldak, Bartın ve Kastamonu Taşköprü yöresine yerleşmiş olan Ermenilerin halk belleğindeki  adları Paflagon‘dur. Persler döneminde Urartu topraklarına yerleştirilen bu halk, İran Urmiye Gölü’nün eski Armanu adıyla Ermeni olarak anıldı.Tanrı Dağı Hazzi kökenli Azzi-Hayasa ,Hititçe Ay arma kökenli  Armina ,Armanu veya Ermenia adları bölgenin Hatti-Hitit-Hurri ve Akad Dönemi adları olup,güncelde kullandıkları “Hayastan”adı da Sümer tanrısı Enki’nin “Haya” lakabı  ile Hatti Güneş Tanrısı Estan adından kaynaklıdır. Anadolu’nun en eski halkı olan Lolanlılar Ermenilere özgün adları olan “Paflagon” dan dolayı günümüzde de “Bafıle” demektedirler. Zaman içinde Anadolu gelenekleriyle yaşam biçimini  benimseyerek kültürel açıdan da kısmen yerelleşen Ermeniler, Osmanlıyı yıkan güçlerin kurguladıkları Büyük Ermenistan hayaliyle İngiltere, Fransa ve Amerika’yla işbirliği yaptılar. Sonra taraf değiştirerek Ruslarla işbirliği yaptıkları için batılı güçlerin kararlarıyla cezalandırılıp Anadolu’dan çıkarıldılar. Techir sonucu büyük bir katliam ve felaket  yaşayan Ermeniler Aleviler tarafından korundukları halde Ruslarla ortak oldukları işgal sürecindeki katliamlarda Varto’daki Lolan Aşiretinden de 880 kişiyi katlettiler.Bu katliamlara ait toplu mezarlardan biri Hınıs’ın Ünlüce Köyü yakınlarındadır. Ermeniler geçmişten ders çıkararak yerelleşmeli,Anadolu’nun kadim halklarıyla kucaklaşıp ebedi barışa yönelmelidirler

Alevi Soykırımı

Dünya halkları arasında en büyük soykırım Alevi-Bektaşi-Ezidi gibi kadim inançlara sahip halklara uygulanmıştır. Sonradan doğma semavi  dinlerle kamufle edilen siyasi tasarımlarla bin yıllardır üç kıt’adan işgal ve katliamlara sahne olan ,Büyük İskender, Hellen,Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Moğollardan Alevi katili Yavuz ile işbirlikçilerine, Osmanlı ve Jön Türk’ten Dersim’e, Ermenilere, yakın dönemde Sivas’a, Maraş’a, Çorum’a, Gazi’ye, Geziye, Halepçede Kürtlere ve küresel BOP-Sunni İslam Blokuyla da Ezidilere, Türkmenlere ve Suriye Alevilerine uygulanmakta olan katliamlarla Anadolu-Mezopotamya toprakları “Alkanlı-Alyeşeren”  bir yurt haline gelmiştir.

Genel Değerlendirme:

Anadolu-Mezopotamya otokton halkları gök tanrısının  Ali veya  Aluwi  adıyla  Alevi,Tanrı Karduha adıyla Kurdi,  Urartu Tanrısı Haldi‘nin adıyla Xalıdi, Hatti-Hurri Tanrısı Teşup‘un adıyla Bektaşi, Güneş Tanrısı Şamaş  adıyla ŞemsiŞemsikan,Güneş Tanrısı Estan  adıyla Ezidi ve Asitani, Tanrı Taru-Komana  adıyla Turukku, Terekeme veya Tarukoman,   Mitanni  adıyla Metini ,Kur Mitanni temelli Karmati, Diyarbakır Şehri ise Hurri-Mitanni temelli Kara Amida adını almıştır. Yukarıdaki halkların tamamı Gök Tanrısına Eli veya Ali adı veren Sümer Lulubi veya Hatti Luvi-A’lardan beri Alevi idi.Aleviler,Türkmenler  Ezidiler, Nusayriler Kurmanclar ve Jöntürkleşen halkların önemli bir bölümü yukarıdaki kadim halkların torunları sayılır. Anadolu-Mezopotamya kadim halk dilleriyle Anadolu-İran dillerinin ortak özelliklerini taşıyan Kurmanci-Zaza dilleriyle;

Kurmanc ile Kırmanc – KUR ve HUR temelli  kökleriyle:

