ALEVİLER NEYİ BİLMELİ, NEYİ İSTEMELİ

ALEVİLER NEYİ BİLMELİ ,NEYİ İSTEMELİ

Kemal SOYER-12 Mayıs 2022

Anadolu topraklarının asli sahibi olan bir ALEVİ;

Anadolu Alevi Bektaşi Halk Kimliği ile Kültürünün evren ve doğanın varoluşsal yapısıyla işleyiş yasalarına dayalı toplumsal bir yaşam biçimi ve Anadolu uygarlıklarını yaratan evrensel bir kültür ve uygarlık öğretisi olduğunu ,Alevilerin İslamın mezhebi olmadığını, Anadolu Mezopotamya topraklarının asli sahibi olarak Göbeklitepeden günümüze dünyanın en büyük uygarlıklarını yaratan kadim bir halk olduğunu bilir,

Hak ile Hak bir kimliğe sahip olduğu için,

Yalan  söyleyemez,

Hırsızlık yapamaz,

İnsan ve doğayı Hak bilir, katliam yapamaz, tanrı-evren,doğa ve insanı kavratan tarihi eserlere put deyip kırmaz,kültürel ve doğal çevreyi koruyup geliştirir, kültür mirasını yabancılara satmaz,

Kadınları baş tacı yapar, taşla recm etmez,anasını bacısını şeytan ve cin yerine koymaz,

Halkı ırk ve din temelinde kamplara ayırmaz, ırkçı  dinci toplum  yapılaşmasını  kabul etmez,

Bilim ve teknolojiyi toplum yararına kullanır,  

ABD-AB ve İngiliz uşşaklığı yapmaz, Avrupa’da yabancılara karşı ülkesini aşağılamaz, ülkesini bölmez, topraklarını yabancılara satmaz, Halkın yaşam kaynaklarını küresel güçlere pazarlamaz,

Alevi-Bektaşi Halk kimliğinin Göbeklitepeden günümüze Sümer,Hatti-Hitit-Luwi ve Hurri Uygarlıklarına  dayalı olduğunu  bilerek beşeri ve kültürel köklerini  Orta Asya, Kudüs, Mekke ve Vatikan’a bağlamaz,

Orta Asyacı Türk-Turan Projelerinin Osmanlının yıkılış sürecinde  Hindistan’a uzanan toprakları -Ticari İpek Yolunu işgale yönelen İngilizlerin Rusya’nın parçalanarak küçültülmesi tasarımıyla ortaya atıldığını ve Orta Asya kökenli olduğumuz yönünde algı oluşturan Türk Tarih Tezi’nin Batılılar tarafından Anadolu Uygarlıklarını yaratan Alevileri köklerinden kopararak, Anadolu’yu Hellenler üzerinden Avrupalılara ait kılma amacıyla kullanıldığını bilir, ancak , diğer halklarla olduğu gibi, Türki halklarla da insani ve kültürel bağların geliştirilmesi gerektiğini idrak eder, 

Musevi,Hırıstiyan ve Alevi İslam’ın Anadolu Uygarlıklarından doğan Alevi Kimliğini asimile ederek  evrensel ölçekte kültürel değerlerini kendilerine adapte ettiğini bilir,

Türkiye’deki Diyanetçi yapılaşmanın ırk ve din üzerinden siyasi erk kuran çevrelerin sürekli iktidar olması ,Siyasal İslamcı Politikalarla toplumsal bilincin karartılması ve bu yolla halkın kontrol altında tutulması amacıyla kullanıldığını bilir ve bu nedenle kaldırılmasını talep eder,

Alevi toplumunu Anadolu Mezopotamya topraklarının asli sahibi olan kadim halk olmaktan çıkarmak amacıyla; kökleri Sümer ve Hititlere dayalı Bektaşi adını örgütsel tabelalardan kaldırarak Alevileri Ali adıyla dini bir mezhep ve inanç boyutuna indirgeyen Cem Evci- Alevi İslamcı Dernek ve Vakıf yapılaşmanın da  Siyasal İslama hizmet ettiğini idrak eder,  

Bu temelde ,Batılı çevrelerce ülkemize  dayatılan ırkçı, dinci, bozguncu ,bölücü politikalara itibar etmez, ülke ve halkın bölünüp parçalanmasına izin vermez,

Anadolu –Mezopotamya halklarının  bu topraklardaki ezeli varlığını 1071’e dayayarak  kendi topraklarında işgalci konuma düşürmez,

Milyonlarca yıllık insan ve toplum yapılaşmasını belli dinlerinin doğuş sürecine daraltan dini millatlara itibar etmez, evren , doğa ve insanı varoluştan  Kabe ve Kıble olarak  görür,

Eşitlik temelinde İnsan hak ve özgürlüklerini , her kes için gerekli olan Hak ve Adaleti savunur,insan haklarını ırk ve din üzerinden, Türk-Kürt İnsan Hakları gibi  kategorize etmez, insan olma erdemiyle savunur ,

Ruhunda,toplumsal yaşam biçiminde Anadolu’nun binlerce yıllık evrensel uygarlık değerlerini  ,Hakkın evren ve doğaya yazılı kelamını, evrensel insan haklarına  dayalı ahlaki değerleri taşıdığı için vatanına, halkına ve insanlığa  ihanet etmez, 