 “xort”temelli delikanlı,

“xurt”temelli güçlü,

dağ temelli “Qur”,

“qurre” temelli  onurlu-kahraman,

“hurradi ” temelli  savaşçı insan,

Alevi adı ;Gök Tanrısı Ali ile “Lu” denilen yıldız-insan temelli evreni  uygarlık kurucu, aydınlanmacı – insan,

Ezidi adı ;güneş temelli ,yaratıcı ,rabbani halk,

Türkmen  ile Nusayri adı; ay başlı,ay ve güneş taçlı aydınlanmacı  halk,

Türk adı ;yıldırımlar, köseğiler  saçarak doğayı bereketlendiren Fırtına Tanrısı “Tarhu” nun adıyla evreni fetihçi, şimşekleriyle yakıcı, yıkıcı gibi  içerikler taşımaktadır.Hititlerde doğa ve insanın babası olarak ululanan Tanrı Tarhu, Ezel Ali’nin semavi dinlere Arap Ali adıyla asimile edilişi gibi, Romalılarca İtalya’ya Tarkon adıyla,İttihat ve Terakki Döneminde ise Fransız tarzı “Jöntürk”  ve “Tarkan”  adıyla  asimile edildi.

Bu nedenle “yıldırımlar-fırtınalar yaratan Türk’ün” ahfadına gücümüz yetmiyor! Yenilenmiş Jöntürk kimliğiyle halkına yabancılaştığından   beri dünya üzerinde sevgiyle fethedeceği bir yer bulamıyor,bir ağacın kurdu gibi kendi gövdesini kemirmeye, kendi halkının yaşam kaynaklarını tüketmeye çalışıyor. Bu nedenle “Ey Türk titre, kendine dön” çağrısı yapılan tanrının öncelikle Anadolu Alevi halkınca sahiplenilerek özüne  dönderilmesi  gerekiyor.

Hurrice-Urartuca“Papan”terimiyle Sümerce“Karda Lulu” adları Guti ve Lulubilerin yaşadıkları Zagros Dağlarını, ”Baba” terimi Babadağ, Goşkar Baba ve Düzgün Baba gibi tanrı dağlarını, ”pabanhi” ise dağlık alanı karşılar. Çivi yazılı belgelere göre Karda, Kardu, Kurtik, Kardaka, Baba Kurdi, Taru ve Turukku gibi dağ ile coğrafik terimler etnik manada her hangi bir halkı tanımlamazlar.Zagrosların Karda adıyla bölge halkları “Kardakalı”, Taru veya Turukku adıyla “Toroslu”durlar. Halkların özgün adları onların ait oldukları aşiret adlarıdır.

Millet Kavramı: 

Millet kavramı, yıldız belirteçleri “mul-lu” ile güneş “UTU” temellidir.Millet ile milliyetçilik kavramları herhangi bir ırkı içermezler.Millet, Hititçe “melit” denilen bala,doğayı bereketlendiren Tanrı Baal’e benzer.Millet, halkın arı kolonisi, anayurdun kovan,yerleşmelerin petek, evlerin birer petek gözesi olduğu imgede  arıların doğa anadan ortaklaşa sağıp ortaklaşa yedikleri bal gibidir. Milleti oluşturan insanların özü özüne,sözü sözüne, inancı doğasına-evrensel ilahi düzene uyar,millet; sevinci,kederi, kaderi ve tasası ortak olan halklar topluluğudur.Millet Kırklar Meclisinde Hakka ikrar ve imanla bend olup,  Hak ile Hak, can ile can, pay ile paydaş,yol ile yoldaş olabilen Alevi-Bektaşi,Ezidi gibi kadimden kamil toplulukların oluşturabilecekleri Evreni-Komünal bir ütopyadır.

Etnisite ile Milliyetçilik:

Dicle-Fırat halkları yerleştikleri yöreye ve tanrının bin bir adlarıyla Lulubi, Dumu Lulu,Hatti Lulu,Hurri Lulu,Karda Lulu,Guti Lulu gibi adlarla anılmışlardır. Ne Türk,ne Kürt ,ne Alevi,ne Laz, ne de Çerkez adlı bir insandan türeme bir halk veya millet yoktur.Doğa Ana’yı-anavatanı dışlayan bu sav Siyasal İslama özgüdür.Südür ve türümün kaynağı ise evren-doğa-tanrıdır.Varoluşsal temelde etnisitenin öznesi“Lulu-Dumulu”temelli ilk insan, Milliyetçiliğin öznesi ise; ana vatanına, yaşam kaynaklarına,kültürel doğal mirasa,halkına,geçmişine ve ana diline sahiplenmek, başka ülkelerin dağlarını taşlarını kutsamak yerine nimetleriyle beslendiği öz yurdunu kutsamak,doğa ve insan sevgisi temelinde birlikte üretip paylaşmak,ülkenin bağımsızlığını savunmak, yabancılara, küresel güçlere  taşeronluk yapmamak,halkının onurunu koruyup yüceltmektir.

İttihat ve Terakki Fırkasının Anadolu Fırtına Tanrısı Taru’nun adıyla eşitlediği “TÜRK” ve “ETİ TÜRKÜ” terimleriyle kadim Anadolu halklarını bir bütün olarak “Orta Asyalı Jön Türk” ilan ederek ana vatanlarına, geçmişlerine ve öz kimliklerine yabancılaştırma ideolojisi gibi, Sümer , Hatti-Hitit,Guti-Lulubi ve Urartu gibi Anadolu-Mezopotamya otokton halklarının tümünü etnik manada “KÜRT” olarak ifade etme yaklaşımı da “Jön Türk” ideolojisiyle aynı akıbeti yaşar. Küresel güçlerin kurgularına konu yüz yıllık “Jön Türk” projesiyle geliştirilen sorunlar,benzer amaç ve argümanlara konu yeni bir “Jön Kürt” Projesiyle aşılamaz.Anadolu Alevileri ile diğer otokton halklarının kültürel kimlik,  inanç, ekonomi vb. diğer yurttaşlık haklarından kaynaklı temel  sorunları da tek başına “Kürt Sorunu” adıyla paketlenip tartışılamaz.

Anadolu-Mezopotamya otokton halklarının yarattığı büyük uygarlıkları çökerten ve onların uygar kimliklerini örterek karanlığa gömen temel etmenler sonradan doğma semavi addedilen dinler eşliğindeki işgaller ile küresel güçlerce kurgulanan ulusçuluk ve ırkçılık tezleridir. Tevrat’ta “Elohim”adlı rabla görüşerek Hitit, Hurri ve Kenan topraklarını ele geçirme konusunda ahit veya sözleşme imzaladığı iddiasıyla yurdumuzu “tanrıdan vaad edilmiş kutsal toprak” olarak ilan edip işgale çalışan küresel güç, yeniden sahnededir. Tevratta çöl kavimlerine içinden bal ve süt nehirlerinin aktığı ve başında Hurilerin yaşadığı Cennet(Bar,Beri,Subaru,) olarak vaad edilen, bu temelde “Yedi kızılbaşı öldüren Cennete gider, Hurileri alır (Hatti-Hurri Halkı)”  fetvaları verilen dünyevi topraklar Sümerce Ki.EN.GİR adıyla anılan ve kaynaklarında Hatti-Hurri , Guti-Lulubi gibi Alevi-Zerdüşti-Ezidi halkların(72-73 Millet) yaşadığı Dicle-Fırat arası topraklardır. Bu ideal küresel güçlerin BOP.projesiyle yenilenmiş,bu kapsamda işgale karşı çıkan Şii,Ezidi, Alevi,Nusayri ve Türkmen halklar katliamların hedefine konulmuş,Ömer döneminde Cizre-Botan’a yerleştirilip “Ekrat” adıyla kamufle edilen Araplar  ile Siyasal İslamın güçlendirilmesi, ayrıca Amerikan başkanı Bush’un 2000 yılı İstanbul Ortaköy konuşmasıyla açıkladığı gibi ülkemizin kültürel ve demografik yapısının değiştirilmesi amacıyla da üç milyonu aşkın Suriyeli Türkiye’ye getirilmiştir.

Genç kuşağın kırk yıllık özgürlük mücadelesine karşın,geleneksel tabandaki İslam-Kurmanc Politikası değişmemiş, Öcalan’nın bölge halklarının “İslam Bayrağı“altında birleşmesine yönelik çağrıları Aleviler, Ezidiler vb. diğer laik kesimlerde büyük tepki uyandırmış, ülkede uygulanagelen küresel politikalar eşliğinde Kurmanc ,Türk ve Alevi İslam temelinde bölünmenin eşiğine getirilen Alevi Halkı da geleceğiyle ilgili yeni kararlar alma sürecine girmiştir.