BOP vb.küresel projelerin Anadolu ve Ortadoğu’yu  işgal amaçlı olduğunu,  kadim halkları  üzerinde yaşadıkları topraklardaki köklerinden koparıp kimliksizleştirerek küresel Batıya karşı yeni  bir uygarlık hamlesi yaratmalarını engellemeyi ve halkımızın  yaşam kaynaklarını ele geçirmeyi , sömürü ve talanı amaçlayan küresel tasarımlar olduğunu bilir,

Ülkeye dayatılan Irkçı -Türk-İslamcı sentezin ve buna dayalı tarih ve kültür politikalarının yerli ve milli olmadığını bilir, Batının Stratejik derinlikli İşgal politikalarıyla ülkenin göçmen kampına dönüşmesine, demografik yapısının kökten dinci temelde değiştirilmesine karşı çıkar,

Osmanlıya karşı birleşik bir güç olarak doğan ve yeniden Büyük İskender İmparatorluğu  hayaliyle  Adriyatikten Çin Seddine işgal  tasarımları olan  İngiltere ,AB ve ABD’nin  bu nedenle de Türkiye’yi AB üyesi yapmayacağını  bilir,

Musevi ve Hıristiyan Dünyanın edindiği evrensel kültür değerlerinin kökleri Göbeklitepe’ye uzanan  Anadolu Aleviliğine ait olduğunu bilir ve bu temelde ;

Avrupa’da  Aleviliği kendine özgü bir inanç olduğunu dikte eden  devletlerin, Aleviliği ve Alevi Toplumunu Göbeklitepe’ den günümüze 14 bin yıllık tarihi  ve beşeri varlığı ile evrensel değerdeki kültür ve uygarlık birikiminden soyutlayıp sadece inançla sınırlayarak, sonradan doğma dinler ve  Türkiye’ye Ulus Devlet Modeliyle dayatılan ırkçı-dinci yapılaşmanın  içine hapsederek Göbeklitepeye-Sümer ve Hititlere uzanan tarihi ve uygar kimliğiyle var olmasını, dünyada bu temelde tanınmasını engelleme amacı güttüğünü ,

Aleviler Siyasal İslamcı Türk veya Kürt kimliğini veya Alevi İslamcı Mezhep olduklarını kabul ettiklerinde Anadolu’daki binlerce yıllık tarihleri,kültür ve uygarlıklarıyla kadimden millet olma haklarını kaybedeceklerini, kendi topraklarında vatansız , devletsiz ve iktidarsız konuma düşen bir halkın ebediyen köle muamelesi göreceğini bilir, bu nedenle de Anadolu-Mezopotamya topraklarındaki tarihi, beşeri ve kültürel köklerine sahiplenir ve asimilasyona karşı çıkar,

Avrupa’da “Alevilik kendine özgü bir inançtır” diyenlerin bir yandan din derslerinde Arap Ali,Hasan ,Hüseyin Fatıma  vb. Siyasal İslamcı kültürü vermeye devam ettiklerini, diğer yandan da  Alevi Toplumunu  Siyasal İslamcı-Irkçı  partilerin  arka bahçesi haline getirmeye çalıştıklarını idrak ederek, 

Siyasal İslamcı-ırkçı kültürle yapılanmış toplumsal yapılar, siyasi parti ve örgütler içinde siyaset yapıldığı sürece özgürlük, demokrasi,eşit insan hakları ,bilimsel eğitim, toplumsal tarih bilinci,üretken ekonomi, birlikte üreten ve hakça paylaşan çağdaş bir bir toplum yapılaşmasının oluşmayacağı bilinciyle , sorunun çözümünün öncelikle köklerini bu topraklardan alan Anadolu Kültür ve Aydınlanma Devriminden geçtiğini, ülke halkının bu temelde irade koyabilmesi için de Alevilerin ırk ve din siyasetini dışlayan,bilime ve Varlığın Birliğine dayalı ırklar üstü nitelikte alternatif bir örgütlenme sürecini başlatmaları gerektiğini idrak eder,

Bu temelde  Siyasal İslamcı-ırkçı ve dinci yapılaşmalarla kültürel kimliklerini kaybeden  Kadim Halkların kendi toprakları üzerinde Bir,İri ve Diri bir toplumsal yapı içinde bütünleşebilmesi için  öncelikte köklerini Anadolu Mezopotamya Uygarlıklarından alan bir Kültür Devrimine ihtiyaç olduğunu bilir ve bunun için ,

Anadolu -Mezopotamya Kadim Halklarını Hatti Güneşi Çatısı altında Varlığın Birliği İlkesiyle Bilime ve Anadolu Mezopotamya’nın kendine has Evrensel ölçekte değerler taşıyan kültür ve uygarlıklarına  dayalı   ırklar ve dinler üstü toplum yapılaşması içinde bütünleşmesi için irade koyar,

Yukarıda özetle sunulan ilkesel talepler İnsan-ı Kamillerce düşünülüp eleştirilerek geliştirilebilir: 

Saygılarımla ,