Kurmanc ve Alevi Halk sorununun bizzat bu sorunların kaynağı olan Siyasal İslamcı-ırkçı tez ve misyonlarla aşılabileceğine yönelik küresel-resmi tezler ile bilinçli olarak ana yurttan ve milli gelirden eşit ölçüde yararlanamama ve diğer yurttaşlık haklarından kaynaklı temel sorunlardan soyutlanarak mezhep temelinde tanımlanan Alevi sorununun halkın inancını özgürce yaşayamama ve Cem Evlerinin yasal statü yoksunluğundan ibaret olduğu yönündeki Alevi-İslamcı savlar da kuru birer safsatadan ibarettir. Siyasal İslamcı güçlerin Anadolu’ya girişiyle Aleviler ovalarda tek bir köyleri ve ekonomik varlıkları kalmayacak şekilde katliam ve sürgünlere tabi tutulmuş, geride kalanları dağlarda yaşamaya mahkum edilerek siyasi, ekonomik ve kültürel varlıkları çökertilmiştir.Yasama, yürütme, yargı, güvenlik ve denetim alanındaki kadrolaşma sorunları ile ekonomik yoksullukları sürerken, Selçuklu-Osmanlı fermanlarıyla Alevi Ocaklarına atanan, günümüzde de adeta siyasal islamcı birer görevli gibi sisteme hizmet eden dedegan ve seyyidan  zümrenin kontrolünde İslama hizmet edecek olan Cem Evlerinin yasal statü kazanması ve sadece Diyanetin kaldırılmasıyla Alevilerin eşit yurttaşlık haklarına kavuşacağını iddia etmek  tam bir cehalet  ve aymazlık örneğidir.

Ortadoğuda küresel güçler için sorun; Musevi ve Hıristiyan güçlerin ardından Siyasal İslamın kuşatmalarına, katliamlarına ,soygun ve talanlarına rağmen ana vatanlarına, kadim kültürlerine ana dilleri ve inançlarına sahiplenmeyi sürdüren Alevi-Bektaşi-Ezidi-Zerdüşti, Nusayri ve Şii halkların devrimci-direnişçi ve devingen varlığıdır.Otokton halklar için genel sorun;Siyasal İslam temelli gericilik bağnazlık, ırkçılık, küresel güçlerin toplumsal yaşam kaynaklarını işgali, zümre devleti,yağma ve talan, işsizlik, üretimsizlik ve katma değer üretmeyen tüketim ekonomisidir.Bölgesel ölçekte ana sorun; yurt ve tarih bilincini yok eden, insanın özgürleşmesini, kimlikli yaşamı, uygarlaşmayı, yurda, kültürel ve doğal mirasa, ekonomik kaynaklara sahiplenmeyi ve birlikte üretip paylaşmayı engelleyen küresel boyutlu türbo kapitalizm ve onun körüklediği  Siyasal İslam ve ırka dayalı  taşeronlaşma sorunudur.Bu nedenlerle otokton halkların yaşamını tehdit eden bu sorunlar küresel sermaye ve siyasi taşeronlarının temel argümanları haline getirilen Ilımlı İslam Projesi ve alt başlıkları olan Türk-Kürt ve Alevi İslam tezleriyle çözülemez.

Anadolu-Mezopotamya -Türkiye  halklarını çağdaş bir güç olarak yeniden inşa edip sorunlarını çözecek yegane kültürel ve siyasi harç,bu toprakların ürünü olup, evrensel ölçekte kültürel değerler oluşturup taşıyan Alevi-Bektaşi, Ezidi, Zerdüşti ve Nusayri Halk kültürüyle uygarlık birikimidir. Bundan böyle geleceğimizi belirleyecek olan tez ve misyonlar,Anadolu uygarlıklarını karanlıklara gömen yabancı kültür ve inançlar değil, köklerini Anadolu–Mezopotamya kadim halklarıyla, onların yarattığı kültür ve uygarlık birikiminden alan,çağdaş uygarlıkçı tez ve misyonlar olacaktır.

Uygar Alevi Halkı bölgemize ,yurdumuza ve halklarımıza yönelik geliştirilen küresel tasarımlar ile bu kapsamdaki siyasi manevraların farkındadır. İnançlarıyla İslam öncesi kadim halklardan olan Aleviler Anadolu topraklarının ezelden asli sahipleridir.Alevilik İslamın mezhebi değildir.Aleviler,  Sümer, Hatti,Hitit ve Hurri gibi kadim uygarlıkları yaratan halklardır. Bu topraklarda yaşayan herkesin,her kesimin Anadolu Alevi Halk gerçeğini bu temelde idrak etmesi, demokrasi, eşitlik, kardeşlik ve birlik hesaplarını ona göre yapması gerekir.Bu toprakların her bir karışı üzerinde halkımızın diğer kesimleri gibi ortak egemenlik, birlikte  yaşam ve yönetim hakkımız vardır.Bu temel haklar her hangi bir kesimin adına veya lehine özelleştirilemez.Bu ülkede ırkçı ve dini hükümranlıklar ile bu temeldeki siyasi işbirlikleri de kabul edilemez.

TÜRKİYE HALKLARI ARASINDA  BARIŞ VE KARDEŞLİĞİN TESİSİ VE SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ  İÇİN OLMAZSA OLMAZLAR, 

  • Siyasal-doğma dinlere tutsak edilen  insan özgürleştirilmedikçe,
  • Uygarlıkları karartan yabancı-bozguncu inançlar ve ırkçılık çökertilmedikçe,
  • Diyanet kapatılmadıkça,dini inançlar kamusal alandan çekilmedikçe,
  • Bakışlarımız yabancı coğrafyalar,kültür ve inançlar yerine Anadolu-Mezopotamya’ya ve kadim uygarlık birikimlerine yönelmedikçe
  • Halkların ortak iradesi ve öz gücüne dayalı tam bağımsızlık mücadelesi verilmedikçe,
  • Yabancılara ve yerli taşeronlarına peşkeş çekilen topraklar ile ekonomik kaynaklar geri alınıp halka verilmedikçe,
  • Küresel kapitalizmin yurdumuza-bölgemize  uzanan hortumları kesilmedikçe,
  • Siyasal tarih yerine bilimsel tarih benimsenmedikçe,
  • Etnik ve dini asimilasyonlar durdurulmadıkça,
  • Mevcut halklar özgün tarihi kimlikleri,ana dilleri ve inançlarıyla ortak yaşam hakkı bulmadıkça,
  • İnsan haklarında evrensel normlar benimsenmedikçe,
  • Bu amaçlarla köklü bir aydınlanma süreci yaşanmadıkça,
  • Devletin kimliği her türlü ırkçı ve şerri yapılardan arındırılmadıkça,
  • Devlet kadroları halkın tüm kesimlerine eşit ve adil olarak kullandırılmadıkça,
  • Herkese parasız eğitim,sağlık hizmeti ve barınma hakkı,
  • Herkese iş,işsizlere  milli gelirden zorunlu yaşam payı verilmedikçe,
  • Tamamı dağlık yerleşmelere  mahkum edilerek toplumsal  yaşam kaynakları  kurutulan Alevi Halka  toprak reformuyla yeni yaşam alanları  ile gasp edilen Kültürel Mirası ve dergahları geri verilmedikçe,
  • Aleviler için birer hac merkezi olan kült merkezleri, içme suyu kaynakları ve  ziyaret dağlar koruma altına alınmadıkça,
  • Düşünceyi özgürce ifade etme hakkı uygulanmadıkça,
  • Halkların biri birileri üzerinde  egemenlik ve derebeylik kurma düşleri  bitmedikçe,
  • Halklar kendi vekilleriyle temsil edilmedikçe,ülke halkımızın ortak  iradesiyle yönetilmedikçe

Kadimden ortak ana yurdumuzda özgürlük, uygarlık,eşitlik, birlik ve kardeşlik hukuku ile bağımsızlık yaşanmayacak,beklenen uygarlık güneşi de doğmayacaktır.

SONUÇ: Türkiye halklarının  yurdun dört bir bucağında “Ortak Ana vatan,Evrensel Kültür, Eşit Yurttaşlık, Ortak Egemenlik Hakları ve Ortak Yönetim” temelinde birlikte yaşamı ile  ülke kaynaklarından eşitçe yararlanma haklarını güvenceye alan ortak toplumsal sözleşme (Anayasa), tarihi gerçekleri haz eden  çoğulcu kültürel bellek ile kültürel ve siyasi kurumlaşma ve onu hayata geçirecek siyasi irade oluşmadıkça da sorun çözülmeyecek, beklenen barış da gelmeyecektir.

1 MAYIS 2015 -ANKARA

NOT:BU SİTEDEKİ YAZILAR TELİF HAKLARI KAPSAMINDA KORUNMAKTADIR.  Kaynak gösterilmeden kullanılamaz , alıntı yapılamaz.